Yazdır Arkadaşına gönder
Ayşe Başak KabanTürban bir simgedir. Haç bir simgedir. Kippa da bir simgedir. Hepsi ayrı bir dini simgeler. Kim hangisini takarsa, karşıdan gören hangi dinden olduğunu anlar.
 
Mahkeme salonundasınız iddialara göre sanıksınız. Karşınızda yüce hakim başında bir kippa. Öte tarafta savcı var boynunda  haç. Siz sanık sandalyesinde oturuyorsunuz avukatınız genç bir hanım türbanıyla sizi savunuyor. İlk olarak ne düşünürsünüz?
 
Ameliyata gireceksiniz karşınızda iki doktor var. İkisinden biri sizin operasyonunuzu gerçekleştirecek. Birinin kafasında türban, diğerinde kippa. İlk olarak ne düşünürsünüz?
 
Çocuğunuz okula başlıyor. Kayıt yaptırdınız. Birinci sınıf öğretmenleri ile tanıştırıyorlar sizi. Üçü de çakı gibi. Pırıl pırıllar. Ama üçünün de takıp takıştırdıklarından anlıyorsunuz ki farklı dinlere inanıyorlar. İlk olarak ne düşünürsünüz?
 
Şimdi bugünü ele alalım. Mahkeme salonunda, hastanede, okulda kimin hangi dinden olduğunun bir işareti var mı? Bilebiliyor musunuz? Hayır. Bilmemek sizi rahatsız ediyor mu? Aklınıza geliyor mu hangi dine inanıyor, Allah inancı var mı gibi sorular? Gelmez. Çünkü o an sadece işlerini doğru yapmaları ; adaletli davranmaları, sizi hastalıktan kurtarmaları, çocuğunuza iyi bir eğitim vermeleri önemli olan.
 
İşte bu nedenle dini semboller laik ülkelerde kamusal alanda kullanılmaz. Çünkü her dini simge bir ayrımcılığı işaret eder. ”Ben buyum“ der. ” Sen benden değilsen düşman bile olabilirsin” der. “Bunu takıyorum ve kendimi benim gibi düşünmeyenlerden ayırıyorum” der
 
O nedenle türban, haç, kippa birer dini semboldür. Dini sembol olduğu için kamusal alanda kullanımları  yasaktır. Bu yasağın nedeni dini özgürlüklerin kısıtlanması değil tam aksine ayrımcılık engellensin diyedir.
 
Çünkü bu ülke insanı henüz evrim geçirmemiştir. Reformlar ne toplumsal alanda, ne de dinde gerçekleştirilebilmiştir. Devrim yapmakla uygar medeniyetler seviyesine ulaşılamaz. Bize gereken devrim değil evrimdir. Bunun için ise artık çok geçtir. O nedenle kişi hak ve özgürlükleri toplum yararının gerisindedir.
 
Bu ülkede kaba deyimiyle " türban yasağı" olarak isimlendirilen bir yasak da söz konusu değildir. Yasak olan tüm dini sembollerin kullanılmasıdır. Dini semboller siyasetin içine girdiğinde, kamusal alan içine yerleştiğinde ortaya çıkacak olan karmaşadır. Bu karmaşa toplumun her kesimini derinden etkileyecektir.
 
Bugün türbanlı kızların üniversitede okuyamaması benim içinde can sıkıcı bir durum. Benim savunduklarıma ters düşüyor. İsterdim ki din sömürülmeden, kimse kimseden daha dindar olduğunu iddia etmeden, Allah ile aramızda ki kutsal bağı başka kullara bağlamadan, siyasi malzeme yapmadan yaşayabilelim. Bana kalsa türbanlı kız çocuğu da üzerinde baskı olmadan gidebilsin üniversiteye, meslek sahibi olsun ama ya sonra?
 
Ya sonrasında kızların ve erkeklerin aynı anfilerde ders görmesini istemeyenler çıkarsa? Kızlar ve erkekler ayrı dersliklerde okumaya başlarsa? Tıp fakültesinden mezun türbanlı doktorlar, erkek hastaya bakmak istemezse – ki yaşadık biz bunu – kadın erkek ayrımının sonu yok ki? Olmaz mı? İnsan aklına gelen her şey gerçekleşebilir. Tüm bu kaosun sonu nereye varır?

Tarih: 17/1/2008
8599 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri