Yazdır Arkadaşına gönder
Sevgili Puik...
Ayşe Başak Kaban
Ayşe Başak KabanPuik bizim ve annemin evinin oğludur. Puik, bir sokak köpeğidir; kırmadır, tek bir cins değildir yani. Onu tek kelime ile tanımlamak istersek melezdir. Puik’i işkence görmüş, yaralı bir halde bulmuştuk (O zamanlar yaşadığı travma her ne ise hala kabus dolu uykular uyur). Bizim sokakta, üstü branda ile örtülü kullanılmayan arabalarından birinin altını kendine yuva yapmış, insanlardan kaçarak yaşıyordu. Yaşadıkları her ne ise insanlara güvenmiyor, herkesin ona zarar vereceğini, canını yakacağını düşünüyor, buna rağmen onlara saldırmıyor, saklanmayı tercih ediyordu.

Mahallede Puik’e her gün bakan bizim dışımızda iki hanım daha vardı. Biri her sabah ona taze su getiriyor, diğeri yemek veriyordu. Aylar sonra Puik bize alışmaya, koca burunlu yüzünü arabanın dışına çıkarmaya başladı. Ona dokunmamıza izin veriyordu ama yine de yanımıza sokulmuyordu. Bir zaman sonra kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp peşimizden dolanmaya, sonrasında ise iyice yanaşmaya başladı. Soğuk ve yağmurlu bir gece onu evimize buyur ettik; o gece bu gündür Puik, bizim evin oğlu.

Ama Puik ev köpeği olduktan sonra da çok fazla değişmedi. Tanımadığı, yabancı olarak gördüğü herkese karşı olağanüstü temkinli davrandı. Eve gelen misafirlere karşı ölçülü bir asabiyetle yaklaştı; onları göz hapsine aldı, kendisini sevmelerine çok zor izin verdi. Hala da öyle... Yıllardır evimize giren çıkan dostlarımızla yeni yeni yıldızı barıştı ama hiç tanımadığı bir yabancıya karşı her daim aynı dikkatte davranmaya devam ediyor.

Puik’in unutamadığı, nerede görürse görsün hemen tanıdığı ve yıllar sonra dahi görse tanımakta yabancılık çekmediği iki kişi var; Yıldız Hanım ve Feryal Hanım... Ona arabanın altında yaşadığı dönemde su ve yiyecek getiren bu iki can dostunu hiç unutmadı Puik... Ne zaman karşılaşsalar - abartmıyorum 9 - 10 ay sonra dahi- çoşku içerisinde adeta yüzünde kocaman bir gülümseme ile onlara doğru koşar, tuhaf sevinç sesleri çıkararak ıslak burnu ile onların ellerine dokunur, adeta tekrar tekrar teşekkür eder. Vefa, onun için bir semt adı değildir. Bilakis koca kalbinin yarısından fazlasını kaplayan, gözlerinin içini güldüren onu Puik yapan, oğlumuz yapan en önemli özelliğidir.

Öyle böyle bir köpek değil Puik, çok acı çekmesine, çok canı yanmasına, çok aç kalmasına rağmen asla “önce ben” diyen bir karaktere sahip değil. Sanırsınız; yaşadıklarından edindiği tecrübelerle hareket ediyor, dürtülerini çok geride bırakmış. Kendisi çok aç olsa dahi evdeki kedilerin yemeğinden yemeyen bir köpek. Onlardan korkttuğu için değil, onlara ait olan bir şeyi yemeyi kendisine yakıştıramadığından. Merhamet duygusu inanılmaz ve sanırım anlatılamaz da... Bunu görmek gerekiyor çünkü...

Eve gelen yavru kedileri kendi bebeği gibi sahiplenen bir erkek köpekten bahsediyorum. Onları koynunda uyutan, gözlerini, yüzlerini yalayıp, temizleyen bir köpek. Vicdan denilen o kurak coğrafyanın en yeşil vahasında yer alıyor Puik’in kalbi. Kör bir kediye candaşlık yapıyor, kedilerin dakikalarca onun göğsünü patilemesine, kuyruğu ile oynamalarına ses çıkarmıyor.

Farklı kimliklere ve aslına bakılırsa hayvan türünün alt kültüründe neredeyse birbirlerine karşı düşmanlıkları ile tanınan kedi ve köpekler arasında yaşanan olağanüstü dayanışma, dayanışmanın ötesinde karşılıklı sevgi bizim evde her gün yaşanıyor. Kedi ve köpek biz insanların onlara yakıştırdığı “düşman” kimliğine hiç kulak asmıyorlar. Bu durum sokak hayvanlarım için de geçerli aynı anda yemek ve su verdiğim sokak köpeği kediye, kedi köpeğe bulaşmadan, kavga etmeden karınlarını doyurabiliyorlar; ta ki birileri -bir insan- onları kışkırtana kadar.

Ve hayvanların şöyle de bir özelliği var. Kedi olsun, köpek olsun fark etmez; hasta, yaralı bir hayvana asla bulaşmıyor, onu rahatsız etmiyorlar. Ben ömrüm boyunca sayısız kedi ve köpek besledim. Evimdekiler de dahil olmak üzere biri hariç -sevgili Miço- hepsi de sokak hayvanıydı. Her birinde vicdanın, merhametin, sevginin ne demek olduğunu bir kez daha anladım. Her biri bana insan olmanın nasıl bir şey olması gerektiğini öğretti.

Şimdi ben bugünlerde onlara bakarak insanlığımdan utanır oldum. 7.2’lik doğa afeti ile karşı karşıya kalan insanlara kimi insanların takındığı -ne yazık ki pek çoklar- tavır karşısında hayvanlarıma karşı boynum bükük, yüzüm kızarık.

Sevgili Puik, kimi insanların senden daha çok dürtüye sahip ve fakat senden daha az merhamet duygusu ile yaşıyor olmalarından dolayı endişeliyim. Seni ilk tanıdığım zamanlarda, “Senin gibi masum bir cana nasıl işkence yaparlar?” diye sorduğum zamanları, senin de kara gözlerini benden kaçırıp yere baktığın zamanları hatırlıyor musun? Ben şimdi onları tanıyorum oğlum...

Tarih: 25/10/2011
10349 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri