Yazdır Arkadaşına gönder
Sesim geliyor mu?
Emel Akçay Uzun
Emel Akçay UzunSesim, ulaşması gereken insanlara gidiyor mu? Bazen gerçekten bu konuda karamsarlaşıyorum. "Olmaz, bu haksızlık!" dedirten olaylara kimse ses çıkarmıyor.

Zaman zaman yazılarımda da belirtiyorum, hem eşim hem de 10 yaşındaki kızım disleksi ve hiperaktivite bozukluğuna sahip. Sevgili eşim için yapabileceğim çok fazla yapabileceğim bir şey yok ama kızım için tüm imkânlarımı seferber etmiş durumdayım. Bu tür öğrenme zorluğu çeken çocukların hayatını kolaylaştırabilmek bazı önlemlerle mümkün. Kızımın, okuması hala yaşıtları gibi değil.

Peki, ne yapmalı?

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ 573 Sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun, aslında bu konuyu düzenliyor. Çocuklar, tek başına sınava alınmalı, daha uzun süre verilmeli, yazılı değil sözlü olmalılar vs.

Peki, Milli Eğitim Bakanlığı, kendi kurallarına neden uymaz da Seviye Belirleme Sınavı (SBS) adı verilen yeni sınav sisteminde daha önce verilen haklarını bu özel çocuklara tanımaz?

Milli Eğitim Bakanlığı'nın SBS ile ilgili hazırladığı web sitesinde durum şu şekilde özetleniyor:

"Ruhsal ve duygusal özrü olan adaylar,(dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile özel öğrenme güçlüğü) tek kişilik salonda sınava alınacaktır. Okuma yitimi (disleksi) veya yazma yitimi (disgrafi) olan adaylara salon görevlilerinden 2(iki) öğretmen yazman/okutman olarak yardımcı olacaktır."

Yani ben size açıklayayım; disleksisi olan çocuklara daha önceden tanınan yarım saat fazla süre uçmuş gitmiş. Bu çocuklar, diğerleriyle eşit durumda değil ki! Düzeltmek için çocuğun kafatasını açıp, beynini standart hale mi, getirelim?
Büyük bir çoğunluğu üstün zekâlı ya da normalin üst sınırında zekâ seviyesine sahip disleksili çocuklar, sadece farklı oldukları için cezalandırılıyor. Veya dikkat eksikliği olan çocuklar…

Peki, Milli Eğitim Bakanlığı'nın açıklamasına gelelim. Sanki Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hediyesi gibi; Hürriyet Gazetesi'nde tam da 23 Nisan'da yayınlanmış haber.

23 Nisan 2008

Hiperaktiflere ek süre yok

Esra KAYA/ANKARA

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bu yıl yapılacak olan Ortaöğretim Kurumları Sınavı (OKS), Seviye Belirleme Sınavı (SBS) ve Devlet Parasız Yatılılık (DPY) Sınavları'nda hiperaktif öğrenciye ek süre vermeme kararı aldı.

GEÇEN yıl DPY sınavında, böyle bir mazereti olduğunu Sağlık Kurulu raporu ile belgeleyen adaylara 30 dakika ek süre veren MEB, yeni düzenleme ile hiperaktif öğrencileri tek kişilik salonda sınava alacak. Ek süre uygulamasının suiistimal edilmesinden, insanların rapor ve teşhis için farklı yollara başvurmasından yakınan MEB yetkilileri, Hürriyet'e şunları söylediler: "Ek süre verileceği duyulunca özellikle ilaç firmaları tedavide kullanılan pahalı ilaçları satabilmek için biraz hareketli olan çocuklara böyle teşhis koyduruyor. İlaçlara pirim yaptırıyor. Çocuklar sadece 30 dakika için ilaç yüküne dönüyor. Biz de bu oyunun önüne geçmek için özürlü adaylarımız dışındakilere ek süre vermeme kararı aldık."

ÖZÜRLÜ ADAYLARA ÖNLEMLER MEB, 4 Mayıs'ta yapılacak DPY, 8 Haziran'da yapılacak OKS ve 21-22 Haziran'da yapılacak olan SBS'lere girecek özürlü adaylar için şu önlemleri aldı: "Görme özürlü adaylar; okutman ve yazman eşliğinde tek kişilik salonda sınava alınacak. Şekilli sorulardan muaf oldukları için soru kitapçıkları özel hazırlanacak. Az gören adaylar, özel büyük punto soru kitapçığı ve cevap kağıtları hazırlanacak. Soru muafiyetleri olmayacak. Ortopedik özürlü adaylar, talep ederlerse salon görevlilerinden 1 öğretmen yazman olarak cevap kağıtlarında yardımcı olacak. İşitme özürlü adaylar için işaret dili öğretmeni görevlendirilecek. Ruhsal ve duygusal özdü olan (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile özel öğrenme güçlüğü) tek kişilik salonda sınava alınacak. Okuma yitimi veya yazma yitimi olan adaylara salon görevlilerinden 2 öğretmen yardımcı olacak."


Ben 23 Nisan'dan bu yana bekliyorum. Konuyla ilgili Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalları'nda bu alanda çalışan akademisyenlerden bir tepki gelir mi veya ilaç firmalarından veya ailelerden? Yok, kimseden ses seda yok.

Ey, elimizdekini avucumuzdakini döktüğümüz Çocuk Psikiyatristleri,
Ey, Disleksi Eğitmenleri,
Ey, ilaç firmaları,
Ey, Rehberlik Araştırma Merkezleri,
Biriniz çıkıp da bu raporların gerçek hastalara verildiğini,
Ailelerin soruna çözüm bulmak için ne kadar uğraş verdiklerini,
Çocukların, Türkiye'deki sistem içinde kendilerini ne kadar zorlamak durumda olduklarını,
Ellerinden alınan yarım saat ile hayatlarının sadece zora sokulduğunun,
İngiliz Başbakanının da disleksi olduğunu,
Ancak Türkiye'deki gibi vebalı muamelesi görmediğini,
Biriniz çıkıp söyleyin!

Sesim geliyor mu?

Tarih: 1/9/2008
7495 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri