Yazdır Arkadaşına gönder
Sankt Petersburg - 2
Konuk Yazar
Konuk YazarUz. Dr. Ceyhun Balcı
İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri


Üçyüz yılı biraz aşan geçmişine karşılık önceki adıyla Leningrad tanımaya değer bir kent. Gezilesi, görülesi ve ibret alınası sayısız köşesi var! Kitaplar oluşturacak ölçüde bilgi vermek de olanaklı! Ancak, yine de okurun kolay okuması için olabildiğince yoğunlaştırılmış bilgiyle yetinmek en iyisi!

Cetvelle çizilmiş gibi cadde ve bulvarları, gözlerimizin alışık olmadığı ölçüde geniş meydanları, adım başı konuşlanmış irili ufaklı yeşil alanlarıyla gezene huzur ve iç ferahlığı veren bir kent!

Leningrad’da bu kentte yaşamış sayısız ünlünün izleriyle her an karşılaşmanız şaşırtıcı gelmemeli sizlere! Dostoyevski’nin roman kahramanları bu kentte her an karşınıza çıkacakmış gibi duygusu içinde olabilirsiniz.

Puşkin gibi önemli bir şair genç yaşında düelloya girme ve yaşamını tehlikeye atma erdemi ve cesareti ile etkileyecektir Leningrad’ı gezenleri.

Şu andaki uğraşımız ilintili olsun ya da olmasın! Kimya’daki periyodik Cetvel’in bulucusu Mendeleev de adını silinmemecesine yazdırmıştır Leningrad’a!

Puşkin, Dostoyevski, Rimski Korsakov, Nabokov, Aleksander Blok adlarına müze ev bulunan ünlülerden yalnızca bir kaçıdır.

Neva ırmağının deltasında 42 ada üzerinde kurulmuş olan Leningrad sayısız köprüsü ile sözcüğün tam anlamı ile bir su kentidir!

Zaman sınırlı görülecek yer de çok olduğuna göre çaresiz en önemlileriyle yetinilecek.

Peterhof ya da diğer adıyla Yazlık Saray görülmesi gereken bir önemli yer. St Petersburg’un 35 kilometre uzağında yer alan bu saray kapalı alanlarından çok açık alana yayılmış bahçeleri, heykelleri ve su fıskiyeleri ile görkemli izler bırakacaktır belleğinizde.

Peterhof girişinde müzisyenlerin İstiklâl Marşı ve Gençlik Marşı’nı seslendirerek bizleri karşılamaları unutulmayacak anlardandı.

Heykellerin bir çoğu Naziler tarafından tahrip edildiği için yerlerine tıpkıları yaptırılarak konmuş.

Büyük Saray’da ilk girdiğimiz salonda bizler için tanıdık görüntüler vardı. “Çeşme Salonu” olarak da anılan odada Rus donanmasının Çeşme açıklarında Osmanlı donanmasını yakışını betimleyen sayısız resim izledik.


Donanma tarihi eskilere dayanmayan Ruslar’ın Baltık yoluyla sıcak denizlere açılacağını kestiremeyen Osmanlı aymazlığı ve cehaletinin bir tokat gibi yüzümüzde patlamasıydı belki de bu görüntülerle belgelenen gerçekler.

Büyük Saray’da çeşme Salonu dışında önemli sayılabilecek diğer iki salon Beyaz Yemek Odası ve Throne olarak sayılabilir.

Fazlaca zaman yitirmeksizin bahçeye çıkmakta yarar var.

Üst ve alt bahçeler bulunmakla birlikte önemli yapılar alt bahçede olduğu için zaman tasarrufu bakımından da doğrudan bu bölüme yönelmek daha akılcı.

Müzenin ziyarete açılmasıyla birlikte çalıştırılan fıskiyelerle ilgili önemli bir ayrıntıyı paylaşmak gerek! Bu fıskiye sisteminde hiçbir şekilde motor ya da benzeri aygıtlar kullanılmamış. Fizik yasalarından yararlanılarak oluşturulan basınçla çalışan fıskiyelerin heykeller bileşimi eşsiz görüntülerin yaratılmasına olanak vermiş.

“Samson Çeşmesi”nde, Rusları simgeleyen Samson ezeli karşıt İsveç’i simgeleyen aslanın ağzını yırtıyor. Rusların İsveç karşısındaki zaferinin heykelle ifadesi de denebilir.

En güçlü ve yüksek fıskiye Büyük Basamaklı Havuz’da yer alıyor.

Bir başka dikkate değer heykel de “Triton”. Samson’un Ejderha ile mücadelesini simgeliyor.

Güneş ışınlarına benzer görünümü ile “Güneş” fıskiyesi de görüntülemeye değer bir başka yapıt.

Roma Çeşmeleri de alt bahçenin çok önemli yapılarından bir başkası.

Bahçedeki fıskiyeler ziyaretçileri hiç ummadıkları anda şaşırtıcı şakalarla da karşılaştırmak için tasarlanmış. Şemsiye biçimli yapının altındaki oturma yerlerine yönelip yorgunluk çıkarmayı düşünürseniz başınıza gelecek var demektir. Aniden devreye giren fıskiyelerden fışkıran sularla bir güzel ıslanmanız kaçınılmaz olacaktır.

Venedik’tekilere öykünülerek dikilen Adem ve Havva heykelleri de unutulmamalı!

Alt Bahçe Batı bölümde yer alan “Ekonomik” çeşmeler Büyük Petro tarafından tasarlanmış. Bunca özelliğine fıskiye tasarımcılığını eklercesine!

Daha da aşağıda yine alçakgönüllü bir başka saray ve o sarayın hemen yanı başında Neptün heykeli yer almakta.

Adalardan Hare üzerinde konuşlu Peter ve Paul Kalesi’nin 122.5 metreye varan altın kaplama külahı kentin önemli silüetlerinden biridir.

Hare adası iki köprü ile Petrograd bölgesine bağlanır.

Bu bölgede yer alan önemli yapılar Askeri Müze Tatar Camisi ve Ekim Devrimi sırasında Kışlık Saray’a yönelttiği top ateşi ile simgelerden biri olan Aurora gemisi mutlaka görülmeli.

Rusya’nın bir çok kentinde “meçhul asker” anıtları ve “sönmeyen ateşler” var. Tarih bilgilerimizi tazelemek gerekirse, dünyayı kan ve gözyaşına boğan 2. Dünya Savaşı Sovyetler Birliği’nde başka yerlerdekiyle karşılaştırıldığında farklı sonuçlara yol açmış! 20 milyonu aşkın Sovyet yurttaşı yaşamını yitirmiş bu küresel felakette! Rusya’ya yolu düşen her insan evladının bu olayı anımsaması ve saygısını eksik etmemesi gerek! Kuşku duymayınız ki, bu sönmeyen ateşle simgelenen insanlar her türlü saygıyı fazlasıyla hak etmektedir. Hatta, sizin şu anda yaşamakta oluşunuz bile onların saygıdeğer cesaretlerinden kaynaklanıyor olabilir!

Leningrad’a gelip de Neva Irmağı üzerinde çalışan teknelerle düzenlenen turlara katılmamak büyük kayıp olur! Bilinen ve anlatılan mekânları bir de tekneden izlemek fazlasıyla keyif verici olacaktır.

Sankt Petersburg’a veda zamanı!

Moskovsakaya Garı’na yöneliyoruz!

Altı, üstü gerçek anlamda demir ağlarla örülmüş Rusya bu alanda yeni bir atılım peşinde besbelli!

Hızlı tren “Sapsan” bizleri St. Petersburg’dan Moskova’ya ulaştıracak!

Göz alabildiğine uzanan, tek bir yükseltinin bile sıra dışı olduğu Rusya düzlükleri. Ara sıra görülen yerleşimler göz ardı edilebilir…

Tarih: 28/7/2011
7883 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri