Yazdır Arkadaşına gönder
Sakız ağacından altın damlıyor
Saadet Erciyas
Saadet ErciyasGiden herkesin anlata anlata bitiremediği, doğal dokusu, tertemiz sokakları, tarih kokan korunmuş evleri, sokakta kapısının önünde elindeki tepsilerde sakız temizleyen yaşlı kadınları, geleneksel ürün sakızdan yapılmış bin bir çeşit gıdaları, hatta bu yıl Ağustos ayında düzenlenen 1. Mastic Festivali’yle Sakız Adası agro turizmin en güzel örneğini sergiliyor.

Şu sıralar sakızla ilgilenenler için telaşlı günlerin başladığı bir dönem. Adada Ağustos’un 15’inden sonra sakızın ilk hasadı yapılıyor. Toplanan sakızlar serin yerlerde saklanıyor. Kadınlar tarafından özenle ayıklanıp temizleniyor.

Ekonomisinin neredeyse tamamını sakız ihracatı ve sakızla gelişen turizmden sağlayan Sakız Adası’nda üretim, adanın güneyindeki 24 köyde yapılıyor. Bu bölgede yaklaşık iki milyon sakız ağacı olduğu belirtiliyor. “Ölmez ağaç” da denilen sakız ağaçları 100 yıla kadar yaşayabiliyor. Ağaçlar beş yaşından sonra verimli olmaya başlıyor.

Aile işletmeleri tarafından üretilen sakız sektöründe çalışanların daha çok yaşlı ve eğitim düzeyleri düşük kişiler oldukları biliniyor. Üretici azalsa bile, adada beş bin kişi bu işten ekmek yiyor. Avrupa Birliği tarafından 1992 yılında Menşe Adı Korunan Ürün olarak (Protected Designation of Origin- PDO) Sakız Adası’na tescillenen üründen, yılda 100 ton elde ediliyor.

Oldukça zorlu bir üretim sürecine sahip olan sakız, kilosu 120 ile 180 Euro arasında satılıyor. Kozmetikte, tıpta, eczacılıkta, gıda koruyucu madde olarak sanayide kullanılıyor.

Altın damlayan ürün mü, kereste mi?

Sakız ağacı, her ne kadar Sakız Adası’nda yetişen bir bitkiymiş gibi sunulsa da Çeşme ve Karaburun’un tarihinde hep var olan bir ağaç aslında.

Osmanlı döneminde sakızın en önemli alıcısı saray olmuş. Nefesi hoş kokutan, mideye iyi geldiği bilinen sakızı cariyeler, sultanlar alırken, kalan sakız da Arap ülkelerine gönderilmiş. Saray mutfağında sakızlı tatlılara hep rağbet edilmiş. Bugün kahvesi, kurabiyesi, reçelini yediğimiz içtiğimiz sakız, hep İzmir’den gönderilmiş saraya.

Daha çok Rumların uğraştığı sakız işi, mübadele sonrası unutulan kültürler arasına karışmış. Balkanlar’dan mübadeleyle yarımadaya gelenler tütüne, kavun yetiştiriciliğine yönelmiş. Yıllar içinde son derece değerli sakız ağaçları kereste ya da odun kömürü olarak kullanılmış. Ekonomik değeri ve yaratacağı turizm potansiyeli de nedense yerel yönetimlerce görmezden gelinmiş, önemsenmemiş.

Sakız Adası, yıllar içinde bu yerel üründen gelirini 15 milyon dolara kadar çıkartmış. Özetle biz kereste diye bakmışız, Sakız Adalı üretici “altın damlayan ağaç” diye görmüş sakız ağacını.

Çeşme Tarım İlçe Müdürlüğü’nün ilçede 1998 yılında yaptığı sayımda 250 tane olduğu saptanan ağaçların önemli bir bölümü yasal koruma altına alınmış. Ancak koruma ne yazık ki tam anlamıyla gerçekleşememiş.

Sakıza ilgi artıyor, projeler, eylem planları başlıyor

Yıllar boyunca görmezden gelinen ve ihmal edilen sakız üretimini yeniden canlandırmak, farkındalığı arttırmak için son dönemlerde farklı kurum ve kuruluşlarca girişimler başlamış durumda.

İzmir Kalkınma Ajansı Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi’nde (2014-2013) Yarımada’da yaşama geçecek agro turizm projelerinde sakız önemli ürünlerden biri olarak görülüyor. Çeşme’de, Karaburun’da, Güzelbahçe, Seferihisar ve Urla’da sakız ormanı kurulması, sakız üretici köyleri oluşturularak agro turizme kazandırılması, sakız ağacı üretiminin desteklenmesi amaçlanıyor.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ise ise kısa bir süre önce 2014-2019 yıllarını kapsayan Sakız Eylem Planı’nı açıkladı. Bu eylem planıyla Anadolu coğrafyasının kaybolmakta olan ekonomik, kültürel ve sosyal nitelikli bir değerini yeniden kazanacağı dile getiriliyor. Planın başarıya ulaşması durumunda, Dünyada en çok sakız ithal eden üç ülkeden biri olan Türkiye’nin yıllık ortalama 1 milyon dolarlık sakız ithalatını kendi üretiminden sağlaması hedefleniyor.

Yine özel bir girişimin Alaçatı’da kurduğu çiftlikte, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Ege Üniversitesi işbirliğiyle doku kültüründen sakız fidesi üretiyor. Sakıza olan ilgi artıyor, ama görünen o ki; ürünün Sakız Adası’ndaki gibi ekonomik yönden değerini bulması, bir turizm hareketliliği yaratması için daha uzun zaman gerekiyor.

Sakız yarımadada agro turizmi canlandıracak

Sakız konusunda önemli çalışmaları bulunan kurumlardan biri de Ege Üniversitesi. Dünya’da sakız ağacı üzerine doktora çalışması yapan tek akademisyen olarak bilinen Doç. Dr. Murat İsfendiyaroğlu da Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’nde öğretim üyesi.

Doç. Dr. İsfendiyaroğlu 10 yaşındaki Ege Üniversitesi Sakızlığı’nı oluşturan kişi aynı zamanda. Bu yıl Karaburun’da sakız için başlattıkları özel projeden söz eden Doç. Dr. Murat İsfendiyaroğlu, Mordoğan’da fakülteye ait olan ve aynı zamanda kamp yeri olan 4 bin 500 metrekarelik alanda sakız plantasyonu kuracaklarını söylüyor. Sakız ağacı yetiştiriciliği konusunda çok yerel bir ürün olması nedeniyle devlet desteği alınamamasının önemli bir sorun olduğuna değinen Doç. Dr. İsfendiyaroğlu, ağaçtan verim almak için yaklaşık beş yıl beklendiğini belirtiyor.

Ege Üniversitesi’nin Karaburun’da yaşama geçirmeye hazırlandığı projede, geri dönüşü zaman alan sakız ağacı üretimini desteklemek için ara tarım yapılması planlanıyor. Sakız ağaçlarının arasına yörede doğal olarak yetişen salep ve nergis dikilerek üreticinin gelir sağlaması yine agro turizmin desteklenmesi için eğitim çalışmalarının da gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Karaburun’da sakız üretiminin agro turizmle kaynaştırılması durumunda iyi sonuçlar alınabileceğini vurgulayan Doç. Murat Dr. İsfendiyaroğlu, şu görüşleri paylaşıyor:

“Çeşme’de tarımla uğraşan nüfus azalıyor. Genç nüfus bulamazsınız. Sakız ağacında en emek yoğun dönem turizmle çakışıyor. Kadınların günlük emek bedeli 100-120 lira. Sakızlığa gidecek kişi bulmak zor. Rektörümüz Prof. Dr. Candeğer Yılmaz’la Karaburun’da yapacağımız projeyle kültürel olarak yapılanı yapalım, belli alana dikilecek ağaç sayısı, ara tarımda hangi bitkiyi kullanacağız, salep mi karlı olur, nergis mi karlı olur, saptayalım dedik. Bunları ortaya koyalım, bu arada sakız ağacından da sakız elde edelim. Ara tarımıyla birlikte gelişmeleri izleyelim. Bunu agro turizmle ilişkilendirmeye çalışalım. Devlet desteği için de bir adım atmış oluruz böylece. Çünkü bu konuda sürekli destek talebinde bulunuyoruz ve hep olumsuz yanıt alıyoruz. En azından bu girişimle bir inisiyatif oluşturup harekete geçebiliriz.”

Doç. Dr. İsfendiyaroğlu, sakızın dünyada süs bitkisi olarak da üretildiğini, özellikle İtalya’da bu bitkiye çok talep olduğunu belirtiyor.

Sakız ağacıyla tanıştık

Sakız yetiştiriciliğinin zahmetli ve zorlu bir süreci olduğunu da anlatan Doç. Dr. Murat İsfendiyaroğlu ile gittiğimiz Ege Üniversitesi Sakızlığı’nda tanışıyoruz sakız ağaçlarıyla. Yanımızda hocamız olmasa, “ağaç gibi olmuş çalı” diye bakacağımız sakız ağacının yapraklarını ellediğimizde o nefis kokusu geliyor belli belirsiz burnumuza. “Sakız ağacı normalde koku vermez, ancak yapraklarını ellediğinizde alırsınız kokuyu” diyor Doç. Dr. İsfendiyaroğlu. Sakızın erkek ve dişi cinsi olduğunu, erkek ağaçtan sakız elde edildiğini öğreniyoruz.

40 ağaç bulunuyor sakızlıkta. Ağaçlardan birini çizerek sızan sakızı veriyor bize Doç. Dr. Murat İsfendiyaroğlu. Daha önce baharatçılarda satılan, yanında mum ve birkaç parça sakız olan jelatinli poşetlerde gördüğümüz sakızı, ağacın gövdesinden çıkartıp çiğnemek ilginç bir deneyim oluyor. Sakız ağacının zeytin ve bağın sevdiği araziyi sevdiğini ve kirece bayıldığını söylüyor hocamız. Ağaçların altına mermer tozu serpildiğini anlatıyor.

Sakızın tatlılarda, kozmetikte giderek daha gazla kullanılıyor olmasının talebi arttıracağına dikkat çekiyor Doç. Dr. İsfendiyaroğlu. Biosit etkisiyle mikrop öldürücü etkisi olduğunu, ultraviyole ışınlarını yansıtma etkisi bulunduğunu, sindirim sisteminde koruyucu ve tedavi edici özelliklerinin olduğunu söylüyor.

Yanından ayrılırken, sakız ağaçlarının korunmasının ancak kullanımla olabileceğini söylüyor Doç. Dr. Murat İsfendiyaroğlu. Çeşme’nin Alaçatı beldesindeki sakızlığını mutlaka görmemizi söylüyor.

Bu durumda biz de sakız konusunda yeni öğrendiklerimizi sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz…

Tarih: 14/9/2014
8790 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARIN KENT SÖYLEŞİLERİ
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri