Yazdır Arkadaşına gönder
Ravne Tüneli (Bosna Piramitleri)
Konuk Yazar
Konuk YazarEda Sijecic
Bosna Hersek


Yıllardır Bosna'daki piramitler hakkında videoları ve yazılı haberleri takip ediyordum. Bu konuda öğrendiğim her yeni bilgi ile birlikte, piramitlerin bulunduğu Visoko şehrini ziyaret etme isteğim katlanarak artıyordu. Nihayet bu sene kısa da olsa Ravne Tüneli'ne uğrayıp tünelin meşhur şifalı havasını soluma fırsatım oldu.

Sarajevo'ya 20 kilometre uzaklıktaki Visoko şehrine otoyoldan girdik ve Ravne Tüneli'ni gösteren tabelaları takip ettik. Arabadan indiğim anda içim heyecanla doldu. Sonunda mucizevi tünele çok yakındım!

Tünele bu kadar yakınken pozitif enerjiyi hissedebilir miyim diye tam gözlerimi kapatıp derin bir nefes alıyordum ki, yanımıza gelip doğal pekmez ve böğürtlen sattığını söyleyen amcanın sesiyle irkildim. Anın büyüsü bozulmuştu. Doğal pekmez alalım diye kat etmemiştik onca yolu. Böğürtlen satan amca engelini onu kırmadan aşabilmek için, "Dönüşte bakarız" dedik.

Ailece beş kişi tünel girişine doğru yürürken, yanından geçtiğimiz tezgahlara takıldı gözümüz. Türkiye'de de bulabileceğimiz doğal taşlar ve piramitlerle ilgili hediyelik eşyalar göze çarpıyordu. İki tezgah sahibi de, beklemediğimiz şekilde her birimize birer şeffaf taş hediye etti. Şaşırdık, teşekkür ettik.

Tezgahlardan hemen sonra önümüze büyük taşlar dizilerek yapılmış bir labirent çıktı. Çocuklar hemen labirentin içinde yürümeye başladılar. Labirent, tam ortasında duran, diğerlerinden çok daha büyük bir kaya parçası ile sonlanıyordu. Ne yapacağımızı bilmediğimizi fark eden tezgah sahibi yanımıza gelip bize labirentin nasıl kullanıldığını anlattı. Onun dediği gibi labirenti daireler çizerek yürüdük. Ortadaki taşın yanına teker teker oturup ellerimizi taşın üzerine koyduk ve dilek tuttuk. Bu kısım beni pek etkilemedi açıkçası. Beni asıl etkileyen tünelin içinde gördüğüm üçüncü megalit oldu.

Ravne Tüneli'ne girmeden önce, Bosna'da piramitlerin olduğunu ilk defa öğrenenler için genel birkaç bilgi vermek istiyorum.

2005 yılında Dr. Semir Osmanagiç, Bosna'nın Visoko şehrinde piramitlere benzeyen beş ayrı tepe keşfetmiş. Bölgeye gelerek piramitlerin bulunduğu çevrede incelemeler yapmaya başlamış. Visoko halkı yıllardan beri bu tepelerin altındaki küçük mağaranın bulunduğu yere "Eski Şehir" (Stari Grad) diyorlarmış. Osmanagiç burada yaşayan çocukların yardımıyla Ravne Tüneli'nin girişini bulmuş ve piramitlerin içine ulaşmak için tek yol olan tüneli açma çalışmalarını başlatmış.

Bosna "Güneş Piramidi" (220 metre) Dünya'nın en yüksek piramidi.

Diğer dört piramidin isimleri "Ay", "Dünya", "Ejderha" ve "Aşk".

Piramitlerin dış yüzeyleri ağaçlar ve bitki örtüsüyle kaplı. Bu yüzden olsa gerek, Visoko halkından bile hala orada piramitlerin olduğuna inanmayanlar var. Oysa yapılan elektromanyetik ölçümler, piramitlerin nötr enerji yaydığını, Güneş Piramidi'nin zirvesinden ise 4,5 metre çapında 28 kiloherz frekansında elektromanyetik enerji alanının dikey olarak yükseldiğini gösteriyor. Dünya'nın dört bir yanından bölgeye akın eden gruplar hem piramidin zirvesinde, hem de Ravne Tüneli'nde meditasyon yapıyorlar.

Benim bu bölgedeki ilk deneyimim, rehber eşliğinde Ravne Tüneli'ni keşfetmek oldu. Ailece beş kişi tünel girişinden içeriye doğru birkaç adım attık ki arkamızdan koşarak gelen genç bizi durdurdu. Tünele gruplar halinde girildiğini ve önce içeridekilerin çıkmasını beklememiz gerektiğini söyledi. Dışarıda bulunan tahta sıralarda oturup beklerken, bizi durduran gencin Ravne Tüneli rehberi olduğunu öğrendik. Yaz tatilinde boş vaktini değerlendirmek için kısa süre önce burada çalışmaya başlamış.

Genç rehberimiz, tünele ceket giyip girmemiz gerektiğini, çünkü tünelin içindeki sıcaklığın 12,5 derecede sabit olduğunu söyledi. Ben de ona elimdeki ceketleri gösterdim. Daha önce okuduğum bir yazıda tünele meditasyon yapmak için girenlerin mont giydiğini okumuştum. Dışarıda yaz sıcağı olmasına rağmen hepimiz için yanıma ceket almıştım. Sonradan oğluma şort yerine uzun bir şeyler giydirmediğime de pişman oldum. Çünkü içeriye girdikten bir süre sonra titremeye başladı. Kendi ceketimi de ona giydirmek zorunda kaldım.

Bu arada, Ravne Tüneli'ne giriş ücreti: 5 Euro. Tünel girişinde hazır bekleyen rehber Boşnakça ve İngilizce olmak üzere iki dilde rehberlik yapabiliyor.

Beklediğimiz an gelmişti. Rehberimiz girişte bulunan kasklardan birer tane alıp takmamızı söyledi ve Ravne Tüneli hakkında bilgi vermeye başladı.

Tünel, 5 bin yıl önce yaşayan bir uygarlık tarafından kapatılmış. 10 bin yıl önce tüneli kazıp içini yumuşak kum, çakıl ve taşlarla ören ise başka bir uygarlık. Yapılmakta olan çalışma, tünelin içine 5 bin yıl önce doldurulmuş olan taş,toprak ve çakılı temizleme çalışması.

Rehberimiz tünelin kim tarafından, nasıl bulunduğunu ve benzer genel özelliklerini anlattıktan sonra onu takip etmemizi istedi.

İlk megalitin bulunduğu bölüme kadar kısa süre eğilerek ilerledikten sonra birkaç adım dik yürüyerek durduk. Hemen önümüzde, defalarca farklı açılardan fotoğrafını gördüğüm yumurta şeklindeki megalit duruyordu. Rehberimiz megalitin el yapımı olduğunu ve 32 bin yıl önce yapıldığını söyledi. Yani tüneli kazan uygarlık değil, başka bir uygarlık tarafından yapılmış. Seramik benzeri bir maddeden yapılmış olan bu dev taş iki bölmeden oluşuyor. Çukur kap şeklindeki alt bölümü ve kapağı. İçindeki boşlukta ise kristaller var. Bu megalitin, tünel içi havalandırmayı sağladığını keşfetmişler.

Tünelde ilerlemeye devam ettik. Kısa aralıklarla ziyaretçileri bilgilendiren yazı ve fotoğrafların bulunduğu duraklar vardı. Bunlardan birinde tüneldeki havanın negatif iyon oranı yazıyordu. Ravne Tüneli'nde yapılan ölçümlerde negatif iyon oranı, havanın en temiz olduğu dağ zirvesindeki negatif iyon oranından kat kat fazla çıkmış. Tünelin içinde bulunduğumuz sürece, ciğerlerimize bolca temiz hava çektik.

Turumuza devam ederken, Ravne Tüneli'nin altındaki kanallarda bulunan su hakkında bilgilerin yazılı olduğu bölüme geldik. İnceleme sonuçlarında kanallardaki temiz suyun, pozitif enerji dolu bir yapısı olduğu ortaya çıkmış. Benim gibi "Bu şifalı sudan bir yudum içebilsem" diye düşünenler için tünel çıkışındaki ilk dükkanda, küçük şişelerde satılıyor.

Biraz ilerideki K-1 megalitinin etrafına oturduk bu sefer. Megalitin üzerindeki işaretler, Avrupa'da şimdiye kadar bulunan en eski yazı olma özelliğine sahip.

Tünelin içinde yürümekten çok oturarak veya ayakta durarak rehberin verdiği bilgileri dinliyorduk. Henüz küçük bir bölümü temizlenmiş olan Ravne Tüneli'nde şimdiye kadar yapılan araştırma sonuçları bile dudak uçuklatan sonuçlar verirken, tünelin tamamının açılması ile neler olabileceğini tahmin edemedim.

Diğer megalitin yanına doğru yürürken aklıma, tünelle ilgili çalışmaların ne kadar zor şartlarda sürdürüldüğü geldi.

Burada tamamen gönüllü insanlardan oluşan bir ekip çalışıyor. Çalışmalara liderlik eden yine Dr. Semir Osmanagiç. Herhangi bir kurumdan maddi destek almadan tüneli temizlemeye devam ediyorlar. Buradaki çalışmalara maddi destek olmak isterseniz, tünel girişinin hemen önündeki küçük dükkandan alışveriş yapabilirsiniz. Ravne Tüneli çalışmalarının tek gelir kaynağı giriş ücreti ve küçük dükkandan sağlanan kazanç. Tabii kısa süreliğine gönüllü ekibe de katılabilirsiniz.

K-2 megalitine ulaştığımızda, dizlerimin titrediğini hissettim. Müthiş bir enerji saçıyordu. Megalitin çevresine oturduk. Rehberimiz, ellerimizi megalitin 1 - 2 santimetre yakınında tutmamızı istedi. Hepimiz megalitten çıkan enerjiyi farklı şekillerde hissettik. Kimimiz parmak uçlarında,kimimiz avuç içlerinde ve tüm vücudunda.

Farklı hastalıkları olan insanlar sürekli megaliti ziyaret etmeye başlamışlar. Kaza sonucu el parmaklarını oynatamaz hale gelen adam bu ziyaretçilerden biriymiş. Her gün bir saat ellerini bu megalitin üzerinde tutmuş. Kısa sürede parmaklarını eskisi gibi hareket ettirmeye başlamış.

Bu megalit aynı zamanda grup meditasyonlarında kullanılmaya başlanmış. Sanırım tünelin en gözde megaliti K-2. Tabii şimdilik. Kim bilir daha ne megalitler bulunacak Ravne Tüneli'nde.

Megalitin yanında daha fazla kalmak isterken, rehberimiz arkamızdan gelmekte olan 20 kişilik grubu işaret etti. Tam da bu noktada ayrılmak zor geldi.

Daha da ilerliyoruz diye düşünürken, tünele girdiğimiz yere geri döndük.

Ravne tünelinden çıkarken, "Tekrar geldiğimde tünelde daha uzun kalmalıyım!" diye düşündüm. Hala düşünüyorum. Visoko'da birkaç gün kalsam, Ravne Tüneli'nde sinüslerimi açan şifalı havayı soluyup enerjimi alsam, sonra da Güneş Piramidi'nin zirvesine çıkıp ışıkla dolsam diyorum.

Tarih: 12/8/2016
6376 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri