Yazdır Arkadaşına gönder
Opera ve bale sanatlarının İzmir serüveni
Yaşar Ürük
Yaşar Ürükİzmir ve çevresinde müzik geçmişine özellikle opera sanatı açısından baktığımızda;
- Kanuni döneminde, 1543 yılında Fransa Kralı I. François'nın gönderdiği saray orkestrası vesilesiyle Batı müziği ile resmi temasların başlaması,
- Batı notasyonu ile yazdığı "Mecmua-i saz-ü söz" adlı eseriyle tanıdığımız Ali Ufkî lâkaplı Polonya asıllı Albert Bobowski (1610-1675) sayesinde Osmanlı'da ilk kez eserlerin nota kayıtlarının düzenlenmesi,
- Lale Devri'nin (1711-1730) çok renkli hareketliliği içinde Beyoğlu Kulekapı Mevlevîhânesi Şeyhi Nâyî Osman Dede (1652-1730) ile Moldavya Prensi Dimitri Kantemir'in (1673-1723) transkripsiyon ve nazariyat hakkındaki ayrı ayrı çalışmaları ve adları verilen notasyon sistemlerini geliştirmeleri,
- 18. Yüzyıl bitmek üzere iken Galata Mevlevihanesi'nde bir Mevlevi ayininde ilk kez piyano kullanılması,
- Bir İtalyan kumpanyası tarafından Topkapı Sarayı'nda, Sultan III. Selim'in huzurunda ülkemizdeki ilk opera temsilinin 1797 yılı Mayıs ayında verilmesi (1),
- 1826 yılında ülkemizdeki müzikte ilk yenileşme hareketlerinin Sultan II. Mahmut (1784-1839) ile başlamas,
- İlk Batı müziği öğretiminin kaldırılan Mehterhane yerine kurulan Mızıka-i Humayun'da uygulanması,
- 1828 yılı Eylül ayında İstanbul'a gelen Giuseppe Donizetti'nin saraya Batı müziği ilkelerinin yanı sıra opera, operet ve bale örneklerini getirerek bu türlerin ülkemizde benimsenmesinin öncülüğünü yapması,
- İlk saray konservatuarı varsayılan Mızıka-i Hümayun ve Saray Harem Orkestrası'nın 1831 yılında kurulması gibi ve benzeri gelişmeler hiç kuşku yok ki İzmir'deki müzik hayatına da dolaylı da olsa önemli etki yapar.

Bu arada bir olaydan da söz etmek gerekir; Girit seferinde İzmir'i donanma üssü olarak kullanan Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa (1635-1676) bir düğün için Venedik'ten tam kuruluşlu bir opera topluluğu getirtmek ister, ancak zaman azlığından bu düşüncesini gerçekleştiremez.

Tanzimat ile birlikte, Batı ile her alanda ilişkilerimiz artınca Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden gelen opera kumpanyaları, İstanbul ve İzmir'de verdikleri temsillerle operayı Türk halkına tanıtırlar. Bu arada doğal olarak bu yeni pazar için alanlar yaratılmaya başlanır. İşte bu nedenle opera temsilleri verilmeye uygun yapıların ve salonların, bu arada yeni tiyatro binalarının yapılması bu döneme rastlar.

1850'li yıllardan itibaren İstanbul gibi İzmir'de de, sahnesinde opera da oynanabilen yapılar görülür. Sözgelimi 1861 yılı Kasım ayında açılan Commerano Tiyatrosu buna önemli bir örnektir. Ne yazık ki bu bina hayli kısa bir zaman sonra, 1864 yılında geçirdiği bir yangınla tarihe karışır.

II. Abdülhamid'in tahta çıkışından kısa zaman sonra özellikle politika ve sanat alanında sivrilmiş çok kişiyi İstanbul'dan sürgün etmeye başlaması, İmparatorluğun çeşitli kentleri arasında İzmir'e de yarar ve müzik yaşamı daha da renklenir. Bu döneme genel olarak bakıldığında 19. Yüzyıl'ın son çeyreği ile Balkan Savaşı sonuna kadar olan yaklaşık otuz beş yıllık dönemde İzmir'in çok parlak bir müzik hayatına sahip olduğu söylenebilir.

İzmir'in çok uluslu bir nüfus karışımına sahip olması müthiş bir müzikal zenginliğe neden olur. Özellikle etnik müzikteki bu zenginliğe, ekonomik dinamizmi oluşturan sermaye sahiplerinin müzik yapılan mekanlara ve konu ile ilgili altyapıya yaptıkları yatırım sonucu gerek deniz, gerekse art alan zenginliği nedeniyle de oldukça gelişmiş kara ulaşımıyla, önemli ticari ve ekonomik merkez olan İzmir; bu nedenle Doğu Akdeniz'in en özel şehri durumuna gelir. Öyle ki yolu İzmir'den geçmiş şarkı, şarkıcı ya da çalgıcıların hemen tümü iz ve eser bırakır.

Ne yazık ki günümüzde bu alandaki geçmişe -deyim yerindeyse- adeta ölü toprağı serpilmiştir. Doğu Akdeniz ve Anadolu'nun renklerini taşıyan tüm müzik türlerinin, farklı dinlerdeki halkların yollarının kesiştiği yer ve ticaret merkezi olan İzmir'de yaygınlaşması ve çeşitli müzik türlerinin bir araya gelmesi sonucunda "Smirneika" olarak da bilinen "İzmir Şarkısı" üslubu yaratılır. Bu arada İzmirli Minörü ile İzmir gazelleri de oldukça ünlüdür. İzmir gazeli İzmirli ve Ege kıyılarındaki Yunanlıların da ruhunda doğar ve Rembetik müziğin yaygınlaşmasında önemli rol oynar.

İzmir'in dönemle ilgili müzik hayatına baktığımızda 19. Yüzyıl son çeyreğindeki yapının 20. Yüzyıl başında da var olduğu görülür. Doğal zenginliği ile dünyaya açılan bir liman şehri olan İzmir'de ticaretin gelişmiş olması müzik hayatını da oldukça etkiler. 1894 yılında ünlü Sporting Kulüp açılır. Bu salonda bir yıl geçmeden Dikran Çuhacıyan'ın "Olympia" operası temsil edilecektir. Öte yandan İzmir Rıhtımı'nın bu alandaki en önemli yapısı olan ve Paris Opera binası örnek alınarak inşa edilmiş İzmir Tiyatrosu, çeşitli dinletiler ile opera ve operet gösterilerine sahne olmaktadır. Bu arada 1900 yılında İzmirli Levantenler tarafından "İzmir Filarmonisi Derneği" kurulur.

İzmir'de, II. Meşrutiyet'in ilanından Yunan işgaline dek geçen on bir yıllık dönemde daha da canlı bir müzik yaşamı görülür. İzmir Tiyatrosu'na konuk olan Viyana'nın ünlü operet gruplarından biri de güçlü bir orkestra eşliği ile günün dağarından örnekler sunar, özellikle grubun başında bulunan Cordy Millowitsch (2) hayli alkış toplar. (3)

İstanbul gibi İzmir'de de verilen opera temsilleri bu dönemde de sürer, ancak Tanzimat dönemindeki hızı azalmıştır ve daha çok yerli operetlere ağırlık verilir. Bu arada opera yazma denemeleri de yapılmaktadır. Dönemin ilgi çeken eserleri arasında Lübnanlı besteci Vadya Sabra'nın Halide Edip'in (Adıvar) librettosuyla bestelediği "Kenan Çobanları", Mehmet Baha Bey'in "Nesteren" operası ve Celal Esat'ın (Arseven) Vittorio Redaglia tarafından operet olarak bestelediği ve 1918 yılında Viyana'da sahnelenen "Şaban" adlı eseri, 1920 yılında Şehabettin Süleyman ile Hulki Amil'in (Keymen) ortak librettolarından Nurullah Şevket'in (Taşkıran) bestelediği "İhtiyar" adlı operası sayılabilir.

15 Mayıs 1919'dan 9 Eylül 1922 tarihine kadar üç yıl, üç ay, üç hafta ve üç gün süren işgal, İzmir'in genel yaşamı gibi müzik hayatını da oldukça olumsuz etkiler. Bu dönem içinde İttihad ve Terakki Mektebi kapatılır ve Filarmoni Derneği'nin orkestrası dağılır. Okullardaki korolar ve küçük çalgı takımları da çalışmalarını keserler.

Cumhuriyet döneminde opera alanında dikkat çekici ilk gelişme 1929 yılında görülür. Turneye gelen topluluklardan Mogador Operet Heyeti ve Cemal Sahir Bey yönetimindeki İstanbul Opereti Milli Kütüphane Sineması'nda, Hasan Bey yönetimindeki Mısır Operet Heyeti Ankara Sineması'nda, Sofya Operası solistlerinden Bayan Gözleva Tayyare Sineması'nda, Ankara Operet Heyeti Türkocağı'nda, Süreyya Opereti Sanatkarları Hale ve Ankara sinemaları ile Türkocağı ve Tayyare Sineması'nda art arda sahne alırlar. 1929 yılında gelen gruplar arasında Milli Kütüphane Sineması'nda temsiller veren Büyük Fransız Opereti de vardır.

11 Mayıs 1931 tarihinde verilen bir dinleti oldukça önemlidir. Piyanist Şerafettin Bey yönetimindeki 30 kişilik orkestranın dinletisi İzmir'de Cumhuriyet döneminin ilk senfonik etkinliğidir. Orkestra'nın 10 Haziran 1931 tarihinde Milli Kütüphane Sineması'nda verdiği konser İzmir opera tarihi açısından çok önemlidir. Bu konserde Moskova Operası eski baş muganniyesi Helena Lenskaya ve öğrencilerinin M. P. Kornoti ve Şerafettin Bey yönetimlerindeki 35 kişilik orkestra eşliğinde seslendirdikleri opera parçaları ve İtalyanca, Rusca şarkılar uzun zaman İzmirli müzikseverlerin hafızalarından silinmez. Bu arada 19 Şubat 1932 tarihinde açılan (4) Halkevleri, güzel sanatlar alanında adeta reform yaratır ve müzik yaşamı da canlanır.

1934 yılı Mart ayında M. A. Stratis idaresinde Epiteorisis Yunan Operet Heyeti, Elhamra Sineması'nda operet temsilleri verir ve topluluğa M. P. Nikolaos idaresinde 12 kişilik orkestra eşlik eder. (5) Aynı yıl Mayıs ayında İzmirli müzikseverler dönemin İzmir'e gelen en önemli topluluğunu izleme şansı yakalar. Ülkemizde turneye gelen Sovyetler Birliği grubu ilk konserlerini Ankara'da Başbakan İsmet İnönü'nün huzurunda verdikten sonra İzmir'e de gelir. On üç kişilik grupta solist Barsova ve Maksakova, (6) Leningrad Operası balerini Dudinskaya ve ünlü besteci Şostakoviç (7) de vardır. Topluluk İzmir Halkevi sahnesinin küçüklüğü nedeniyle bale gösterisi sunamasa da, iki dinletisinde de İzmirliler'in beğenisini kazanır.(8) 1936 yılında Madam Lenskaya ve öğrencileri Elhamra Sineması'nda bir opera gecesi düzenlerler.(9)

Bu arada İzmir Halkevi güç koşullara rağmen savaş döneminde de çalışmalarına ara vermezken, küçük opera dinletilerine de olanak tanır. Bunlardan biri 2 Mart 1941 Pazar günü gerçekleşen dinletidir. Genç soprano Sevda Aydan ve Mezzo Soprano Vasfiye Hanım'a Faik Onural kemanı ve Selahattin Göktepe piyanosuyla eşlik eder.(10) Bu dönem, Fuar temsilleri için İzmir'e gelen Ankara Devlet Konservatuvarı Tatbikat Sahnesi'nin sergilediği opera temsilleri ile sona erer. İki hafta boyunca İzmirlilere "Fidelio", "Satılmış Nişanlı" ve "Madame Butterfly" operalarını sergileyen topluluğa Hasan Ferit Alnar yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrası sanatçılarından oluşan orkestra eşlik eder.

Bir anlamda tükenecekleri yıla kadar İzmir Halkevi ve çeşitli semtlerdeki halk odaları sürekli bir konser çalışması içinde olurlar. Şan dinletilerinde ayrıca tenor Umur Baha Pars (11), Lirik Soprano İtala Petrini (piyano: Selahattin Göktepe) (12), Ankara Devlet Konservatuvarı sanatkârı Muazzez Gökmen (piyano: Mithat Akaltan) (13), Rıfkı Ar (14), Saadet Altan İkesus (15) gibi önemli sesler de İzmirliler ile buluşturulur. Halk müziği alanında da öncü çalışmalar özellikle İzmir Halkevi'nde başlar.

Radyonun kurulmasından sonra İzmir'de yaşanan bir başka kurumsal gelişme Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan sonra ülkemizin ikinci devlet konservatuvarının İzmir'de açılmasıdır. Bu okulun öncülü ise 1953 yılında Viyana'daki öğreniminden dönmüş olan oboist ve orkestra şefi Orhan Barlas'ın yönetiminde açılacak olan İzmir Müzik Okulu'dur. 18 Ocak 1954 Pazartesi günü açılan (16) okul, ilk etkinliğini 17 Nisan 1954 Cumartesi tarihinde Gazi İlkokulu salonunda düzenler. Bir sonraki konser 29 Mayıs 1954 Cumartesi günü artık Halk Eğitimi Merkezi olarak kullanılan eski Halkevi salonunda gerçekleştirilir. 1953-1954 Ders Yılı Öğrenci Konseri adıyla sunulan dinletiye Solfej öğretmeni Muzaffer Uz yönetiminde okul korosunun yanı sıra şan, keman ve piyano öğrencileri de katılır. (17) Önemli dinletilerden biri ise 2 Nisan 1955 Cumartesi akşamı verilen ve okul öğretmenlerinden Nazime Aybirtek (şan), Marta Amati (keman) ve Seride Barlas'ın (piyano) katıldığı dinletidir. (18)

Tüm hazırlıkların sonunda İzmir Müzik Okulu'na konservatuvar statüsü verilmesi kararı alınır ve 1958-1959 eğitim yılı başında yapılan sınavla okula beş öğrenci alınır. 26 Aralık 1958 tarihinde düzenlenen bir törenle de İzmir Devlet Konservatuvarı açılmış olur. (19) Bu arada İzmir Müzik Okulu yönetimi konservatuvara geçiş sürecini desteklemek için Bale konusunda da çalışmalar yapar ve 1956 yılı Şubat ayında Ankara Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü öğrencilerini, öğretmenleri Molly Lake yönetiminde İzmir'e davet ederek İzmirli sanatseverlere Halk Eğitim Merkezi salonunda iki resital sunar. Dönem içinde İzmir'e ayrıca iki önemli bale topluluğu gelir. 1957 yılı Eylül ayında ünlü Bolshoi Tiyatrosu bale ve konser artistleri Kulüp Sineması'nda, (20) 1959 yılı Şubat ayında ise Amerikan Milli Tiyatro ve Akademisi ile Amerikan Hükümeti işbirliği sonucu gelen San Fransisco Balesi Büyük Sinema'da gösterilerini sunar. (21)

1960 yılı Kasım ayında, İzmirli müzikseverlere Devlet Tiyatrosu sahnesinde bir opera resitali sunulur. Konuk İtalyan tenor Roberto Turreni ile Suna Korad, Özcan Sevgen ve Refhan Alan'ın katıldıkları bu dinletinin piyano eşliğini Dieter Brux gerçekleştirir. (22) 1963 yılı Mayıs ayında ise İzmir Devlet Konservatuvarı sahnesinde Senfoni Orkestrası'nın dinletisinde solistler İstanbul Operası sanatçılarından soprano Güher Günay ile bas Atilla Manizade'dir. (23) Bir yıl sonra aynı sahnede bu kez Ankara Devlet Operası sanatçısı soprano Begüm Ahıskal yer alacaktır. (24)

25 Mayıs 1966 akşamının konuğu, Ankara Devlet Konservatuvarı Opera Bölümü'dür. Engelbert Humperdinck'in "Hansel ve Gretel" adlı eserini Saadet Altan İkesus'un yönetimiyle sahnelerler. Gösterinin rejisör yardımcısı ileride İzmir Devlet Opera ve Balesi'nin kurucularından Necdet Aydın'dır. Kadrodaki öğrenciler arasında Rezan Özkan, Nurdan Özer, Güneş Ülker, Feridun Ertürün, Gülşen Coşkun ve Zühal Yunga vardır.

Bu dönem İzmirli sanatseverler bale etkinlikleri ile de daha sık karşılaşır ve çok önemli topluluklar ve dansçıları izleme olanağı bulur. Bolshoi adıyla ünlü Leningrad Akademik Devlet Balesi İzmir'e ikinci kez gelişlerinde programlarını (25) İzmir Devlet Konservatuvarı salonunda sunarlar. Topluluğun yönetmeni İgor Belski'dir.

Bu konuda çok önemli bir olay 1966 yılı Ağustos ayında yaşanır. Ankara Devlet Opera ve Balesi turneye geldiği İzmir Enternasyonal Fuarı'nda, Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu'nda 21 Ağustos - 2 Eylül tarihleri arasında Bellini'nin "Norma" (2 temsil), Puccini'nin "Madam Butterfly" (2 temsil) operaları ile Franz Lehar'ın "Şen Dul" operetini (8 temsil) sahneler. Bu turne İzmir'de geniş yankı bulur. (26) Aynı yıl Aralık ayında Devlet Tiyatrosu sahnesinde Devlet Operası Solistleri Resitali düzenlenir. 1968 yılı başında aynı adlı bir başka şan konserinin solistleri ise sopranolar Müfide Özgüç, Keriman Davran ve Meral Alper, bariton Ahmet Yıldız ve tenor Cemil Sökmen olur. (27)

1967 yılı Şubat ayında İzmir Devlet Konservatuvarı'nın konukları Arnavutluk Halk Cumhuriyeti opera sanatçılarıdır. Milli Arnavut operalarından aryalar sunarlar. (28) 1970 yılı Nisan ayında aynı sahneye bu kez Ankara Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü "Giselle" balesi ile konuk olur. Molly Lake ve Travis Kemp'in yönetimindeki bu gösteri, Molly Lake, Ümran ve Rezzan Ürey'in koreografisi üzerine Angela Bailey'in "Köçekçe" ile birlikte sunulur. (29)

1972 yılında İzmir Devlet Konservatuvarı sahnesine Necdet Aydın yönetiminde Ankara Devlet Opera ve Balesi konuk olur. Sevim Çidamlı'nın Ateş Pars'ın piyanosu eşliğinde seslendirdiği aryaları; Orhan Barlas yönetimindeki orkestranın eşliğinde sunulan "Bastien ve Bastienne" operası izler. Temsilin solistleri soprano Leyla Erdoğan, tenor Edip Arman, bas Deva Çolakoğlu'dur. Gösteri iki gece yinelenir. (30)

Ankara Devlet Opera ve Balesi aynı yıl Mayıs ayında bu kez Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu'nda sahne alır. Türk - İtalyan Dostluk ve Kültür Derneği'nin düzenlediği kültür ve sanat haftası ilk gösterisi olan gecede Andrea Giorgi yönetimindeki Opera Korosu Vivaldi'nin "Gloria" oratoryosunu seslendirirken, Pergolesi'nin "La Serva Padrona" operasını Keriman Davran, Ayhan Baran ve Muzaffer Gürgüneş canlandırır. (31) Birkaç gün sonra ise aynı sanat haftasının bir başka etkinliği Kültürpark Meclis Salonu'nda gerçekleşir. Bas Nicole Sapkarov ve mezzosoprano Işın Güyer'e piyanoda Elisabetta Di Stefano eşlik eder. (32)

1974 yılı başlarında ise Ankara'dan turneye gelen Devlet Opera ve Balesi topluluğu Karaca Sineması'nda iki bale eserini aynı gece sahneler. Türk İtalyan Kültür Derneği'nin organizasyonu ile düzenlenen etkinlikte koreografisini Duygu Aykal'ın gerçekleştirdiği "Çoğul" balesi ile Türk Balesi'nin kurucusu olan Dame Ninette de Valois'nın koreografisiyle "Çeşme Başı" balesi sergilenir. (33) Aynı yıl sahnelenen bir başka önemli bale etkinliği ise İzmir Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü öğrencileri resitalidir. Ankara Devlet Balesi topluluğu 1975 yılı Mayıs ayında bir kez daha gelerek "Pembe Kadın" ve "Güzelleme" eserlerini sunarlar. (34) Aynı topluluk bir yıl kadar sonra Amerikan Kız Lisesi salonunda "Güzelleme", "Yoz Döngü" ve "Don Kişot" balelerini bir arada sahneler. (35)

1978 yılında İzmir'e opera kazandırılması için yapılan çalışmalar ivme kazanır ve o tarihe kadar Elhamra Sineması olarak hizmet veren yapı, sahibi olan İzmir Milli Kütüphane Vakfı tarafından Kültür Bakanlığı'na kiralanır. Elhamra Sahnesi kiralandıktan sonra restore edilerek koltukları yapılır ve o dönemin koşullarına göre nitelikli bir salon haline dönüşür. Bu sahnede 1978 yılından başlayarak 1982 yılına kadar çeşitli turne etkinlikleri yapılır ve yoğun bir ilgi görür. Bu arada şehirde başka opera etkinlikleri de sürmektedir. 1979 yılı Nisan ayında yine İzmir Devlet Konservatuvarı sahnesinde İstanbul Devlet Opera ve Balesi Britten'in "Bir Opera Yapalım" eserini, 1980 yılı Nisan ayında ise yine aynı sahnede Ankara Devlet Opera ve Balesi, karma opera - bale etkinliğini sunar.

1979 yılında dönemin Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Mithat Fenmen tarafından, yönetmen Necdet Aydın'a Ankara Devlet Operası solistleri, İstanbul Devlet Operası koristleri ve İzmir Devlet Senfoni Orkestrası katılımı ile ortak sergilenmesi düşünülen "Sevil Berberi" operasının yönetmenliğini üstlenmesi teklif edilir. Temsilin büyük başarı kazanması üzerine dönemin Kültür Bakanlığı Müsteşarı Kemal Gökçe, Necdet Aydın'dan "İzmir'de bir opera açılması konusu"nda rapor ister. Aydın'ın söz konusu raporunda "İzmir'de bir sanat potansiyeli bulunduğunu ve başlangıç için şirin ve yeterli bir sahnenin var olduğunu" belirtmesi üzerine kendisine 26 Temmuz 1982 tarihinde İzmir Devlet Opera ve Balesi'nin kuruluşu ile ilgili görevlendirme yazısı verilir. Bu tarih aynı zamanda kurumun kuruluş tarihi olarak kabul görür.

Dipnotlar:

(1) Bu gösteriden sonra az sayıda opera, halka kapalı şekilde, sarayda temsil edilmiştir. Bu arada bazı elçiliklerde de özel davetlilere opera temsilleri verildiğini görmekteyiz.
(2) Alman asıllı soprano. Bu turne sırasında Millowitsch 26 yaşındadır.
(3) Oransay, a.g.e., sayfa 43
(4) İzmir Halkevi'nin oldukça parlak geçen açılış töreninde Vali Kâzım Dirik, Müstahkem Mevki Komutanı Hüseyin Hüsnü Paşa, C.H.F. İdare Heyeti Reisi Hacim Muhiddin Bey de hazır bulunur. Hizmet, 20 Şubat 1932 Cumartesi, sayfa 1; Anadolu, aynı gün, sayfa 1.
(5) Yeni Asır, 18 Mart 1934 Pazar, sayfa 1.
(6) Bolshoi Operası'nın primadonnası Maria Petrovna Maksakova'nın (1902 - 1974) aynı adı taşıyan torunu, 28 Şubat 2012 tarihinde ülkemize gelerek İstanbul Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda müzikseverlerin karşısına çıkmıştır.
(7) Dmitri Dmitriyeviç Şostakoviç (St. Petersburg 1906 - Moskova 1975) 20. Yüzyıl'ın en önemli bestecilerinden. Film müziği, şarkı, caz dahil olmak üzere pekçok türde eser vermiştir.
(8) "Misafirlerin Türk melodilerinden istifade ederek çaldıkları parçaları çok kıymetli görülmüştür. Bilhassa soprano Barsova'nın Kar Kızı operası parçası çok değerli bulunmuştur." Yürgü, 5 Mayıs 1935 Pazar, sayfa 4.
(9) Yeni Asır, 16 Nisan 1936, sayfa 2.
(10) Halkın Sesi, 11 Ağustos 1945 Cumartesi, sayfa 4.
(11) Yeni Asır, 26 Nisan 1947 Cumartesi, sayfa 5.
(12) Yeni Asır, 3 Mayıs 1947 Cumartesi, sayfa 5.
(13) Anadolu, 12 Şubat 1948 Perşembe, sayfa 3. (Bu dinleti Şehir Tiyatrosu salonunda verilir. Ertesi gün Halkevi'ndeki dinletide piyano eşlik Mihter Çelebi tarafından gerçekleştirilir.)
(14) Anadolu, 13 Kasım 1948 Cumartesi, sayfa 6. (Dinleti, Halkevi Güzel Sanatlar Kolu yararına Bornova Ziraat Okulu'nda verilir.)
(15) Demokrat İzmir, 15 Şubat 1949 Salı, sayfa 4. Konser grubunda Şükran Aktuna, Meserret Soyak ve Erdoğan Çaplı da vardır.
(16) Demokrat İzmir, 18 Ocak 1954 Pazartesi, sayfa 1.
(17) Demokrat İzmir, 29 Mayıs 1954 Cumartesi, sayfa 3.
(18) Demokrat İzmir, 2 Nisan 1955 Cumartesi, sayfa 2.
(19) Açılış törenine katılan dönemin Maarif Vekili Celal Yardımcı okulun anı defterine şunları yazar: "Bu müesseseyi en güzel ve en iyi bir şekilde tesdis etmek bir sanat borcudur. Bu hizmeti mutlaka yerine getireceğiz." ("Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Kuruluşu ve Gelişimi" Önder Kütahyalı, İzmir Filarmoni Dergisi, sayı 2, sayfa 13, İzmir 1988.)
(20) Yeni Asır, 2 Eylül 1957 Pazartesi, sayfa 4.
(21) Yeni Asır, 4 Şubat 1959 Çarşamba, sayfa 4.
(22) Demokrat İzmir, 8 Kasım 1960 Salı, sayfa 2.
(23) Demokrat İzmir, 1 Mayıs 1963 Çarşamba, sayfa 2.
(24) Yeni Asır, 18 Mayıs 1964 Pazartesi, sayfa 4.
(25) Yeni Asır, 25 Ekim 1965 Pazartesi, sayfa 1.
(26) "Norma" Faik Onural, Yeni Asır, 25 Ağustos 1966 Perşembe, sayfa 5.
(27) Yeni Asır, 24 Ocak 1968 Çarşamba, sayfa 4.
(28) Yeni Asır, 26 Şubat 1967 Pazar, sayfa 2.
(29) Yeni Asır, 25 Nisan 1970 Cumartesi, sayfa 4.
(30) Yeni Asır, 2 Şubat 1972 Çarşamba, sayfa 2.
(31) Yeni Asır, 21 Mayıs 1972 Pazar, sayfa 4.
(32) Yeni Asır, 26 Mayıs 1972 Cuma, sayfa 4.
(33) Yeni Asır, 18 Şubat 1974 Pazartesi, sayfa 2.
(34) Yeni Asır, 8 Mayıs 1975 Perşembe, sayfa 4.
(35) Yeni Asır, 10 Nisan 1976 Cumartesi, sayfa 4.




Tarih: 8/9/2016
10236 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri