Yazdır Arkadaşına gönder
Oku-düşün-uygula-neticelendir...
Ayşe Başak Kaban
Ayşe Başak KabanKimi zaman kendimden şüphe duyuyorum. Kimi zaman ona bakarken yakalıyorum kendimi. Ona bakıp gülümserken... Hatta kahkaha attığım bile oluyor bazı bazı. Önceleri sinirsel olduğunu düşünüyordum. "Sinirdendir. Geçer. Git bir bardak su iç..." gibi telkinlerde bulundum. İyi geldiği zamanlarda oldu elbette. Özellikle, yaşanan şokların ardından buz gibi soğuk su içmek oldukça rahatlatıcı.
Amerikalılar'ın George W. Bush'a nasıl olup da tahammül edebildiklerine şaşırıp dururdum. Nasıl oluyorda oluyor diye düşünmenin pek bir faydası olmadığını ancak bunun bizzat yaşanıp öğrenilmesi gereken bir durum olduğunu anlamış bulunmaktayım artık. Televizyon karşısında veya gazete okurken sinirden tırnaklarımı yemektense çekirdek çitlemenin ruh sağlığım açısından ne kadar çok fayda sağladığını anlatabilmem imkansız.

Sonrasında şunu buldum. Hani klişe bir laf vardır ya, yarı dolu bir bardakla ilgili olan. Sanırım ben hep boş tarafı görenlerdendim. Şimdi dolu tarafına bakıyorum büyük çoğunluk gibi. O nedenle mutluyum, huzurluyum. Eleştirmemek lazım herşeyi. Eleştiriyorsun da ne oluyor sanki, sadece kendi ömründen yiyorsun bolca. Oysa hoşgörü olmalı insan  en çok hayatta.

Herşeyi kabullenip sevebilmeli insan. Kafayı nereye doğru sallayacağın mühim elbette burada aşağı yukarı salladığında fazla sorun olmuyorda, yanlara doğru salladığında ve bunu bir devinim haline getirdiğinde bünyede zorlama olabiliyor  bir süre sonra.

Ben artık seviyorum kendisini... Keyifle izlenir hale geldi haberler. Mesela en laik bir adam kendisi, en demokratik, en çok oyu alan, en çevreci, en Atatürkçü, ülkesini en iyi pazarlayan, en BOP eşbaşkanı, en hazırcevap, en delikanlı, en iyi kaybolan, en iyi barışçı... En işte en...

Söylediği onca sözün ne kadar doğru olduğuna karar verdim geçenlerde. Hani İstanbul'da, Mersin'de, İzmir'de bomba patladığında. "Alışmalıyız" dedim kendi kendime. "Terörle yaşamaya alışmalıyız". Bomba imha ekiplerinin kıyafetlerinden edinmek gerek kanımca. Yani büyüklerimiz ne yapsın sonuçta... Elin teröristi işte. Durdurmak ne mümkün. İran'ın nükleer programının barışçıl çözümlere dayandığını ve su bulmak için ağaç kesmenin doğru olduğuna karar verdim. İnsanlar değil, devlet laiktir elbet. Laiklik nasıl olabilirde bir yaşam şekli olurki?Ve elbette askerlik yan gelip yatma yeri değildir. Eleştiri sadece sıradan ölümlülere yapılabilir bir genel başkan asla eleştirilemez...

Vecizelerini seviyorum en çok. Hani o kara tahtanın önünde yazdığını... okuyorum sık sık, kendimden birşeyler bulma umuduyla... Oku-düşün-uygula-neticelendir... Ama en çok alt alta yazıp başharflerini okumaya bayılıyorum. Çünkü içimdeki ben okuyunca sefil bir halde yaşayacağımı söylüyor. Düşündükçe cezalandırılacağımı. Uygulamaya kalkarsam daha beter olacağımı ve neticelendirme aşamasını asla göremeyeceğimi onedenle ben en alt benliğim id ile birlikte alt alta yazıp okuyorum. Rahatım şimdi ne olduğumu biliyorum.

Oku...
Düşün...
Uygula...
Neticelendir...

Tarih: 28/8/2008
10052 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri