Yazdır Arkadaşına gönder
Nasıl bilinirsiniz?
Konuk Yazar
Konuk YazarErkan Yardımcı
Marka ve iletişim danışmanı


Sizin dışınızdakiler hakkınızda bir fikre, bir kanaate sahiptirler. Tek başınıza kaldığınız anların dışında sürekli bir değerlendirilmeye maruz kalırsınız.

Bu değerlendirmeler çoğu kez sadece sizin etkiniz altında da olmaz üstelik. Geçmiş öğrenmeler, tecrübeler, kültür, ortam, değerlendirenin geleceğe ilişkin plan ve arzuları ile sizin buradaki rolünüz işin içerisine karışır.

İnsanlar değerlendirmelerini çeşitli yöntemlerle paylaşır. Kanaat birliktelikleri kurmak isterler. Paylaşım yayıldıkça kanaat ile ilgili gerçeklik algısı da artar. Üstelik her zaman bu paylaşımda sosyal rakiplerinizde işin içerisine karışır. Bazen öyle bir zaman gelir ki, asıl ile hiçbir ilgisi olmayan bir gerçeklik algısı bile oluşur.

Peki, bu duruma hiç müdahale edemiyor muyuz?

Elbette edebiliyoruz.

Olaylar karşısında tutumlarımız, genel tavrımız, stilimiz, iletişim becerimiz, beden dilimiz bu kanaatlerin oluşmasında önemli etkenler. Bunların yanında çevremizi, ortamı ve insanları tanımamız etkinliklerimizi ona göre düzenlememiz de oldukça önemli.

Her birimiz günlük yaşamda fark edemediğimiz birçok yeteneğimizi kullanmaktayız. Bilim insanları kullandığımız bu yeteneklerin keşfine her gün yenilerini ekliyor. Bunlardan biri her gün kullandığımız ama farkında olmadığımız ve benim "samimiyet testi" diye adlandırdığım ilk bakış değerlendirmesi. Her birimiz bir insanla karşılaştığımız ilk üç beş saniye içerisinde bir kanaat ediniyor. Bu kanaat ilişkinin daha sonraki seyrinde oldukça önemli bir rol oynuyor.

İlk bakışta aşk ya da ilk bakışta nefret gibi bir şey.

Yani müdahale etmesine edebiliyoruz da bu öyle çok kolay da değil. Yukarıda belirttiklerimin etkili olabilmesi için gerçekten bir kültür, bir birikim, bir tarz haline gelmiş olması önemli. Yani iletişimi yöneteyim derken samimiyetsiz, yapmacık dolayısı ile de güvenilmez duruma düşmemek gerekir.

Nam, ün ve şöhret yüz yüze iletişim kurduğumuz dar çevre dışında da tanınır, bilinir olmak demektir. Dar çevre iletişiminde durum bu şekildeyken, geniş çevrede kontrolün ne kadar zor ve riskli olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Marka olmak bir nam, ün ve şöhret sahibi olmaktır. Hiçbir zaman da insani ilişkilerdeki gibi zorunluluk ilişkisi içermez. Her zaman bir rakibiniz sizin yerinizi doldurabilir ve üstelik bunun için sizin ille de yanlış bir şey yapmanız gerekmez. Sadece rakibinizin marka iletişimini daha iyi ve doğru yönetmesi yeterlidir. Rekabet edebilmek ve markalaşma sürecini başarılı bir şekilde yönetebilmek için sizin de marka iletişimini iyi ve doğru yapmanız gerekmektedir. Özellikle de doğru mecralarda, doğru bütçelerle?

Önemli olan bir diğer konu da bilgi ve iletişim çağında kontrolünüz dışındaki (dış çevre) iletişiminden kaçamayacağınızdır. Artık markanız ile tüketicisi arasında yaşanan dar çevrede kalmıyor. Çok kısa zamanda iletişim mecraları ile yayılıyor. Yayılırken de çoğu zaman metamorfoza uğruyor. Olan ile bilinen arasında artık düzelmesi çok güç bir açıklık/fark oluşuyor. Böyle bir krizi yönetmek neredeyse imkansız hale geliyor. En iyisi bu krize hiç yol açmamak. Onun da tek bir yolu var samimiyet ve istikrar.

Bir önceki yazımda marka olmak için içeriden, işletme içinden başlamak gerektiğini yazmıştım. İşte samimi olabilmemiz için önce içimizi düzenlememiz, bir istikrara ulaştırmamız lazım. Hangi ürünü ya da hizmeti, kime, hangi fayda için ve nasıl üretiyoruz. Bu devasa soruların cevaplarını netleştirelim ve şirketimiz içerisinde bir bilinç, kültür haline getirelim daha sonra logo, kurumsal kimlik, marka kimliği, gibi dış çevreye dönük marka iletişimi unsurlarına yoğunlaşabiliriz.

Nihayetinde er ya da geç markanızın nasıl bilineceğini belirleyecek olan asıl unsur logo, kurumsal kimlik, marka kimliği değil, şirket içerisinde yeşerttiğiniz kültür, bilinç ve bunların ortaya çıkardığı ürün ya da hizmettir.

Sevgiyle kalın...

Tarih: 22/12/2015
4920 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri