Yazdır Arkadaşına gönder
Mahallemizdeki Süryani-1
Ercan Sever
Ercan SeverDünyaya dağılan hüzünlü ulus…

Eski bir Şanlıurfa türküsünün adıdır “Mahallemizdeki Süryani”, Güneydoğu Anadolu kaynaklı türkülerin çoğunda bu örgü vardır. Müslüman erkek ve gayrimüslim kadın aşkı veya tersi Güneydoğu halk edebiyatında temel motiftir.

Yine sevilen Diyarbakır yöresine ait “Kırklar Dağı’nın Düzü” türküsünde Müslüman genç Adil ile Süryani ağanın kızı Suzan’ın Dicle nehrinde ölümle sonuçlanan trajik aşk öyküsü işlenir. Edebiyata, şarkıya, türküye sinen bu motif, önemli tarihi ve kültürel kodları barındırır.

Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Adıyaman çok kültürlü ve dilli toplum yapısının çarpıcı olarak görüldüğü kentlerdi. Ancak artık değiller. Süryaniler, Ermeniler, Keldaniler, Yezidiler bu coğrafyayı terk edeli epey zaman oldu. Kalan sembolik sayıdaki topluklar ise var olma mücadelesi veriyorlar.

İtalyan bir seyyahın 16. Yüzyıl'da Diyarbakır’ın çok kültürlü yapısı ile tespitleri şaşırtıcıdır. Yukarıda bahsettiğimiz etnik toplulukların dışında Yahudiler, Rumlar hatta sayıları az da olsa İtalyan ve Fransız aileler çok kültürlü yapının parçalarından bazılarını oluşturuyorlardı.

Yine günümüz algısının dışında önemli bir tespit ise sanılanın aksine özellikle Güneydoğu kentlerinde başat etnik grup ve kültürün, son elli yıla kadar hep Türkler olmasıdır. Günümüzde, Türkler'in, bölgeye yakıştırılmamasının (!) hiçbir gerçekliğe dayanmadığı bölgeye yapılacak yüzeysel tarih içerikli bir ziyaret ile dahi net şekilde ortaya çıkar.

Anadolu’nun hemen tüm bölgeleri gibi Güneydoğu Anadolu da çok kültürlü mazisi ile büyülü dünyasını çekiverir ruhunuzu. İşte tam burada Süryaniler özel bir ilgiyi hak eder. Güneydoğu Anadolu’nun çok kültürlü ve çoklu etnik yapısında temel unsurlardandır Süryaniler. Güneydoğu’nun ve Ortadoğu’nun kadim halklarının başında gelirler.

Bölgenin Türkler'den de Kürtler'den de eski sakinidirler. Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’ye dağılan nüfus ve etkinlikleri ile muazzam kültür ve renktirler hem Orta Doğu hem de tüm insanlık için. Yazılı gelenekleri güçlü olduğu için tarihleri ile ilgili bilgilere ulaşmak kolaydır. Kolay ama hüzünlü olanı ise bizim coğrafyayı terk edişlerini kabullenmek. Asuri ve Maruniler ile akraba bu etnik grup bugün sembolik rakamlar ile ifade edilen nüfusları çok değil bir asır önce temel zenginliklerimizdendi.

Süryani sanatı

Hristiyan Ortodoks inanca sahip Süryaniler ve sayıca daha küçük bir grup olan aynı etnik gruba ait fakat Hristiyan Katolik inanca sahip Keldaniler bu coğrafyanın temel unsurları oldukları gibi barışçı ve uyumlu yapıları ile diğer etnik gruplarca hep sempati ve dostlukla algılanmışlar. Türklere ve Kürtlere oranla kent gelenekleri çok güçlü Süryaniler bugün hala ayakta kalan yapıları ile bu konudaki ustalıklarını ortaya koymuşlar.

Süryani yapı sanatı, taş işçiliği mimaride ekol olmuştur. Mardin ve ilçesi Midyat’ı ziyaret edenler bu muhteşem yapı sanatından büyülenirler. Telkari denilen gümüş işçiliği ve diğer değerli taş sanatında da Süryaniler hep rakipsizdirler. İstanbul Kapalıçarşı’daki eski kuyumcu esnafı arasında hatırı sayılır sayıda Süryani olması bu derin geleneğin göstergesidir. Bugün Türkler ve Kürtler ile anılan yöresel ürün ve tatların önemli bir bölümü de yine Süryani kökenlidir.

Brezilya’da Mardinli Süryaniler

Birinci Dünya Savaşı’nı takip eden yıllar ile birlikte diğer gayrimüslim toplulukların hikayesine benzer şekilde asıl sahibi oldukları bu coğrafyayı terk etmişler. Avrupa, ABD ve hatta Güney Amerika’ya göç etmek zorunda kalmışlar. Bugün Brezilya’da Mardin kökenli Süryaniler’in kurduğu dernek ve kültür merkezlerinin olması sizi sakın şaşırtmasın. Özellikle Kuzey Avrupa’ya göçen Süryaniler ise bugün bulundukları ülkelerde başarı ile anılan topluluklardan olmuşlardır. Suryoyo isimli global Süryani TV’sini her izledikçe beni heyecanlandıran ve bir o kadar hüzünlendiren görüntüler bu zenginlikten neden mahrum kaldığımızı sorusunu hep gündeme getirir.

Anavatana davet zamanı

Dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın Avrupa’ya göç etmek zorunda kalmış 50 bin Süryani’yi Adıyaman-Diyarbakır-Mardin üçgeninde tekrar iskan etmesi hayali bence hala gerçekleşme şansı olan muhteşem bir projedir. Toplum olarak çok kültürlülüğe bu kadar idmanlı hale geldiğimiz bugünlerde Süryaniler ’i anavatanlarına davet etmeninin sırası gelmedi mi?

Tarih: 30/4/2013
7611 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri