Yazdır Arkadaşına gönder
Kuyuya taşı ilk kim attı?
Ayşe Başak Kaban
Ayşe Başak KabanGerçekten bir ülkenin geleceği çocuklar mıdır? Buna tüm yüreğiyle inanan kaç kişi var bu topraklarda? Yani gelecek çocuklar sayesinde inşa ediliyorsa bugünün seçmenleri ve seçilenleri dolayısıyla dünün çocukları olarak biz nerede hata yaptık? Veya aramızdan hangi yaramazdı kuyuya ilk taşı atan?

Ben artık çocukların bizi geleceğe taşıdığına inanmıyorum. Bugünün çocukları olsa olsa yarının ameleleri olacak, tıpkı bizim gibi... Hak ettikleri halde daha fazlasını olamayacaklar. Çünkü bu ülkede çok yakın zamanda hayal kurmak bile lüks sayılacak hem büyükler hem küçükler için.

Giderek büyüyen bir karmaşanın içinde yok olmaya mahkum, sağır, dilsiz ve kör anne - babaların çocukları çünkü onlar. Üç maymunu oynamayı pek iyi bilen bir kuşağız ve evlatlarımızı tıpkı bizim gibi yetiştiriyoruz. Susuyoruz ve "sussun" diyoruz oğullarımıza ve kızlarımıza. Kürekle verip çay kaşığı ile geri almayı marifet sayıp ve sadece şükrederek yaşamayı öğretiyoruz onlara.

Okumayan, okutmayan eğitimcilere emanet ediyoruz genç beyinlerimizi, tüketime meyilli, reklam kuşağı çocukları yetiştiriyoruz özenerek. Saygılı, dürüst olmanın enayilik olduğunu düşünen bir kuşak geliyor arkamızdan gümbür gümbür. Çocuklar televizyonlarda "nasıl havadan para kazanılır"ı izleyip alkış tutuyor.

İnternet üzerinden ödev indirip - evet sadece indiriyorlar - sınıf geçen çocuklar geliyor. Kitap okumaktan nefret ediyorlar elbette. İddia ve at yarışı kuponu yapmakta son derece başarılı kumarbazlarımız geliyor arkamızdan. Ne de olsa ÖSYS'de soru ezberleyip fakülte kazanan kuşakların çocukları onlar.

Ve sürekli ve her nedense üç çocuk isteyen bir başbakanın hüküm sürdüğü topraklarda, cümle kuramayan vekillerin el kaldırmalarıyla çıkan yasalarla şekillenen bir vatanın çocukları onlar. Gördüklerini alıyorlar dolayısıyla onlara söylenmek boş ve anlamsız.

Gelecek bu çocuklarda yatıyor işte. Özel ana okulu ile öğretim hayatına adım atanların 3 - 0 önde başladıkları bir dünya kurduk onlara. Çalışmadan zengin olanların ülkesinde yaşıyorlar ve alın terinin hiç olduğu, emeğin, saygının, dürüstlüğün, doğru ve güzel insan olmanın enayilik kabul edildiği bir yaşam ortamı yarattık. Ve bunu yaratırken hiç yüksünmedik. Özel ders veren öğretmenlere neden diye sormadık. Fakir aile çocukları ile görüştürmedik mesela çocuklarımızı. Okullarda hep kendi sınıflarımızı yarattık.

Bizler kocaman etiketleri olan insanlarız. En çok o etiketlerimizin üzerinde yazanları seviyoruz. Arabamızın ve cep telefonumuzun markası veya evimizin hangi semtte olduğu kim olduğumuzdan çok daha önemli. Oysa sadece iki kuşak öncemiz söylemişti bizlere; "vezir olunur ama adam olmak zordur" diye.

Zengin siyasetçilerin yoksul çocukları olarak büyüdük biz. Şehrin meydanlarını süsleyen ve fakat tepelerde yaşayan insanlara hoşt diyen başkanları seçtik. Küfür eden siyasetçileri sevdik. "Neden?" diye sormadık hiç birine. Hep başarısız olanlar ödüllendiriliyor bu ülkede. Vasatın altı olanlar para ve ün içinde yaşıyor. Ve çocuklarımız bu gerçeklerle büyüyor işte. Hiçin çok para demek olduğunu ilkokul sıralarında öğreniyorlar.

Sustuk. Sustuk. Sustuk. Bastırılmış kuşağın azgın çocukları geliyor şimdi. Ve ne yazık ki bizler onlara asla engel olamayacağız. Tüm duvarlarımız yıkıldı çoktan. Artık itiraf edelim ki bu bizim suçumuz. Sadece bizim. Yeni nesil bizim eserimiz işte, bizim çocuklarımız... Şimdi düşünün bakalım, aramızda kuyuya taşı ilk kim attı?

Tarih: 24/4/2008
8342 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri