Yazdır Arkadaşına gönder
Korkular ile algılamak, korkutarak anlatmak
Ercan Sever
Ercan SeverKorku, köleliktir … Eflatun

Korkmak temel insani duygulardan… Vurgulamak istediğim, yükseklik, işsizlik, karanlık kaynaklı insani korkular değil. Daha ziyade toplumların, yurttaşların, devletlerin korkuları üzerinde durmak istiyorum. Bu nevi korkular herhangi bir entelektüel emek istemiyor. Basitçe üretebiliyor, şekillendirip sunabiliniyor.

Korku bazen öyle boyut alır ki, birey alanından çıkar toplum ve toplulukların ideolojisi haline gelir ve getirilir. Doğu toplumlarının yoğunlukla yaşadığı bir durumdur bu.
Birey ve özgürlükleri dışlayan her türden iktidarın temel motifidir korku ve korkutmak. Yapay gizillikler ve gizemlerle, gerçeklik kaygısı taşımadan toplumlara servis edilir. Siyasi, olsun veya olmasın egemenler ancak korkuttukları müddetçe varlıklarını açıklayabiliyorlar, iktidarlarını sürdürebiliyorlar. Korku prensliklerinde her türlü muhalif ve alternatif görüş de, korku enstrümanı olduğundan gelişme zemini bulamıyor. Öyle ya; korkuları sorgulamamalısınız ki, aslında korkulacak bir şey olmadığını anlamamak için. Bakın bize, çevremizdeki ülkelere ve toplumlarına, hep korkutulmadık mı? Hem de öyle korkutulduk ki, sorgulamayı bile affedilmez bir hata olarak gördük, cezalandırılmasına onay verdik.

İdeolojik korkutma bir nevi yanılsamalar evreni olduğu kadar, mantık ile de tüm bağlarını koparıyor. Öyle toplum ve topluluklar var ki yaşam kalitesi adına söyleyebilecek hiçbir şeyleri yok ama korkulacak çok şeyleri var. Korkulara öyle iman edilmiş ki, sefaletlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri olmamasına rağmen korkularından asla taviz vermiyorlar. Onlara dayatılan, öğretilen korku adeta varlık nedenleri olmuş.

Korkutulmuş toplum ve toplulukların korkularına karşı hiçbir ciddi girişimleri de bulunmuyor. Bu çıkarımın dayanağı, kendi yakın tarihimizdir. Bize öğretilen hangi korku var ki, aşabildiğimiz? Korkulara karşı bu isteksiz direnç; iddiasız ve yoksulların aslında korkular ile yaşamaktan çok da mutsuz olmadıklarını ortaya çıkarıyor.
Korkmak da tıpkı korkutmak gibi düşünsel emek istemiyor. Korkarak yaşamak cesur yaşama oranla çok daha basit ve risksiz. Yaşamınızı öğretilen/dayatılan korkulara göre şekillendirdiyseniz sorun yok. Basit de olsa, iddiasız da olsa yaşar gidersiniz. Ancak arkanızda bıraktığınız koca bir hiçtir.

Toplumsal bu ruh hali; bir nevi yaşamı acı ile anlamlandıran doğulu yaşam felsefelerini de meşrulaştırıyor. Acı ve korku birbirini besliyor. Her halde bundan dolayı Doğulu toplumlarda insanlar, toplumlar daha rahat korkutuluyor. Acı bu toplumlarca erdem olarak kabul edildiği sürece, korku ve korkutanların iktidarı devam edecek.

Korkutanların korkusu : Korkutamamak

Korkular ve korkutanlar demokrasiyi ve güçlü bireyleri sevmiyor. Çünkü ya hiç ya da yeterince korkutamıyorlar. Çünkü korkutanların en büyük korkusu, korkutamamak. Demokrasi korkunun iktidarına izin vermiyor. Demokrasi ile gelişen, beslenen ruhlarda toplumsal korkular yer bulamıyor. Demokrasinin yüzlerce tanımından biri de, cesurların rejimi olduğudur.

Tarih; yaşamlarını, korkuları ile örgüleyen toplumların ancak sefalet ve köleliliğine tanıklık eder. Hayat ise cesareti ve cesurları ödüllendirir.

Tarih: 20/4/2008
7192 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri