Yazdır Arkadaşına gönder
Kocaoğlu bu filmi izlemeli!
Konuk Yazar
Konuk YazarGerçek Sağlamer
İzmirli

Geçtiğimiz günlerde televizyonda bir film izledim. Tam da arsenik sorununun gündeme düştüğü günlere denk gelmesi nedeniyle olsa gerek, normalde büyük olasılıkla izlemeyeceğim bir filmi baştan sona takip ettim.

Film Almanya'nın Ruhr bölgesinde geçiyor. Yani sanayinin merkezi... Alışılmışın dışında sıcak bir yaz geçiriliyor. Ağustos ayının daha da sıcak geçeceği meteorolojik verilerden elde ediliyor. Üstelik alışık oldukları yağmur da uzunca bir süre yok.. Halk sıcaktan perişan ama asıl sorun, tehdit içilebilir su kaynaklarının buharlaşma nedeniyle hızla tükeniyor olması...

Bölgenin siyasi yöneticileri olaya hemen el koyuyorlar. İlk adım, işin uzmanı bir bilim adamıyla danışmanlık anlaşması yapıyorlar ve ekibiyle birlikte çalışmaya başlıyor. Suyun yönetimi tamamen bilim adamlarında...

Kriz giderek büyüyor. Bilim adamları halkın konu hakkında bilgilendirilmesi ve destek alınması gerektiği görüşünde birleşiyorlar ama başkanın yakın danışmanı (!) yaklaşan seçim öncesi böyle bir riske girilmemesi gerektiği düşüncesinde... Başkan da halka "kırmızı alarma" geçildiğini söylemiyor.

Açıklamıyor ama birkaç gün içinde haber gazetelere düşüyor. Halkı bilgilendirmeyen başkan zor duruma düşüyor. Bunu bilim adamlarının sızdırdığını sanıyor ama film ilerledikçe anlıyoruz ki casus hiç de uzakta değil: Başkanın danışmanının ta kendisi! Hani başkana halka sorunu açıklamaması yönünde telkin veren danışman! Daha başkan anlayamadan seyirciler anlıyor ki, danışman başkanı zor duruma düşürerek, gelecek seçimlerde başka siyasi emeller peşinde koşmak istiyor.

Bu arada su rezervleri hızla azalıyor; bilim adamlarının önerileri yine aynı siyasi beklentiler nedeniyle dinlenmiyor. Su kesintilerinin başlayacağını düşünen halk su stokuna başlıyor. Bu da tükenişi hızlandırıyor elbette! Bununla da kalmıyor, bekleyen sulardan kaynaklanan hastalıklar başlıyor.

Başkan çevresinde dönen dolapları anlayıp işi gerçek anlamda bilim adamlarına teslim edinceye kadar pek çok kişi hastanelik oluyor.

Benim için en dikkat çekici sahnelerden birisi ise vidanjörlerle su dağıtılan bölümdü. Son derece sistemli bir planlamayla, hiçbir karışıklığa meydan vermeden halka içme suyu dağıtıldı.

Film, doğru uygulamalarla sorunun hafifletilmesi ve ardından da özlemle beklenen yağmur bulutlarının bölgeye gelmesiyle sona eriyordu. Mutlu son!

Peki, bunu niye anlattım?

Size de pek çok şey tanıdık gelmedi mi?

Ben kafamdaki birçok soruya o filmde yanıt bulmuştum. Belki aynı arsenikli suyu kullanmaya mahkum edildiğimiz hemşerilerim için de bir faydası olur diye düşündüm. Belki Büyükşehir Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu da bu filmi izleme olanağı bulur da şöyle bir durup düşünüyor mu?

"Ben ne yapıyorum, nasıl bir sorumluluk alıyorum? Beni kim yönlendiriyor - ya da yönlendirmiyor? Halkıma musluklarınızdan akan suyu içmeyin diyorum ama içilecek su da dağıtmıyorum. İçilebilir su dağıtırsam şovmen mi olurum yoksa özellikle bilinçsiz kesimlerdeki halkımın sağlığını mı korumuş olurum? Yoksa İzmir'i çok isteyen ama İzmirliler için bir barajı bile çok gören merkez hükümetin ekmeğine yağ mı sürmüş olurum?"

Öyle ya da böyle, iyi niyetli ya da değil, suyumuzda arsenik olduğunu kendisinden öğrendiğimiz Melih Gökçek yakında İzmir'de vidanjörle su dağıtmaya başlarsa şaşırmam vallahi! Umarım içinde Kızılırmak'ın suyu olmaz!

Tarih: 25/8/2008
7388 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri