Yazdır Arkadaşına gönder
"Kimse barıştan söz etmiyor!"
Duygu Özsuphandağ Yayman
Duygu Özsuphandağ YaymanÖnce şunu belirtmeliyim: Bu yazıyı, mezun olduğum okulun e-mail grubunda dönen bir tartışma üzerine, büyük bir üzüntüyle kaleme aldım. Baktım ki yazdıklarım, bu konuda ifade etmek istediklerimin -neredeyse- tamamını kapsıyor... ve aynı zamanda da Kent-Yaşam okurlarına bir haftadır yazmak istediklerimi dile getiriyor... Beni beynen ve kalben çok yoran bu mevzuya dair düşüncelerimi, yine böyle duru, açık ve sakin
cümlelerle ifade edemeyeceğimi hissettim. Aynısını Kent-Yaşam'la da paylaşmaya karar verdim.
Affola!

Hrant Dink cinayetinden sonra harını yükseltmek için yeni bir neden edinmiş söylem, bana bunları yazdırdı. Aslında canım hiç yazmak istemese de son günlerde medyada ve meydanlarda gördüklerim karşısındaki endişemi dile getirmek istedim.

Toplu histeri töreni!

Şimdi öncelikle şunu düşünelim: İnsanlar neden, "Hepimiz Ermeniyiz, hepimiz Hrant Dink'iz" diye bağırdı? Onca insan, cinayetin hemen ardından, kendiliğinden Agos'un önünde neden toplandı? Cenaze töreninde kimi kaynağa göre 80 bin, kimi kaynağa göre 100 bin kişi, sekiz kilometrelik yürüyüşü neden yaptı?

Çünkü, bir insan öldürüldü. O insan bir gazeteciydi. Üstüne üstlük de Türkiye'nin en sorunlu olduğu azınlık gruplarından birine dahil ve o cemiyetin gazetesini yöneten bir gazeteciydi. Ayrıca, yazdıklarıyla, söyledikleriyle ne Ermeniler gibi, ne Türkler gibiydi... Ama Anadolu Ermenisiydi. Bizim gibi bu topraklara aitti. Onun ataları Ermenistan diye bir ülke bilmiyordu ki... O da ataları gibi Anadolu'da doğmuş, büyümüş ve yaşamını, yakın geçmişte kurulan Ermenistan yerine, kendi toprağında sürdürmeyi tercih etmişti. Farklı bir etnik kimliktendi. Ne diyordu, neden öldürülmüştü? Bir kere, bağnaz değildi. Bu topraklarda 90 yıl önce bir şeyler yaşandı. Bunun yaşanmasında Ermenilerin de suçu vardı, diyordu. Bir nevi, "Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olma" durumu yaşandığını vurguluyordu. Ancak Osmanlı'nın İttihat ve Terakki politikasıyla asayişi berkemal hale getirirken, kantarın topuzunu kaçırdığını da cesurca söylüyordu. Ve bence vermeye çalıştığı en önemli mesaj şuydu -ki o, geniş kitlelerce tamamen tersten okunan ve "Vay, vatan haini!" denilmesine neden olan mesajdı:

"Ey Ermeniler, toplu halde bir histeri yaşıyorsunuz. Tarihe saplanıp kalmışsınız. Sizin saplantınıza göre 'Türk kanı zehirlidir'. İçinizde büyüttüğünüz bu zehri, Ermeninin özündeki temiz kan temizler. Akıtın içinizdeki zehri. Zihninizdeki 'kötü Türk' algısını yıkın. Yeni yollar, yeni diller bulun."

Bağlamından kopan tartışma

Ermenilere bunu demek üzere yazmıştı o yazıyı. Bilirkişi raporunda da bu yazıyordu ama mahkeme heyeti raporu okumaksızın hükmünü vermişti. Bu gazeteci Türk milletine de diyordu ki, tezimi savunma hakkımı benim elimden almayın. Bunu tartışabilelim, toptan bir inkar yöntemine başvurmayın. (Elif Şafak'ın "Baba ve Piç"ini okuyanlar, aslında romanın da bu söyleme yaslandığını anlamıştır.) Önyargılarla ve saplantılarla mücadele eden bir adam, bir Türk genci marifetiyle öldürüldü. Türk genci ne demişti? Türklere hakaret ettiğini internette okudum, gittim, vurdum, cinsinden bir açıklama yapmıştı ilkin.

Bu cinayetin nedeninin sadece bu çocuğun "milliyetçi hassasiyeti" olduğunu söylemek, safdillik olur. Ama şovenistliğe, ırkçılığa hatta daha da ileri giderek söyleyeyim; topluma pompalanan faşizm hastalığına varan "hassasiyetin", faillerden biri olduğunu kim inkar edebilir?

İşte, "Hepimiz Ermeniyiz, hepimiz Hrant Dink'iz" sloganının tercümesi, bu topluca yaşanan yıkıcı, yok edici histeriye bir tepkiydi. Çok kültürlülüğü; bir arada farklılıklarımıza rağmen zenginleşerek yaşamayı savunmaktı. Aynı, geçmişte olduğu gibi... Tarihi referanslarımıza bir göndermeydi, bu düşmanlığa son vermemiz gerektiğini haykırmaktı. Yoksa bu sloganı, "Biz Türk değiliz, Ermeniler yücedir, bizim kültürümüz kötüdür" anlamına gelmiyordu. Böylesi bir yorum; son derece kaba, şiddeti şiddetle beslemek üzere kötü niyetle çarpıtılmış bir yorum olur. Meseleyi "Kim daha üstün?" noktasına çekmek olur ki bunun sonunu hepimiz kitaplardan biliyoruz: Üstün Alman ırkı, saf ırka inandırılmış, diğerlerini yok etmeye ve dünyaya hakim olmaya programlanmış, işsiz güçsüz Nazi ordusu... Malumun ilanına gerek yok, dahasını yazmayayım.

Ama son birkaç gündür bazı televizyon kanallarında, gazetelerde gördüklerim, ne yazık ki bizi bu noktaya götürüyor. Çok üzülüyorum. İnsanlara mikrofonlar uzatılıyor, gazetelerde yazılıyor çiziliyor, internet sitelerinde anketler yapılıyor: "Hepimiz Ermeniyiz, demek doğru mu, yanlış mı?" Yani pek muteber yaygın medyamız, insanları "milli hassasiyetleri"nden vurmaya, buradan reyting yükseltmeye devam ediyor. Vasatın altında bir bilince, birikime, sağduyuya sahip olanlar da "Biz Türküz kardeşim!" diye bağırıyor, kameralara doğru. Kimse kimsenin Türklüğünden sual etmiyor oysa. Ama bu şiddet, bu korku kültürü yeniden üretildikçe, yeni vukuatlar ardı ardına geliyor. Kartopu gibi büyüyor. Dün, "Orhan Pamuk akıllı olsun"du; bugün "Vatanseverler Örgütü", feribot kaçırdı!

Bu "Türküz" diye bağıranlar bana şunu düşündürtüyor: "Ermeni" olmak, bu topraklarda hala bir küfür gibi algılanıyor.

Tartışma, bağlamından kopmuş, gidiyor.

Mitingler düzenleniyor. Bunun için de tarihte onlarca milletle bir arada yaşamış, bu deneyimi çok da iyi içselleştirmiş "gavur" İzmir seçiliyor. (Son derece manidar!) Bayrağıyla, marşıyla, pankartı ve sloganıyla tüm simgeler; Türklük vurgusuna. Neden? Ne gerek var? Bu ülkenin adının Türkiye olduğundan kimin şüphesi var ki? Bu ülkenin, tarihin en gurur duyulası dirençlerinden biriyle kazanılmış zaferleri olduğunu dünya alem biliyor. Neden bu kompleks? Niye bunca korkutuluyor insanlar, bu korkuyu kimler ve ne için kullanıyor. Niye "kimse barıştan söz etmiyor?"

Tekrarlayayım; tartışma, bağlamından kopmuş, bir yerlere doğru savrulup gidiyor.

Bir gazetecinin sırf Ermeni ve de aykırı bir Ermeni olduğu için öldürüldüğü; "Hepimiz Ermeniyiz" sloganının, ırkçılık karşıtlarının çatısı olduğu gerçeği ise öylece bir yerde, tek başına duruyor.

Tarih: 28/1/2007
6223 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri