Yazdır Arkadaşına gönder
Kentin kirli yüzü, sıcak elleri
Konuk Yazar
Konuk YazarHanife Türkseven


... Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
Çöpcülerin elleriyle okşardım seni ...



İzmir’in daracık veya nispeten geniş sokaklarında çöpleri karıştıran, çöplerden ekmeğini çıkaran insanları görünce aklıma Can Yücel’in "Sevgi Duvarı" şiirindeki bu dizeleri gelir. Görmek istemediğimiz bir filmin aktörleridir onlar. Başımızı çeviririz. İğreniriz, korkarız, karışıktır duygularımız. En çok da unutmak, yok saymak isteriz onları herhalde. Yoksa bunu bir sorun, bir gerçeklik olarak algılasak çözmek için çabalamamız gerekmez miydi?


Ben bu insanlara kızgınlıkla karışık bir hayranlık da duyarım. Kızgınlığım onlara mıdır, aslında değildir, olamaz. O anda öyle gözükür. Bin bir özenle sızdırmasın ve koku yapmasın diye bağladığım çöp torbalarımı, hemen yırtıverir, konteynırın içine boşaltırlar. İçinden büyük bir profesyonellikle istediklerini alırlar ve o iki tekerlekli, kocaman naylon çuvallı el arabalarına atıverirler. Bazıları eldiven takar ama çoğunlukla çıplak ellerle görürler bu işleri. Yani nasıl bir kirin içinde iş yaparlar anlayın artık.

Hayranlığım da, saprofitler (çürükçüller) gibi çalışmalarınadır. Bizde yerel yönetimler ve hane halkları olarak çevreye ve geri dönüşüme yeterince duyarlılık olmadığından onlar bu ayrıştırmayı, adı geçenler adına yaparlar. Karşılığında pislik ve biraz para geçer ellerine.

Bu noktada beynim hızla çalışmaya başlıyor.

Bu insanlara iş olanağı da sağlayarak çöpleri ayrıştırmayı bir çözüme bağlamak gerekmez mi? Bir ayrıştırma ve dönüştürme tesisi devreye sokulmalı ama mutlaka çalışanları bu insanlar olmalı yoksa başka bir sosyal soruna yol açmış oluruz ki bu insanların çocukları da bu işi yapmaktadır.

Yerel yönetimlerin devamlı çiçek dikmeleri güzel de, kokuşmuş torbalı arabalarıyla, kir pas içinde ortalıkta dolaşan bu insanlar varken batıya dönük bir yüzümüz olmuyor, olamıyor pek. Yanlarından geçerken şöyle bir ürperiyorsunuz. Genç denebilecek yaşta olanların -bu işten utandıkları belli- aralarında konuşurken sözde, hiç duymadığım küfürleri etmesi rahatsız olduklarının dışa vurumu değil de, nedir sizce?

Peki bu insanlara burun kıvıran biz tüketicilere ne gibi görevler düşüyor? Hemen bir süre yaşadığım İsviçre’nin Basel kenti aklıma geliyor. Çarpıcı bir rakam: Belediye gelirinin yüzde 20’si çöplerden elde ediliyor, çöplerin ayrıştırılıp dönüştürülmesinden elbette. Hatta bizde de Ankara’da bir atık plastik fabrikası kurulduğunu da izlemiştim televizyonda. Zaten Ankara’da yaşarken –on yıl öncesi- çöp konteynırları kaldırılmıştı, belli zaman dilimlerinde çöpleri kapıya koyuyorduk ve böyle çöp karıştırıcılar yoktu. Çöp torbaları sızdırırsa uyarı bile alıyorduk belediyeden.

İzmir’e geldim geleli Konak’ta oturuyorum ve hala istediğimiz saatte çöp atma lüksümüz(!) olmasına alışamadım. Yazın 40 santigratta kokuşan çöpler varken ve bunlardan ekmeğini çıkarmak zorunda olan insanlara bakarken, bana hangi medeniyetten bahsediyorsunuz bayanlar, baylar?

Bizler de çöpleri evde ayrıştırmaya başlamalıyız. Kağıtları, plastikleri, kutuları, pilleri, camları ve organik çöpleri karıştırmamalıyız. Ben şimdilik en azından böyle ayrışmış bırakıyorum ki, çöp karıştırıcıları hangisini topluyorsa onu kolayca alıversin diye. Ama bu elbette kendi başına kalıcı çözüm değildir. Benim bu yaptığım, içinde işlerine yaramayacak şeyler olan bağladığım torbamı yırtmalarına engel olmuyor.

Yerel yönetimlerin bu işlere acilen el atması gerekir. Avrupa’dan gelen arkadaşlarıma bu acayiplikleri anlatmaktan yoruldum. Evlerimiz içerden Avrupalıları imrendirecek modernlik ve temizlikte. Pencereden bakınca, sanki bir filmdesiniz ve iç mekanlarla dış mekanlar ayrı ayrı yerlerden monte edilmiş gibi duruyor.

Balkondan bakarken hemen birkaç poz çekiyorum, çekebiliyorum çöp karıştırıcılarından. Sorunun veya bu işten geçimini sağlayanların çokluğunu anlamanıza katkısı olacaktır elbette.

Tarih: 16/7/2009
7825 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri