Yazdır Arkadaşına gönder
Kent ve sanat kültürü 6
Oğuz Adanır
Oğuz Adanırİzmir’de belki de yapımı en kısa sürede gerçekleştirilebilecek ve halkın en çok ilgisini çekecek büyük önemli müzelerden biri kuşkusuz “Ünlü Sesler, Sazlar ve Bestekarlar Müzesi” olacaktır. Ülkenin müzik yaşantısına sayısız müzisyen, şarkıcı, bestekar, müzik insanı armağan eden bu kente böyle bir müzenin yakışmayacağını kim iddia edebilir? Bu müzeye dünyada modellik edebilecek bir kurum varsa o da ABD-Ohio/Cleveland’daki “The Rock and Roll Hall of Fame” adlı müzedir.

Bu İzmir, Ege hatta bütün ülkeden müzik tarihine mal olmuş isimler dışında, yaşayanlar arasından belli ölçütlere göre seçilecek ünlü sesler, müzisyenler ve bestekarların yer alacağı bir müze olabilir. Tıpkı Cleveland’daki gibi deniz kenarında çok büyük bir alanın ortasında ultra modern devasa bir bina düşleyebiliriz. Yalnızca Amerikan değil Anglo-Sakson dünyasının gelmiş geçmiş en önemli jazz, blues, country, pop ve rock müziği starlarının kişisel eşyaları, çaldıkları enstrümanlar, el yazısı şarkı sözleri, nota defterleri, yıldızların binek araçları, ilk radyo istasyonlarına özgü araç, gereç, vs içeren bu müze, kentte belki de Amerika’nın en önemli Jazz Club’lerinden birinin açılmasını sağlamıştır. Clevelandlılar’ın kısaca “Hall of fame” dedikleri bu müze aynı zamanda Amerikan (ve Anglo-Sakson) müzik tarihinin bir özeti gibidir.

Bugün yıllık 9 milyondan fazla bir ziyaretçi kitlesine, 1.7 milyar dolarlık bir ekonomik güce sahip olan, yetişkinlerin 22 dolar ödeyip girebildikleri bu müze son derece eğitici ve öğretici bir mekandır. Açıldığı tarihten bu yana müze ayrıca 8 milyon yabancı turist tarafından ziyaret edilmiştir. Bu müzeye giderek açılış saatinden kapanış saatine kadar çok keyifli bir zaman geçirebilirsiniz. Bir kez bütün müzik türlerinin geçmişten günümüze mevcut kayıtlarını ya da bu kayıtlardan örnekler dinleyebileceğiniz gibi bütün şarkıcıların yaşam öykülerinin özetini, kimlerden etkilendiklerini, kimleri etkilediklerini öğrenip, karşılaştırmalar yapabilirsiniz. Çünkü müze bu konuda ziyaretçilere çok sayıda kulaklıklı görsel-işitsel ekranlar sunmaktadır.

“Cleveland Hall of Fame” Amerikan müzik sanayinin liderlerinin bir araya gelerek oluşturdukları bir vakıf aracılığıyla 25 yıl önce tasarlanmış ve ancak 1995 yılında halka açılmıştır. Başlangıçta New York’ta daha mütevazi ölçeklerde arşiv, kütüphane ve müze olarak gerçekleştirilmesi düşünülen bina fikrine ilk Cleveland kenti sahip çıkmış ve vakfa bir heyet göndererek onların düşündüğünden çok daha büyük bir mekan ve iyi koşullar önerip yöneticilerin akıllarını çelmiştir. Cleveland’ın ardından New York, Philadelphia, New Orleans, San Francisco, Memphis ve Chicago kentleri de benzer önerilerle vakfa gitmişler.

1986 yılında yapılan ilk resmi toplantıdan sonra müzenin hangi kentte yapılmasının uygun olacağı konusunda bir kamuoyu yoklaması yapılmış ve katılımcıların yanıtının Cleveland olması üzerine de müze buraya inşa edilmiştir. Müze ve ortaya çıkış süreci konusunda daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler müzenin web sayfasını ziyaret edebilirler.

Dostlar/sevenler derneği olan bu müze her yıl yapılan müracaatları değerlendirerek kabul edilecek ünlü isimleri belirlemektedir ki, son yıllarda “Hall of Fame”e kabul edilen en ünlü gruplardan biri Rolling Stones’dur. Buraya kabul edilebilmek için en azından 30 yıllık bir mesleki kariyere sahip olmak durumundasınız. Başka kriterler de var herhalde.

Bu müzede yüzlerce ünlü ismin kişisel eşyalarını görebilirsiniz. Örneğin, Jimmy Hendrix’in pelerinleri ve gitarları, Michael Jackson’un siyah mokasen ayakkabıları ve ceketi, Elvis Presley’in üstü açık otomobili, Beatles grubunun tüm üyelerine ait değişik nesneler, Sting’in gitarları vs gibi.

Kuruma en çok katkıda bulunan ve açılışı yapan ünlülerden biri olan Ahmet Ertegün ismiyle müzeye giriş holünde karşılaşıyorsunuz. Bu müzenin en önemli bölümlerinden biri CD satış ve hediyelik eşya bölümüdür. Gelmiş geçmiş tüm önemli müzisyenler, şarkıcılar, gruplara ait binlerce değişik CD ve sayısız poster, tişört ve örneğin ünlülere ait gitarların minyatürlerinin, vs hediyelik eşya olarak satıldığı bu bölüm bile ziyaretçinin saatlerini alabiliyor.

Yorulduğunuz zaman oturabileceğiniz kafeteryası, deniz manzaralı büyük bir balkonu var. İstediğiniz takdirde içerideki gösteri salonunda son 20 yılda müzeye kabul edilen ünlülerin kabul törenlerinden kısa özet görüntüler ve açıklamaların yer aldığı filmleri izleyebiliyorsunuz.

Öte yandan her yıl bu müzeye kabul edilenlerin müzenin belirlediği tarihte müzenin önündeki devasa alanda toplu bir konser verme ve bu geliri müzeye bağışlama gibi bir yükümlülükleri var.

İzmir bana kalırsa böyle bir müze için her açıdan çok uygun bir kent. Esinlenilebilecek belki başka örneklerde bulunabilir, ancak Cleveland’daki örgütlenme ve işleyiş biçiminin başarısı göz önünde bulundurulduğunda bu kurumsal yapının belli özelliklerinin İzmir’de gerçekleştirilebilecek bir müze tarafından benimsenmemesi için bir neden göremiyorum.

Böyle bir müzenin yalnızca Türkiye’nin her yerinden gelen ziyaretçiler tarafından değil dünyanın dört bir yanından gelen turistler için de çok cazip bir çekim merkezi oluşturacağına eminim. Zira yalnızca Efes’e gelen ziyaretçi sayısının son yıllarda neredeyse 3 milyonu bulduğu düşünülecek olursa İzmir’in doğru yatırım, işletme ve tanıtım politikalarıyla tüm çevre ülkeler, hatta bütün dünyadan insanların ilgi odağı haline getirilebileceği söylenebilir. Türkiye’deki müzik sanayi, (başta İzmir ve Ege olmak üzere yetişebildiği ölçüde Anadolu’daki) müzik anlayışları üzerine güzel bir özet olabilecek bu arşiv- kütüphane-müze her ülkeden müzik araştırmacılarının uğrak noktalarından biri olabilir. Kurumun tek başına ya da değişik kurumlarla ortaklaşa yapacağı çok dilli yayınlar son derece etkili olabilir.

İlköğretim okulları ve öğretmenlerin de tıpkı Cleveland’da olduğu gibi bu müzenin sunduğu kişisel ziyaret olanakları dışında Internet üzerinden de müze arşivinden yararlanabileceği bir şekilde tasarlanması itibarının ve isminin daha geniş coğrafyalara yayılmasını sağlayacaktır. Bu müzede hem kent sakinlerine hem de kent dışı ya da yurt dışından gelen turistlere yönelik workshop’ların yanı sıra her gün düzenli olarak belli bir saatte belli bir müzik türüne özgü 30-45 dakikalık konserler verilmesi ve daha pek çok etkinlik türü düşünülebilir. Gerçekten bir dünya kenti olmak istiyor musun İzmir’im?

Tarih: 3/6/2014
6575 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri