Yazdır Arkadaşına gönder
Kent ve sanat kültürü 2
Oğuz Adanır
Oğuz AdanırEn eski çağlardan günümüze insanlar kentleri bir bakıma fizyolojik, biyolojik hatta manevi özelliklere sahip varlıklar, canlı organizmalar olarak algılamışlardır. Zira onları nitelerken: güzel, çirkin, yaşlı, genç, büyük, küçük, ölü, canlı/yaşayan, baştan çıkartıcı, itici, doğal, yüzeysel, kötü, iyi vb sözcükler kullanmışlardır. Uzun ve sağlıklı bir yaşama sahip kentler bu özelliklerini coğrafi ve doğal koşullar kadar kentlerine sahip çıkan, onu yüceltmek ve yakın uzak dünyanın imrenerek bakacağı bir yer haline getirmek amacıyla insanlarının harcadıkları olağanüstü çabalara borçludurlar. Bu kentlerin sakinleri kentlerine büyük bir prestij ve saygınlık kazandırmanın içinde yaşadıkları dünyanın gözünde kendilerini prestijli ve saygın insanlar haline getirmek demek olduğunu bilirler. Paris, Londra, Berlin, Roma, Venedik, Madrid, Prag, Budapeşte, Viyana, Salzburg, Nice, Floransa ve sayısız kent büyük ölçüde geçmişten bugüne bu bilince sahip sakinleri sayesinde dünyanın diğer bölgelerinde yaşayan insanları kendilerine çekmekte, bu konuda başarılı olmayı sürdürdükçe sakinleri onlara daha bir ihtimam göstermekte ve kentle sakinleri arasındaki bu karşılıklı alma ve çoğuyla iade etme oyunu hiç durmadan sürüp gitmektedir.

Dünyanın en eski kentlerinden bir olduğunu söylediğimiz İzmir’in sahip olduğu prestij ve saygınlığı büyük ölçüde geçmişte yaşamış ve onu gerçekten sevmiş sakinlerine borçlu olduğu söylenebilir. Örneğin, M.S. 117-130 tarihleri arasında Hadrianus döneminde İzmir Halk Kurultayı tarafından kent temsilcisi seçilen ünlü bir hatip olarak nitelendirilebilecek Polemon İmparatoru etkileyerek İzmir’e gelmesini sağlar. Onun gözüne en çok girmeyi başaran kent Efes’ken Polemon İzmir’i bu konuma geçirmeyi başarmış bir hemşerimizdir. Kent Kurultayında Hadrianus’un “Olymposlu Zeus’la” bir tutularak ona tapma kararı alınmasına ön ayak olur. Konsey ona tapma kararının yanı sıra İmparatora “Kurtarıcı”, “Kentin Kurucusu” hatta “İnsan Soyunun Kurtarıcısı” unvanlarını verir. Bunun karşılığında İzmir kendine saygınlık kazandıran ya da bu saygınlığı arttıran unvanlara sahip olmanın yanı sıra muazzam bağışlar yapması sağlanan İmparator sayesinde kent bir Hadrianus tapınağı, bir tahıl çarşısı, bir gymnaseion vb mekanlar kazanır (bak. “İlkçağ’da İzmir” s.331-335).

Günümüz İzmir’inde 8.000 yıl öncesine ait ne vardır? 2000 yıl, 1000 yıl hatta birkaç yüzyıl öncesine ait ne vardır? Bunlar nerede ve nasıl değerlendiriliyor? Örneğin, İzmir’de çocuklara büyüklere bir kent kültürü, bilinci nasıl aşılanıyor. İzmirliler bu bilinçle İzmir için bir şeyler yapıyorlar mı? İzmir için yapılanlar yapılması gerekenin kaçta kaçı gibi sorulara doyurucu yanıtlar verebilmek zor.

Bundan 2000 yıl sonrasına bugünün İzmir’inden neler kalacağını ya da bir şeylerin kalıp kalmayacağını bilememekle birlikte izin verirlerse hemşerilerimle İzmir konusunda ürettiğim düşleri yazılarım aracılığıyla paylaşmak isterim. İlk düşlerimden biriyle başlayalım.

Bundan 20-25 yıl önce henüz MinyaTürk’ün adı bile anılmazken, Büyükşehir Belediye Başkanlığına bir öneri göndermiş ve gerek çocuklara gerek gençlere gerekse tüm diğer kesimden insanlarla kente gelen turistlere yönelik üç ayrı döneme ait üç büyük İzmir maketi inşa edilebileceğinden söz etmiştim. Bu öneriye, çok güzel umarız bir gün gerçekleşir türünden bir yanıt geldi. O günden bu yana geliştirdiğim önerimi aktarayım. Zaman içinde Sn. Bilge Umar ve Şadan Gökovalı’yla konuştuktan sonra üç maketin ikiye inmesinin daha doğru bir şey olacağı anlaşıldı. Birinci maket antik dönem, ikinci maket ise 19. Yüzyıl İzmir’ine ait olacak. Bunlar toplam iki ya da üç dönümlük bir arazi ortasında en az 300-400 metrekarelik bir alanı kaplayacaklar. Her iki makette yer alacak yerleşim yerleri ve değişik mekanlar suyla kaplı körfezin çevresinde yer alacak. Ortalama yükseklikleri bir metre civarında olacak bu maketlerin çevresinden ve belki de ortasından bir ya da iki insan geçebilecek şekilde küçük yollar olacak. Antikçağ limanında o döneme ait, 19. Yüzyıl limanındaysa o yüzyıla ait gemiler ve tekneler, vs olacak.

Eski İzmir’in nasıl bir yer olduğunu zihninde canlandıramayan çocuklar, gençler, insanlar bu maketler sayesinde bu işi düş güçleriyle doğru orantılı bir şekilde başarabilecek. Bu maketlerin çevresinde çok farklı kafeterya, lokanta ve hediyelik eşya satış yerleri olacak. Yine poney atlarının çektiği onlarca rengarenk fayton çocukları gezdirecek.

Büyükşehir Belediyesi İzmir ve çevresindeki tüm ilköğretim okulları ve liselerin burayı/buraları ziyaretini kolaylaştıracak önlemler alacak. Belli bir yaş üstü çocuk ve öğrenciler için giriş ücreti 25 kuruş, daha büyükler için 1 lirayı aşmayacak.

Kültürpark artık bir kültürparka benzeyecekse bu maketler orada gerçekleştirilebilir. Ayrıca kukla tiyatroları, Hacivat-karagöz, sokak ressamları, yazlık bir sinema olabilir. Ayrıca seslerin birbirine geçip bir gürültü ve uğultuya dönüşmediği, birbirlerinden belli uzaklıktaki alanlarda gençlerin akustik enstrümanlarla müzik yapmasına izin verilip, alanlar tahsis edilebilir. Yaşlıların gelip oturabileceği kıraathane, oyun salonu türü mekanlar ve çok küçüklerin bırakılabileceği kreşler de düşünülmelidir. Bu İzmir maketleri ve çevresindeki etkinlik alanlarının ikincisi Bostanlı-Çiğli, üçüncüsü de Buca ya da Bornova için düşünülebilir.

Maketler yalnızca ziyaret alanı değil, onlardan yola çıkılarak üretilmiş tarih içinde İzmir filmleri, çizgi romanları ve öykülerinin ziyaretçilere sunulacağı bir mekan; yine bu maketler ve daha genelinde İzmir tarihinden, folklorundan yola çıkılarak üretilmiş tablolar, değişik ve yeni hediyelik eşyaların da sergileneceği bir alan olarak düşünülmek durumundadır. Başka bir deyişle yüzlerce insana yeni iş alanları açılacaktır.

Bu proje öncelikle eğitim, bilinçlendirme amaçlı olacağından maketler bilimsel gerçeklere uygun olmaktan çok insanları düşletecek nitelikte olmalıdır. Zira maketler şu ya da bu tarihteki kenti değil bir ya da birkaç yüzyıllık dönemin İzmir’ini temsil edecek şekilde tasarlanmalıdır. Aksi takdirde konuyla ilgilenen tüm arkeolog ve mimarların birbirlerine girmelerini engelleyemeyiz.
İzmir’i yeniden bir Akdeniz ve giderek bir Dünya kentine dönüştürmenin yolu düşlerin gerçekleşmesinden geçiyor. Umarız İzmirlilerin İzmir’e yararı dokunacak bütün düşleri gerçekleşir.

Tarih: 25/4/2014
6817 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri