Yazdır Arkadaşına gönder
Kendi insanlarınca hançerlenen kent: İzmir
Konuk Yazar
Konuk Yazar
Serkan Aksüyek
Gazeteci


Kentin geleceği için yaşamsal önem taşıyan tüm projeler birer birer baltalanıyor. Bunu yapanlar, yine İzmir'in kendi insanları. Kentin kanaat önderlerinin, boş tartışmaları bir kenara bırakıp, "İçimizdeki İrlandalılar'a" karşı güçlerini birleştirmesi gerekiyor. Canı yanan ve haksızlığa uğrayan insanlar için bugün sesini çıkarmayanların, yarın aynı akıbete uğradıklarında tepki göstermesi çok anlamsız oluyor.


İzmir, Osmanlı döneminde en önemli ticaret kentiydi. Bugün de Türkiye'nin en önemli ihracat limanı... Turizm, sanayi, hizmetler, tarım ve organik tarım, petrokimya gibi onlarca sektörün "aynı anda" iş yapabileceği, Türkiye'deki tek şehir... Potansiyel pazarların en yakınında, Avrupa'nın dibinde...

Yetişmiş insan gücü, iklimi, aydınlık ve demokrat insanları ile İzmir, artık sanayi çöplüğüne dönüşmüş İstanbul-Kocaeli şeridinin dışında, yatırım için en uygun hinterlanda sahip...
Çiğli Atatürk OSB dışındaki pek çok OSB'sinde doluluk oranları yüzde 50'yi bile bulmuyor.
Peki, böyle bir kent nasıl oluyor da, bugünkü durumunda olabiliyor.

Yani, üretimin ve yatırımın yıldızı olması gereken ve bunun için her olanağa sahip bir kent; neden sadece güzel kızlarıyla, boyozuyla, kumrusuyla, gevreği ile anılabiliyor?
Soru ve sorun bu kadar net!..
Yanıtı ise, insanı şaşırtacak kadar basit...

Yatırımcı ağzının payını alıyor

Çünkü, en az 25 yıldır bu kentteki tüm önemli yatırımlar bir şekilde engelleniyor. Herkesin, hepimizin saygı duyması gereken yargı ve bilirkişi kurumları kullanılarak, "ideolojik kardeşlikler" kentin kaderini etkileyebiliyor.
Koskoca kentin kaderi, kendilerini "aydın" olarak tanımlayan bir bölük insanın ellerinde heder olup gidiyor...

Ve bizim elimizden maalesef hiçbir şey gelmiyor.

Gözlem Gazetesi yazarı, eski Büyükşehir Belediyesi Başkanı Burhan Özfatura'nın deyimi ile, geçmişte İzmir'e milyonlarca dolarlık yatırım için gelen yerli-yabancı işadamları, "Ağzımızın payını aldık, artık İzmir'in üzerinden uçakla bile geçmeyiz" diyorlar...

"Evet" diyenlerin her türlü sorumluluğu alması, "hayır" diyenlerin ise hiçbir sorumluluğunun olmaması, İzmir'in kara yazgısına boyun eğmesi anlamına geliyor.

İstanbul'da, Ankara'da, Gaziantep'te ya da Anadolu'nun herhangi bir sanayi kentinde birkaç yıl alabilen yatırımlar, İzmir'de kimi zaman 20 yıl sonra tamamlanabiliyor.
Nüfusu 4 milyona dayanan bir kentin bu duruma gelmesinde, kuşkusuz sadece "ideolojik kardeşlikler" değil etkili olan...

Kendilerine "kanaat önderi" diyen, toplum kesimlerinin temsilcisi olan insanlar da, ortak bir noktada buluşarak, aralarında haksız yere canı yananlara da sahip çıkmıyor.
İzmir'in ekonomik ve sosyal kalkınması için yaşamsal önem taşıyan ve bize yazarken bile bıkkınlık veren konu başlıklarındaki son durumu masaya yatıralım...


LİMAN ARKASI PROJESİ BİR BAŞKA BAHARA KALDI


İzmir'in ekonomik ve ticari gelişimini sağlayacak en önemli projelerin başında Alsancak-Turan arasını içine alan 5500 dönümlük "Liman Arkası Projesi" geliyor. Çok yüksek katlı yapılar, beş yıldızlı oteller ve rezidansların yapımına izin verilen bölge için 2001 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan uluslararası proje yarışması bile açılmıştı. Bölgeye en az 10 milyar dolarlık yatırımın gelmesi öngörüldü. Ancak açılan davalar sonucunda İdare Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararı gelmekte gecikmedi.

Böylece, tartışmalı bölgede zemin etütleri yapılmadığı gerekçesiyle Büyükşehir Belediye eski Başkanı Yüksel Çakmur ve 12 arkadaşının açtığı davanın ardından, bu gelişmeyle iş daha da çıkmaza girdi. TCDD tarafından açılan davanın ardından konuyu inceleyen bilirkişi heyeti, Alsancak Liman Arkası'nı kapsayan Yeni Kent Merkezi İmar Planı'nın, imar ve şehircilik ilkelerine ters düştüğünü belirtti. Yrd. Doç. Dr. Levent Ünverdi, Yrd. Doç. Dr. Mert Çubukçu, Yrd. Doç. Dr. Şebnem Gökçen Dündar tarafından hazırlanan raporda, dava konusu olan yerlerde halen TCDD'ye ait vagon bakım ve onarım atölyesi, motorlu tren bakım atölyesi, torna atölyesi, CTC binası, drejin garajı, elektrik atölyesi, işletme müdürlüğü yemekhanesi gibi yapıların bulunduğu belirtilmişti. Ayrıca 19. yüzyılda yapılan tarihsel niteliğe sahip atölye binalarının halen kullanıldığının da altı çizildi. İmar planı ile mevcut durumu karşılaştıran bilirkişi heyeti, tarihsel değerlere sahip yapıların imar planlarında konut, hastane ve ticaret merkezi olarak ayrıldığını belirtmişti.


İNCİRALTI BİR KEZ DAHA MAHKEMELİK

İnciraltı, İzmir'in kent merkezi olarak kabul edilen Konak Meydanı'na 5 km mesafede... Hemen yanı başında antik çağlardan itibaren termal şifa dağıtan Balçova Agamemnon kaplıcaları bulunuyor. Bölge, sağlık turizmi başta olmak üzere ekonomik aktivitenin başrol oyuncusu olabilecek tüm özellikleri taşıyor. Büyükşehir Belediyesi, 2006 yılı kasım ayında İnciraltı sakinleri ile beş gün boyunca toplantılar yaptı, fikirlerini dinledi, ortak bir noktada buluşuldu. İnciraltı turizm merkezi 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı revizyonu hazırlandı. Ancak tanıdık davalar gecikmedi. TMMOB Koordinasyon Kurulu, planın iptali için Danıştay'a başvurdu.
Davada 1/25 bin ölçekli çevre düzeni plan revizyonunun, yetersiz, şehircilik ve planlama ilkelerine aykırı olduğu öne sürülüyor.

Mimarlar Odası Şubesi Başkanı Hasan Topal da İnciraltı'nın tarım alanı özelliğinin kamu yararı kavramıyla aşılmasının doğru olmadığını dile getirdi. Topal, ayrıca Balçova'daki termal alan planıyla ilgili de iptal davası açtıklarını dile getirdi.

17 yıl önce Bakanlar Kurulu kararıyla turizm merkezi ilan edilen 580 hektar arazi, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan nazım imar planında da turizm merkezi alanı içinde gösterilmişti.


İZMİR'İN TARİHE GEÇEN UTANCI DTM

Basmane'deki Dünya Ticaret Merkezi (DTM), İzmir'in 1990'lı yıllarda prestij projeleri arasında başı çekiyordu. Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı Kemal Zorlu'nun yaptığı Güçbirliği Holding'in bu projesi için 1998 yılında inşaat alanına tam 42 kilometre kazık çakıldı. Belediyeye 11.5 milyon dolar para ödendi. Kahramanlar semtinde 37 bin 500 metrekare alana kentin en büyük katlı otoparkı yapılarak Belediyeye teslim edildi. Ancak kentin gelişimini istemeyen "o tanıdık kafa" yetişmekte gecikmedi... Yıllarca süren davalar sonucu hem Güçbirliği Grubu hem de DTM anılarda kaldı. Kentin göbeğinde devasa bir alan, çürük bir dişi gibi tam 11 yıldır duruyor. Temel kazısı seviyesinde bekleyen inşaatın tamamlanması için Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Güçbirliği AŞ ve EGS Holding temsilcileriyle geçtiğimiz aylarda mutabakat sağlanmıştı.

Başkan Kocaoğlu'nun geliştirdiği çözüm önerisine göre daha önce kat karşılığı yapılan anlaşma uyarınca belirlenen belediye hissesi yüzde 12'den 30'a çıkarılırken EGS ve Güçbirliği Holding'in yüzde 44 hisseleri de yüzde 33'e düşürüldü. Böylece mahkemelerin 'kamu yararına aykırı' diyerek verdikleri 'iptal' kararlarının dayandığı temel de çürütülmüş, kamu yararı artırılmış oldu. DTM Projesi kapsamında yapımı öngörülen opera binası yerine, varılan mutabakat uyarınca yeni hazırlanacak imar planlarında bu alan belediye hizmet alanı olarak belirlendi. Güçbirliği ve EGS, söz konusu alanın yüzde 70'lik bölümünde yeni hazırlayacakları projeyi hayata geçirirken belediyenin payına düşen yüzde 30'luk alana da ön cephesi Fuar'ın Dokuz Eylül Meydanı'na bakacak şekilde yeni bir Büyükşehir Belediye Sarayı yapılması planlandı. Tüm bu tartışmalar sürüp giderken, İzmir'in göbeğindeki utanç çukuru 12. yaşına giriyor.


ÇEŞMELİ TURİZMCİY EECRİMİSİL KAZIĞI

Türkiye'nin son yıllarda gözde turizm merkezi haline gelen Çeşme'de turizmciler, bir yıldır akıllara zarar bir haksızlığın bedelini ödüyor. Bodrum, Marmaris, Antalya, gibi merkezlerinden daha yüksek ecrimisil bedeli ödeyen işletme sahipleri, defalarca verilen sözlerin tutulmasından şikayetçi. 15 Nisan 2009'da turizm sezonunu Çeşme'de açan Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Milli Emlak Müdürü, Vali, üst düzel bürokratlar hep bir ağızdan söz vermişti. Sözler tutulmadı. Peki bu durum İzmir'de kimin umurunda? Kentin turizm merkezi Çeşme'de, aynı kentin insanları akıl almaz bir haksızlığa uğruyor.

Çeşme Turistik Otelciler Birliği (ÇEŞTOB) Başkanı Veysi Öncel, ecrimisil bedellerinin düşürülmesi için çeşitli girişimlerde bulunduklarını, ancak bugüne kadar sonuç alamadıklarını dile getirdi. Öncel, yeni bir yönetmelikle ilçedeki ecrimisil bedellerine yüzde 300 ile 500 arasında artış uygulandığını dile getirdi. Çeşme'deki bir otele 2 milyon 500 bin TL ecrimisil bedeli geldiğini ifade eden Veysi Öncel, Çeşme'de turizm sezonunun kısa ve iç pazara yönelik olduğunu belirterek; Bodrum, Marmaris, Antalya, Alanya gibi uzun sezona sahip turizm merkezlerinden daha yüksek ecrimisil bedeli ödediklerini dile getirdi.

ÇEŞTOB Başkan Yardımcısı ve Ilıca Otel Genel Müdürü Yakup Demir ise yeni ecrimisil bedelinin kendilerine 'meslekten ayrılın tebligatı' anlamına geldiği görüşünde. Yüksek bedellere çözüm bulunamazsa ilçede deniz-kum-güneş turizminin hayal olacağını savunan Demir, 'Sahildeki tüm otellerde artırım söz konusudur. Bu konu rüyalarımıza girmeye başladı. Söz konusu rakamlarla ayakta durmamız mümkün değil' dedi. "

Tarih: 11/8/2009
7229 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri