16 Ağustos 2017 Çarşamba
   Yazdır Arkadaşına gönder
İzmir’in dereleri ve balyoz sesleri
Alahattin Gürırmak
Alahattin Gürırmakİzmir’deki habercilik mesleğimde iki alanda yoğun çalıştım. İlki İzmir hastaneleri, diğeri ise Karşıyaka... Karşıyaka deyip geçmeyin. Görev alanım bugünün Karşıyaka’dan başka Çiğli ve Bayraklı ilçe sınırlarını da içine alırdı.

Karşıyaka muhabirliğimin ilk yıllarında tanıdığım “Babacım” lakaplı Karşıyaka Belediye Başkanı Nevzat Çobanoğlu’nu unutamam. Sonra Adliye koridorlarından tanıdığım Avukat Cihan Türsen, daha sonra Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanvekili sanayici Ahmet Kemal Baysak...

Bugün nüfusu bir milyona yaklaşan Karşıyaka’da, farklı başkanlıklar döneminde yüzlerce Karşıyaka haberini gazetemin sütunlarına taşıdım. O tarihlerde Karşıyaka Belediyesi'nde Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü ve onlarca çalışanı da yoktu.

1995 yılında Yeni Asır Gazetesi'nin Karşıyaka muhabiriydim. Gazetede mesai arkadaşlarımın çoğu benim Karşıyaka’da ikamet ettiğimi sanırdı. Oysa ben Hatay Üçyol'da otururdum. Beni hep gazetenin kültür-sanat sayfasını hazırlayan köşe yazarlarından Yaşar Aksoy’la birlikte görürlerdi. Yaşar ağabey Karşıyakalı'ydı. Beni de Karşıyaka'da oturur sanırlardı.

Hürriyet Gazetesi'nden Yeni Asır’a transfer olan, muhabirliğe başladığı haftayı çok iyi hatırladığım, adliye muhabirliğinden arkadaşım Hasan Çömlekçi haber müdürümüz olmuştu. Evim Hatay'daydı ya, olur olmaz işler için kalıp gece geç saatte Karşıyaka'dan dönmek zor oluyordu.

Her gün farklı alanlarda, farklı yerlere, tek başıma haber yapmaya gidiyorum. Adliye'de duruşmadan çıkıyor Organize Sanayi'deki açılış törenine geçiyordum. Oradan belediyedeye, zabıtaya, polise, karakola, hastaneye derken, haberlere yetişmek için epey çaba harcıyordum. Arkadaşlarım 18.00 – 20.00 saatleri arasında çıkıp evlerine giderken ben 23.00 ya da 24.00’ten aşağı evime gidemez oluyordum.

Bazı işlere daha yeni, daha genç arkadaşların görevlendirilmesini istiyordum. Hasan'la dostluğumuz vardı, şaka yollu takılırdık birbirmize. Bir gün Hasan’a, “Bak, 'Karşıyaka’yı sel götürüyor' deyip telefon etsen, Hatay’daki evimden kalkıp Karşıyaka’ya koşturamam, ona göre. Diğer muhabir arkadaşları görevlendir” dedim.

1995 yılının 4 Kasım Cuma gününü 5 Kasım Cumartesi'ye bağlayan gece İzmir’e öyle şiddetli yağmur yağdı ki, görülmüş şey değil. Sabahın saat 06.00 sıralarında gazeteden arkadaşım Arzu Özdemir (Karausta) telefonla aradı, “Alaattin Abi, Karşıyaka’yı sel basmış, haber müdürümüz Hasan seni evinden aldıracak araç gönderiyor, bilgin olsun” demez mi?

Gazetenin aracı beni evimden aldı, doğruca Karşıyaka’ya gittik. Aman Allah’ım, bu ne felaket... Karşıyaka Devlet Hastanesi önüne geldiğimizde ne görelim? Hastane ambulansı Çanakkale yolunun karşısında yan yatmış. Her yer 2 metre yüksekliğinde su. Hastane bahçesi sel sularıyla dolu. Hastane kapısına zorlukla ulaştık. Hastanenin önü ana-baba günü gibi. Ağlayanlar, sızlayanlar, bağıranlar...

Kenar semtlerde dere yataklarına ev yapan ve kaçak elektrik kullananlar, aniden sel suları geldiğinde akıma ve sel sularına kapılmışlar. Hastane cesetlerle doluydu. Cenazeler tabutlanırken fotoğraflarını içim burkularak çektim. Cenaze sayısı 40’ı buluyordu. Ortalık savaş alanı gibiydi. Gece saat 21.00'e geliyordu, eve ancak dönebiliyordum. O günkü yorgunluğumu, perişanlığımı hiç unutamam..

Ertesi gün; Pazar günü yine görev alanımdayım. Başbakan Tansu Çiller, anamuhalefet partisi lideri Mesut Yılmaz, ardından Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’de İzmir’e ve sel götüren Karşıyaka varoşlarına geldi. Bende sel bölgesindeyim. Cumhurbaşkanı Demirel ayaklarına çizme giydi. Örnekköy’ün ırmağa dönmüş caddesinden birlikte yürüdük.

Demirel afetzedelerle konuşarak “geçmiş olsun” dileğinde bulundu. Ben de değişik açılardan fotoğraflıyorum. Nehre dönmüş bir sokağın başında durduk. Cumhurbaşkanı Demirel bir evin ikinci katında balyozlarla duvarı yıkanlara, “Hemşehrim, geçmiş olsun ne yapıyorsunuz öyle balyozlarla?” diye seslendi. Ellerindeki balyozlarla duvarı yıkmaya çalışanlar “Evimizin sel felaketinde yıkıldığını söyleyip devletten yeni ve imarlı ev talep etmemiz için yıkılmayan duvarları yıkıyoruz” diye cevap vermez mi?

Karşılarında Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı durduğundan haberleri yoktu. Sel şırıltılarına balyoz seslerine karışıyordu. Acı bir tebessümle bakan Cumhurbaşkanı fötür şapkasını başına taktı, “Sizin gibilerine söyleyecek bir söz bulamıyorum” diye mırıldanarak yoluna devam etti.

İzmir’in o gece yaşadığı sel felaketinde 43’ü Karşıyaka'da olmak üzere 63 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Yamanlar Dağı'ndan inen Ahırkuyu deresinin taşmasıyla Örnekköy, Demirköprü, Bostanlı hattında bütün evlerin birinci katları su dolmuş ve onlarca kişi yaralanmıştı. Gece yarısı başlayıp dört saat süren yağış sırasında metrekareye 100 kilogram yağmur düşmüştü.

Bu bölgede eskiden dağdan inip denize kavuşan yedi dere varmış. Bunlardan biri de Girne Caddesi'ymiş. Bu dereler kapatılıp iskana açılmış, her yan evlerle dolmuş. Tabii dağın ve suyun hafızası insandan güçlü. Bunun için böyle bir felakette su hemen yolun hatırladı ve denize ulaşmak için saldırdı...

İşte böylesine bir sel felaketinde bile İstanbul’daki gibi bir yağma İzmir’de yaşanmadı. Ama sel bölgesindeki fırsatçı bazı bakkalların o zamanın parasıyla bir mum ve ekmeği 250 bin liradan satmak istemesi ilginçti. Bu bakkallar buna rağmen talan edilmedi. Sonra görevlilerce tespit edilenlerin kapılarına mühür vuruldu.

Hatırladığım kadarıyla Cumhuriyet Mahallesi civarında sel afetzedeleri için toplu konutlar inşa edildi, mağdurluğunu ispat edenlere o daireler dağıtıldı. Ama sanıyorum pek çoğu o evlerde oturmaya yanaşmamıştı. Kiraya verip gelir elde etme yolunu seçip eski evlerinde oturmaya devam etmişlerdi.

İZSU Genel Müdürlüğü yetkilileri, 2010 ile 2014 yılları arası için hazırlanan stratejik planda İzmir’de oluşabilecek taşkınları önlemek ve çevre düzenlemesi sağlamak amacıyla 60 kilometre uzunluğunda dere islahı yapılması öngörüldüğünü açıklıyor. Evimin yakınından geçen Bornova Şeytan Deresi'nin her iki kıyısı gözümün önünde. Buraya imarsız-ruhsatsız üçer, dörder kat ev yapıldı. Dereler nasıl islah edilecek, anlayabilmiş değilim!..

Tarih: 16/12/2009
6031 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri