Yazdır Arkadaşına gönder
İzmir tarihindeki kıymetli öğretmen
Emel Akçay Uzun
Emel Akçay UzunYıllardan 1981, aylardan Eylül... Çok heyecanlıydım, biraz da korkuyordum. İlk defa sınıf arkadaşlarımdan ayrılmıştım. Artık ortaokula başlıyordum ve ilkokulumdan hiç kimse yoktu etrafımda. İzmir Özel Türk Koleji'nin Lütfiye Hanım Köşkü'nün önündeki tören alanındaydım. Çok kalabalıktı. Her zamanki gibi geç kalmıştık. Babam, sınıfımı bulamamıştı. Öylesine kalabalığın içinde durdum. Babam, kitaplarımı almaya gitti.

Tören bitti. Herkes, öğretmenleri başlarında diziler halinde sınıflarına gitti. Kalakalmıştım. Hayatım boyunca bu kadar yalnız hissettiğim bir an daha olmamıştı. Babam da gelmemişti. Bulduğum bütün öğretmen görünümlü kişilere 1-N sınıfını sordum. Kimse yerini bilmiyordu. Çok sonra kan ter içinde 1-N sınıfını buldum. Kapıyı çalıp içeri girdim.

Sonraki her gün tıraşını olmuş, takım elbisesini giymiş, insana güven veren ciddiyetiyle ancak bir o kadar da sıcaklığıyla öğrencilerini karşılayan bir öğretmen gördüm. Her sabah da "o öğretmeni görecek miyim?" diye baktım. Sonradan öğrendim ki müdürümüzmüş. Çok derinlerde bir noktada onu hep Atatürk'e benzettim. O yıllarda kendisiyle hiç konuşmadım ama hep gizli hayranı oldum.

Aradan yıllar yıllar geçti... Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nü bitirdim. Gazete ve televizyonlarda çalıştım. Kızım doğdu. Yeniden çalışma hayatına dönmeye karar vermiştim. İzmir Ekonomi Üniversitesi'ne Basın ve Halkla İlişkiler Danışmanı olarak kabul edilmiştim. İlk iş günümde İzmir Özel Türk Koleji'nde beni her sabah karşılayan müdürüm karşıma çıkmasın mı?

Çok duygulandım. Bir kez daha aynı takımdaydık. Birlikte çok çalıştık. Her daim öğretmeye devam etti. Yıllar sonra kurumdan ayrıldı, ama iletişimimiz hiç kesilmedi. Yıllarca üniversitenin her açılış, kuruluş yıldönümü törenlerindeki öğrenci gösterilerini yazdım. Tarihsel araştırmalara dalıp Atatürk ile ilgili sayısız gösteri yazdığım her seferinde kendisine danıştım. Tarihsel incelemesine, desteğine ihtiyaç duydum. Bu gösterilerin hepsi alkışlarla tamamlandığında Umur Hocam'a, orada olsun olmasın, gönülden selam verdim.

Tarih ve Atatürk'ü onunla konuşmak ayrı bir duygu, ayrı bir keyif taşıdı...

Belli ki yaşamı tüm güzelliğiyle özümsemiş ve paylaşmış, İzmir tarihini, öğrencilerine, sevenlerine bu kadar keyifli aktarmış, benim kıymetli öğretmenim, müdürüm... Dün Hacı Ahmet Tatari Camisi'nin avlusunda İzmir Özel Türk Koleji'nin kurucusu Tatış Ailesi, yönetimi, öğretmenleri, mezunları, İzmir Ekonomi Üniversitesi'nin akademisyenleri, çalışanları, mezunları, öğrencileri ve nice sevenleri, Umur Sönmezdağ'ı sonsuzluğa uğurluyordu. Herkes, Umur Hoca ile olan bir anısını paylaşıyordu. Cami avlusundakilerde keder değil, onu tanıyıp, zenginleşmiş olmaktan duyulan bir mutluluk hâkimdi.

Herkesin birleştiği tek cümle vardı; "İyi insandı"...

Sonunda geldiğim nokta;

İyi insanlar, zamanı geldiğinde sonsuzlukla buluşur, dokundukları iyi insanlara derin izler bırakarak...

Tarih: 7/9/2018
677 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri