Yazdır Arkadaşına gönder
İzmir Islahhanesi
Orhan Beşikçi
Orhan Beşikçi“Islah” kelimesine yabancı değiliz. Benim kuşağım büyüklerinden sıklıkla duyardı. Anlamı, iyileştirmek, düzeltmek, eğitmek, kusurları gidermek, yola getirmek, kötü karşıtı vs...

Farklı mimarisiyle dikkatleri üzerine çeken Mithat Paşa Anadolu Teknik Endüstri Meslek Lisesi’nin tarihçesine baktığımız zaman karşımıza “İzmir Islahhanesi” çıkar. Islahhanelerde korunmaya muhtaç 13 yaşından büyük olmayan kimsesiz yetim ve yoksul çocuklara Müslüman, Hıristiyan ayrımı yapılmadan kabiliyetlerine göre çeşitli meslekler öğretilirdi.

1863 yılında Niş’te Mithat Paşa tarafından kurulan, daha sonraki yıllarda Anadolu ve Rumeli şehirlerinde faaliyet gösteren ıslahhaneler de önce marangoz, kunduracı, çorapçı, mürettip, demirci, dokumacı, terzi, sonraki yıllarda dökümcü, tornacı, tesviyeci gibi meslek insanları yetiştirildi. Daha ilginci ıslahhanenin mızıka bölümünden mezun olmuş müzisyenler şehir bandolarında kendilerine iş buldular...

Araştırmacı, yazar ve sanat insanı Yaşar Ürük, bana dedesinin Selanik’te gittiği ıslahhanede çocuklara hem zanaat hem de sanat öğretildiğini anlatmıştı:

“Dedemin ıslahhaneye niçin gittiğini bilmiyorum. Ancak dedem burada zanaat olarak kunduracılığı, sanat olarak klarnet çalmasını öğrenmiş. İzmir'de 1924 yılında kurulan yarı sivil yarı resmi şehir bandosunda dedem klarnet çalmış. Bando elemanlarının tamamı kunduracıymış.”

Okulun methini duyan II Abdülhamit bando takımını saraya davet eder, başarılı konserlerden sonra, müzisyenleri madalya ile ödüllendirmeyi ihmal etmez... Islahhane o yıllarda barakalarda ve derme çatma binalarda eğitim verirken, padişah kendisine konser veren öğrencilere şimdi kullanılan “Mekteb-i Sultani”yi bağışlar...

Cumhuriyetin ilanından sonra adı “İzmir Sanatlar Mektebi” olarak değişen tarihi bina 1930 yılında İzmir sel felaketine maruz kalır. Sel önce köprüyü, daha sonra Sanatlar Mektebi’nin duvarlarını yıkıp okula büyük zarar verir. 1930 yılında çıkan gazetelere göz attığımızda ıslahhane de küçük çocukları eğitme geleneğinin bu yıllarda devam ettiğini görürüz... İkinci felaket, çoğumuzun tanık olduğu 1997 yangınıdır…

Mithat Paşa Sanatlar Mektebi’nin şimdi kullanılmayan dökümhanesinde sadece sanayi ürünleri değil, sanatsal değeri olan objeler de döküldü. Dökümhanede dökümcüyle ortak çalışma yapan heykeltıraşlar olduğunu biliyoruz.

Uzmanların “kırk yılda kaldırılamaz” dedikleri 1922 İzmir yangını enkazını kaldırırken telef olan emekçi atların hatırasına yaptırılan, şimdi Kültürpark’ta sergilenen, öyküsü ve estetiği ile insanı etkileyen emekçi atlar heykelinin çamur ve alçı kalıpları o yıllarda atölyesi olmayan heykeltıraş Şadi Çalık tarafından Basmane’de, Bayraktar Mescidi’nin avlusunda yapıldı. Dökümünü ve tesviyesi Mithat Paşa Sanatlar Mektebi’nde gerçekleştirdi... Gün geldi o genç heykeltıraş, Bitlis, Eskişehir, Ankara, ODTÜ, Niğde, Edremit, Burdur’da bulunan Atatürk heykellerini yaparak ünlendi, çağdaş yontu sanatının öncüsü, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde profesör oldu.

Fotoğrafını gördüğünüz Mithat Paşa Sanatlar Mektebi’nde dökülen Cumhuriyetimizin kurucusu, Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü büstlerinin hangi heykeltıraşın elinden
çıktığını bilmiyorum. Ancak bu büstlerin yeri okulun deposu değil, girişte en görünen yerde olmalıydı...


Şimdi gelelim asıl konumuza… Mithat Paşa Anadolu Teknik Endüstri Meslek Lisesi’nin tarihi binasına bir üniversitenin talip olduğunu, göz kırpmaların ve flörtün başladığını duyuyorum... Günümüzün en önemli sorunlarından biri haline gelen mesleksiz insanları meslek sahibi yapan tarihi okula müze dışında başka bir isim yakıştıramıyorum... Mezunu olsun olmasın “İzmirliyim” diyen herkesin bu okula sahip çıkması gerekiyor…

Bir gün Mithat Paşa Anadolu Teknik Endüstri Meslek Lisesi’nin ziyaret ederseniz efsane bandocuların padişahtan aldıkları madalyaları, enstrümanların nerede olduğunu sormayın, göremezsiniz. Kulak verirseniz, içerilerden kimsesiz, yetim ve yoksul çocukların sesini, mızıkacıların çaldığı marşları duyar gibi olursunuz:

İzmir’in dağlarında oturdum kaldım
Şehit olanları deftere yazdım
Öksüz yavruları bağrıma bastım
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa
Adın yazılacak mücevher taşa


(Fotoğraflar: Atilla Özdemir)

Tarih: 2/6/2014
14951 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARIN KENT SÖYLEŞİLERİ
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri