Yazdır Arkadaşına gönder
Ayşe Başak KabanŞimdi biz, hep beraber bir ülkenin intihar edişini izliyoruz. Yok oluşa doğru adım adım sürüklenen bir vatanın evlatlarıyız biz. Kimileri ellerini ovuşturarak ve akan salyalarını kol yenlerine şehvetle silerek izliyor bizim birbirimizi yememizi. Ve onlar, sinsice attıkları nifak tohumlarının boy verişini izlerken, bu toprakların insanları büyük karanlığa doğru geriliyor.

Bu bir intihardır. Ve bunun sorumlusu onlar, bunlar değil, biziz. Eğitemediğimiz kendimiz ve  çocuklarımızla, parayla satın aldığımız etiketlerimizle, hep daha fazlasını isteyen aç gözlü arzularımızla, okumayışımızla, aydınımıza, yakın tarihimize sahip çıkmayışımızla tam olarak sorumlu biziz.

“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın “ sözünü düstur edinmiş bir toplumun, mutlu ve huzurlu bir gelecek hayal etmesi, planlaması mümkün değildir. Yüzde dörtlük okuma oranı ile, tamamen çökmüş bir eğitim sistemiyle, 'geleceğe umutla bakan ülke' olmak, bunu dilemek sadece cahil cesaretidir.

Bu bir intihardır ve bunun sorumlusu biziz. Haksızlıklara karşı sürekli sessiz kalışımız. Sürekli üç maymunu oynayışımızdır bunun nedeni. ”Bal tutar parmağını yalar “ sözüne inanışımız ve bunu hiç sorgulamadan kabullenişimizdir hızlı düşüşümüzü hazırlayan. Şimdi dehlizlerdeyiz öylesine karanlık dört yanımız, yıkıntılar arasında yakınlarını arayan felaketzedeler gibi gerçek kimliğimizi arıyoruz... Oysa yıllardır, sistematik bir şekilde ve asla farkında olmamıza izin verilmeden farklılaştırdılar bizi.

Kıyılara vuran balinalar gibi çırpınıyoruz. En çok bu çırpınışlar acıtıyor canımızı. Çünkü bizler, cahiliz... Eğitemedik ne kendimizi ne çocuklarımızı. Geçer not alıp sınıf geçmeyi, üniversite sınavında iyi bir fakülteye girmeyi alkışladık. O alkışları patlatıp, çocukların sırtını sıvazlarken ve şuursuz böbürlenirken evlatlarımızla göremedik Onların ne kadar boş, ne kadar eğitimsiz olduklarını. Çünkü bu ülkede çok uzun zamandır eğitim verilmiyor.

İşte tam da bu cehalet nedeniyle en çok yalanlara inandık. Çanakkale Savaşı’nın nerede başlayıp nasıl bittiğini bilmeden büyük bir askeri dehanın bu savaşı nasıl yönettiğini öğrenmeden, hurafelere ve onbaşıların iman gücüne olan inanışımız bizi intihara sürükleyen. Kendi partisi içinde demokrasinin olmadığı, genel başkanın ve parti içi yöneticilerin eleştirilmesine disiplin cezası verilen bir partinin demokrasi kelimesi ile şahadet getirmesine olan saf inancımız bizi intihara sürükleyen. Sözde sosyal demokratların koltuk sevdası uğruna geçmişlerini satmalarıdır bizi intihara sürükleyen. Neden aç kaldığını sorgulamadan, dağıtılan erzaklara minnet duyan ellerdir bizi intihara sürükleyen. Ananıza, şehidinize sövenlere alkış tutanların acizliğidir bizi intihara sürükleyen.

Ülkelerin kuruluş amaçları vardır. Ve kuruluş amaçlarını destekleyen ilkeleri. O değerler üzerinde yükselir ülkeler. Biz tek tek değerlerimizi yitiriyoruz. Değerler yitirildikçe kocaman delikler açılıyor bağrımızda, rüzgar giriyor içeriye, üşüyoruz. Artık fırtınalar esiyor bu ülkenin üzerinde. Çoktan böldüler bizi. Siz ve biz olduk... Biz ve siz oldunuz... Ve şimdi hep beraber umutla cesaretin birleştiği noktadan aynı uzaklıktayız. Ve umudunu kaybetmiş insanların miyop gözleri ile bakıyoruz etrafa. Şimdilik sadece bakıyoruz.

Tarih: 20/3/2008
9560 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri