Yazdır Arkadaşına gönder
İnsani değerler, vatan sevgisi ve politika - 5
Oğuz Adanır
Oğuz AdanırÜlkemde parti ya da kendi çıkarlarını toplumun çıkarları önüne koyan politikacı ve politik partiler çağdışıdır. Politikayı yirmi dokuz siyasi partiye bölen bir politika dünyası çağdışıdır. Bu politikacılar ve politika dünyasının var olmasına izin veren bir toplum çağdışıdır.

Ülkemde siyasi partiler de dahil olmak üzere herkes bir başkası ya da başkalarına karşı. Kimileri de herkese karşıdır. Herkes yalnızca kendinin haklı olduğunu düşünüp tüm diğerlerine kulak tıkıyor. Ara sıra laf olsun diye söz edilen demokrasiyle kimsenin ilgilendiği yok. Demokrasi çok uzun zamandan bu yana kimse için öncelikli bir kavram ya da konu değil.

Ülkem tipik bir kaos ortamı örneği. Her gün ölen, deliren, psikopatlaşan gençleri, insanları yakınlarının dışında kimse doğru dürüst umursamıyor. ?Ölen ölür kalan sağlar bizimdir? ilkesinden asla vazgeçmiyoruz. Ekonomi adlı darboğazın her geçen gün daralıp, enflasyon canavarının her geçen gün irileşmesi kimsenin umurunda değil. Herkesin aklı çorbasını nasıl çıkaracağı, kendi paçasını nasıl kurtaracağına takılı olduğu için toplumu kimin kurtaracağı kimseyi ilgilendirmiyor.

Ülkemin politikacıları ülkelerini ve insanlarını ne seviyorlar ne de sayıyorlar. Çünkü ülkemin insanları ülkelerini ve birbirlerini ne seviyorlar ne de sayıyorlar. Böyle topluma böyle politikacılar yaraşır. Toplum, toplum olma özelliğini on beş yıl kadar önce yitirdi ve hızla nereye doğru gittiği ne yaptığı belirsiz bir güruha benzemeye başladı. Herkes deli gibi ya iktidara sahip olmak ya da iktidara sahip olduklarını sandıklarına ortak olmak istiyor ve bunun ülkeye ve topluma neler yitirttiğini, yitirteceğini görmek istemiyor.

Birbirine meydan okumak ülkem insanının en büyük özelliği. Sokaktaki insanlar, politikacılar, etnik ayrımcılar birbirlerine her gün sözle, yumrukla, silahla, sonuçlarını hiç düşünmeden meydan okuyor. Sonuçları her gün medyadan izleyebilmek mümkün.

Özetle bu çağdışı politik, toplumsal, kültürel sistemin değişmesi gerekiyor. Ülkemin geçmişin kötü alışkanlarına saplanıp kalan bu politikacılardan kurtulması gerekiyor. Bu toplumun kendi kendinden kurtulması yani radikal bir zihniyet değişimi geçirmesi gerekiyor.

Sevgili aydınlarım bu konuda ayakta uyuyor. Dünyanın değiştiğinin, değişmeyi sürdürdüğünün farkında değiller. Zira dünyanın değişim ilkesinden bihaberler. Bu ilkeye göre dünya ikili bir sürece boyun eğiyor. Bir yandan başlangıçtan bu yana hiç değişmemiş gibi görünürken, aynı zamanda da hızla değişip, dönüşüyor. Dolayısıyla bizim toplumumuzun da hiç değişmediği varsayımını benimseyen aydınlarım nelerin değiştiğini gözden kaçırıyorlar. Toplumun kendilerinden hızlı hareket etmesi nedeniyle toplumu yakalamakta, anlamakta zorlanıyorlar ve çözüm yerine çözümsüzlük üretiyorlar.

Son on beş yıl içinde yaşanan toplumsal süreç ülkede bir çağ anlayışına son verilerek bir başka çağa geçilmesi konusunda çok uygun koşullar sundu, ancak bu süreç hemen hiç kimse tarafından doğru bir şekilde değerlendirilemedi ya da anlaşılamadı. Tıpkı kimi oyunlarda herkesin aynı anda kaybetmesi ya da kazanması gibi, kimi zaman herkesin gözü aynı anda şaşılaşabilir, körleşebilir, çevresine ve içinde yaşadığı dünyayı gerçekte olduğundan başka bir şekilde görebilir ya da neler olup bittiğini anlayamaz.

Mevcut toplumsal - politik - ekonomik (yani süreklilik ve dengeden yoksun) koşullardan aslında en çok rahatsız olan kesim büyük sermaye ve iş dünyasıdır. Politikacıları bir maşa olarak kullandıklarını sanan bu insanlar her seferinde onların tuzağına düşmekte ve onlarla birlikte toplumda kendi payına düşeni almaktadır.

Türkiye?de yapılması gereken acil işlerden biri ülkenin önünü açmaktan aciz tüm ehliyetsiz politikacılardan kurtulmak, ulusal birliğin bu kesimden gelen insanlar tarafından din, dil, ırk farkı demeden kurulacak bir partiyle sağlanması ve ekonomi - politik ağırlıklı çağdaş, insancıl, demokratik, toplumu huzur ve güven içinde yaşatacak politikalar üretilmesidir. Ekonomik ve politik süreklilik, dolayısıyla toplumsal huzur ve güven ancak bu şekilde sağlanabilir. Sözcüğün gerçek anlamında bir demokrasiden belki o zaman söz edilebilir. Zira Türkiye?nin dünya klasmanında sınıf atlamasını sağlayacak en önemli olaylardan biri budur. Zira kalıcı bir yabancı sermaye ancak kalıcı bir demokratik yapıyla Türkiye?ye yerleşecek ve işsizliğin azalmasında önemli bir yere sahip olacaktır. Marksist terimlerle artık Türkiye?de sermayenin politika ve ekonomi alanına el koyma zamanı gelmiş, geçmektedir.

Bu temel değişiklikler yapılmadıkça ekonomi - politik yerine neredeyse kurulduğu tarihten bu yana toplumsal - politik - ekonomi anlayışına boyun eğen bir düzenden yana olan politikacıların politikayı ellerinde tutabilmek adına hem büyüklü küçüklü iş dünyasını hem de toplumu tehdit etmeyi sürdüreceği ve yakın bir gelecekte demokrasi yönünde hiçbir radikal değişiklikle karşılaşılamayacağı açıkça görülmektedir.

İş dünyası da yaklaşık otuz yıldan bu yana uyumakta ve bu gerçeği kabul etmemekte direnmektedir. Emekçilerin ve memurların yazgısını politikacıların eline vererek kendi önlerini açtıklarını sandıkları her sefer tam tersi olmuş ve en büyük ekonomik darbeyi kendileri yemiştir. Çok daha zengin ve refah içinde yaşayabilecek bir Türkiye?nin önünü kesenler kapitalist ya da liberal kapitalist sistemin ne olduğundan bihaber ve haksız yere kapitalist olarak nitelendirilen bu insanlardır.

Onlar ne burjuva ne de kapitalisttir, yalnızca zengin olup, çoğunlukla kapitalist bir düzen içinde yaşadıklarının ve onun sayesinde zengin olduklarının bilincinde değildirler. Akıllarını kullanarak zenginleştiklerini sandıklarından içinde yaşadıkları sistemin bunda en büyük paya sahip olduğunu göremeyecek kadar kördürler. Ne var ki onlardaki bu körlük tüm toplumu etkilemektedir.

Sonuç olarak politikayı ülke çıkarları aleyhine kullanan politikacılar, kendi çıkarlarını toplumsal çıkarların önüne koyan iş dünyası ve bu süreci körükleyip kendi önünü kapatan bir toplumdan başka bir şey göremiyorum. İnsan olmayı, insanca yaşamayı başaramayan bir toplumuz. Yolumuz açık olsun!

Tarih: 30/8/2015
5504 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri