Yazdır Arkadaşına gönder
İnadına yalnızız...
Ayşe Başak Kaban
Ayşe Başak Kabanİnadına Uğur olduk
İnadına Ahmet
İnadına Metin
İnadına Hrant
Oysa…
Şimdi sadece
İnadına yalnızız biz .

Bu ülkede en çok insan tüketiliyor. Güzel insanların zorunlu göç edişini izliyoruz. . Televizyon muhabirleri olay yerinden kan anonsları ile duyuruyor. Ve fotoğraflar yayınlanıyor gazetelerde kare kare. . Ölü ama güzel insanların Azrail ile buluşma anını ölümsüzleştiriyor bir gazeteci. Bombalanan aracının az ilerisinde Mumcu, diğer karede Kışlalı, bir başka karede Göktepe , gazetesinin önünde vurulan Dink’in cesetleri sırayla belleklerimize kazınıyor.

Ay doğmayan hanelerimizde ölüm kokusu. Her gidiş ayrı bir ayrılığın acısı. Sancılarımız sıklaşıyor. Etrafımız diz boyu karanlık. Saçaklarından ayaz akıyor bu ülkeye. Üşüyoruz. Nereye baksak yoklar. Oysa…Oysa , Mavi Gözlü Dev bize; “Güzel günler göreceğiz çocuklar “ demişti. Dememiş miydi ?

Acı yüreklerimize düştüğünde kor ateşten bir gömlek giydiriyor korku bize. Yalnızlaştığımızı fark edip yozlaşmaya meylediyoruz. Hızla kirlenen dünyanın renkli çikolata kağıtlarıyız biz. O kadar cafcaflı, o kadar albenili ve bir o kadar vazgeçiliriz artık. Vazgeçmeyi iyi biliyoruz hepimiz. Vazgeçtiğimiz için vazgeçilebilir olmak da sıkmıyor canımızı. Sevdalarımızdan, kavgalarımızdan, yeminlerimizden vazgeçmeyi çoktan ezber edindik kendimize.

Umuttu bizi geçmişten bugüne taşıyan. Bir parça umut için feda edebilirdik pek çok şeyi. Çünkü o zamanlar barışın gözlerine inanırdık. Maviydi barışın gözleri ışıklar sönmeden az evvel görmüştük. Ama öldü bizim nineleriniz. Ninniler sustu. Bostancılar kovamadı bir türlü danaları. Ve masalcı nineler öleli elimizde hep korkunç gerçekler kaldı . Tek cücenin yedi pamuk prensese bedel olduğunu ve beyaz atlı prenslerin hep yenildiğini öğrendik. İyilerin mutlak yenilgisidir bizim kanatlarımızı kıran. Umudumuzu kaybettik. Hükümsüzdür.

Uğurlar ölmez dedik.
Ahmetler ölmez.
Metinler ölmez.
Hrantlar ölmez.
Oysa vurdular hepsini tek tek.
Öldüler.
Şimdi sadece
İnadına yalnızız biz

Aydınlarımızı karanlık mezarlıklara bırakıp başımız önde yürüyoruz şimdi. Alnımız ak değil artık. Hepimizin üzerinde kan kokusu. Her birinin katilleri aramızda dolanırken ve biz hala kötülere ödül kurabiyesi verirken ne zaman aydınlanacak bu gökyüzü?

Vicdan zaman aşımına uğradı çoktandır. Ondandır karanlık. Ve biz senede bir gün anma törenlerinde ardımızda sadece karanfiller bırakacağız boş meydanlara. Suskun ve utanç dolu bakışlarımızı yerden kaldıramayacağız. Umudumuzu kaybettik. Yerlerde onurumuzu arıyoruz. Ondandır başımız önde yürüyüşümüz...

Tarih: 21/1/2008
9493 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri