Yazdır Arkadaşına gönder
Her Türk erkeğini Brad Pitt, her Türk kadınını Scarlett Johansson sanan sektör
Ercan Sever
Ercan SeverÇalışma ve yaşam koşulları teknoloji ile birlikte evrildikçe daha az hareket ediyoruz. Buna karşın her gün doğallıktan uzaklaşan gıdalarımız kalori deposu. Sağlıklı yaşam hedefinde diyet çılgınlığı bugün en baskın ideoloji. Diyetisyenler, sağlıklı yaşam guruları, diyet reçeteleri hayatımızın vazgeçilmezleri haline geldi. Dört işlemi yapamayanlar beden kitle endekslerini hesaplamada matematik dehalarına parmak ısırtıyorlar.

Tüm insanlık hızla şişmanlarken Türkler'in bunun dışında kalacağını düşünemeyiz. Kaldı ki yağ ve şeker eğemenliğindeki Türk mutfağı şişmanlığa giden en kestirme yolu ifade ediyor. Ekmeksiz sofra, şerbetsiz tatlı düşünemiyoruz. Geleneğimizde etin bile yağlısını tüketmek statü sembolü olarak görülmüş. İnsan ilişkileri ve sosyal etkinliklerimiz adeta yemek etrafında örgüleniyor. Böyle bir gelenek ve algı; basen, göbek, fazla kilo ve yağ olarak bedenlerimizde zuhur ediyor. Yani biz Türkler'in çok da atletik yapıya sahip olduğumuz söylenemez.

XL hakları ve ihlalleri

Ancak her an yüzümüze çarpan bu gerçeğin farkında olmayanlar isteyerek veya istemeyerek hayatımızı zorlaştırıyor. Türkler'in dünyanın en atletik ulusu olduğu yanılgısına inananların başında tekstil-konfeksiyon sektörümüz geliyor. Hele spor giyim üreten firmalar her Türk erkeğinin Brad Pitt, her Türk kadınının Scarlett Johansson ölçülerinde olduğunu sanıyor. Bu çıkarımı test etmek çok kolay. Çıkın evinizden, en yakın marka ürünler satan bir konfeksiyon mağazasına gidin. Raflarda, vitrinde elinizi attığınız ürünlerin neredeyse tamamı ideal kiloya sahip müşterilere yönelik. Sanırsınız her konfeksiyon mağazasının en büyük müşterileri bay ve bayan voleybol takımı oyuncuları. Kıyıda köşede unutulmuş XL ürünler dahi XL bedenlere göre değil. İsyan edesiniz geliyor. Yahu, bu markaları üretenler sabahları başka ülkelerden gelip de mi mesai yapıyorlar? Aynı sokak ve caddeleri paylaşmıyor muyuz bu insanlar ile? Fazla kiloları ile anılan Tük kadınları, göbekleri ile namlı Türk erkekleri nüfusun ezici çoğunluğunu oluştururken hedefi para kazanmak olan konfeksiyoncular neden üretimlerinin çoğunu marjinal bir topluluğu ifade eden atletik Türkler'e göre yaparlar?

Deneyimli bir XL olarak durum üretici firmaların ihmalinin çok ötesinde hak ihlali haline geldiğini söyleyebilirim. Kazak, ceket bakıyorsunuz ürün serisinde onlarca ürün arasında şanslı iseniz XL ve varsa daha büyük bedenleri bulabiliyorsunuz. Artık giderek daha sert bir ses tonu ile sorduğum, “Bu ürünün XL’ı yok mu?” sorusuna her defasında aldığım yanıt aynı; “Tükendi beyefendi”...
Öfkelenmemek elde değil. Yahu, madem her üründe ilk tükenenler XL ve büyük bedenler ise neden üretim politikanız bu gerçeğe göre yapılmıyor? Üreticiler;
“Ey müşteriler! Üstünüze başınıza giyecek bir şey bulmak istiyorsanız zayıflayın” diyerek bizleri sağlıklı yaşama yöneltme misyonu üstlendiler de farkında mı değiliz?

Üretici firmaların şişmanları yoksun bırakmanın dışında ikinci cezalandırma yöntemi ise parasal. Çünkü mağazalarda şanslı iseniz bulacağınız büyük beden ürünlere ödeyeceğiniz para, ideal ölçülere göre çok daha fazla.


Ey şişmanlar! Üstünüze göre bir şey bulduğunuza şükredin

Atletik Türkler'e yönelik sınırsız ürünlere, markalara, seçeneklere rağmen büyük bedenlere yönelik son yıllarda açılan tek tük mağazalar ise ihtiyacı karşılamanın çok gerisinde. Çünkü bu mağazalarda satılan ürünlerin önemli bir bölümü de sanki şişmanlar için estetik ve moda önemli değil, üstlerine giyecek bir şey bulduklarını şükretsinler türünden zevksizlik örnekleri oluşturuyor.

Biz şişmanlar her an artan sayımıza rağmen konfeksiyon sektörünün ilgisini çekemiyoruz. Yokmuşuz gibi davranan konfeksiyoncular bizleri yoksunluk ve para ile cezalandırılarak aslında tüketici hakkı ihlal ediyorlar.

Tarih: 7/12/2009
6301 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri