Yazdır Arkadaşına gönder
Hayır da yetmez...
Hüseyin Erciyas
Hüseyin Erciyas12 Eylül 1980 darbesinden iki yıl sonra, 23 Eylül 1982 günü Danışma Meclisi'nde, 18 Ekim 1982 günü Milli Güvenlik Konseyi'nde kabul edilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 7 Kasım 1982 günü halk oylamasına sunulmuştu. Oylamada yurttaşların yüzde 91,37'ü “kabul" yüzde 8,63'ü de “ret" oyu vermişti.

Türkiye çapında sandık seçmen listelerinde 20 milyon 690 bin 914 kişi kayıtlıydı. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) oylamada 18 milyon 885 bin 488 yurttaşın oy kullandığını, kullanılan oylardan 18 miyon 841 bin 990'ının geçerli olduğunu açıklamıştı. YSK'nın açıklamasına göre, geçerli oylardan 17 milyon 215 bin 559'u “kabul", 1 milyon 626 bin 431'inin “ret" oyu biçimindeydi.

***

“Darbe anayasası" olarak tanımlanan anayasa, yürürlüğe girdikten sonra pek çok kez değişikliğe uğratıldı, değişiklik girişimlerinde bulunuldu. İlk değişiklik Anayasa yürürlüğe girdikten beş yıl sonra; 1987 yılında yapıldı. Bunu 1993, 1995, 1999, 2001, 2002, 2004, 2005, 2006, 2007 yıllarında yapılan değişiklikler izledi.

2008 yılında "türban yasası" olarak anılan anayasa değişikliği, Türkiye'nin gündemine oturdu. Öneri AKP ve MHP milletvekillerince hazırlanıp imzalandı ve yasalaştı. Anayasa değişikliğine ilişkin yasa, CHP milletvekillerince Anayasa Mahkemesi'ne götürüldü. Yüksek mahkeme, 5 Haziran 2008 tarihli kararıyla yasayı iptal etti.

***

AKP milletvekilleri, iki yıl aradan sonra 2010 yılının Mart ayında yeni bir anayasa değişikliği teklifi hazırladı. Yasa teklifinde Anayasa'nın 10, 20, 23, 41, 53, 69, 74, 84, 94, 125, 128, 129, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 156 ve 159. maddelerinde değişiklikle geçici 15. maddenin yürürlükten kaldırılması ve üç geçici maddenin eklenmesi öngörüldü.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda görüşme ve oylamalar 17 gün sürdü. Anayasa değişikliğine ilişkin teklifin tümü 7 Mayıs 2010 günü yapılan ikinci tur oylama sonucunda 72 ret oyuna karşı 336 oyla kabul edildi. Anayasa değişiklik teklifinin maddeleri 330 ile 367 oy aralığında kabul edildiği için halk oyuna sunulması zorunluluğu ortaya çıktı.

Bu arada CHP milletvekilleri, anayasa değişikliğine ilişkin 5982 sayılı kanunun bazı madde, fıkra ve bentlerinin Anayasa'ya aykırılığı savıyla iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Mahkeme, 7 Temmuz 2010 tarihli kararında bazı istemleri ret, yasanın kimi hükümlerini de iptal etti.

***

Yüksek Seçim Kurulu, 13 Mayıs 2010 tarihli kararında halk oylamasında uygulanacak sürenin 120 gün olmasına ve halk oylamasının 12/09/2010 Pazar günü yapılmasına hükmetti. Halk oylamasına ilişkin süreç böylece başladı.

Son anayasa değişikliği teklifinin hazırlanması, kamuoyuna ve diğer siyasi partilere açıklanması, TBMM'ye sunulması, görüşülmesi, oylanması, onaylanması, Anayasa Mahkemesi ve referandum hazırlık süreci büyük tartışmalara neden oldu.

Yürürlükteki anayasa maddelerinin içeriği ne? Metin üzerinde anayasa değişikliği neleri kapsıyor, yapılmak istenen değişiklikler neler? Bu konudaki karşılaştırmalı tabloyu Kent-Yaşam okurlarının bilgisine sunmuştuk.

***

7 Kasım 1982 Pazar günü “12 Eylül Anayasası" diye de tanımlanan anayasanın halk oylaması yapıldı. Mesleğe başladığım yıl yapılan bu oylama, gazeteci kimliğimle izlediğim ilk oylamaydı. O oylamada oy kullanamadım. Henüz 19 yaşındaydım, seçmen yaşı alt sınırının altındaydım.

Bugün için son Anayasa değişikliği teklifi 12 Eylül 2010 Pazar günü halk oyuna sunulacak. Bu oylamaya elbette katılacağım ve oyum “hayır" olacak... Çünkü siyasal iktidara güvenmiyorum. İş başındaki siyasal kadroyu içtenliksiz ve güvenilmez buluyorum.

Bir bütün halinde ve toplumsal uzlaşmayla ele alınan anayasa değişikliğine kimsenin karşı çıkması beklenemez. Oysa, AKP'nin beklenti ve istekleri doğrultusunda hazırlanan anayasa değişiklikleri üzerinde toplumsal uzlaşma aranmadı. Tersine, yasalaşmasından halk oyuna sunulmasına kadar geçen süreçte ayrışma ve kutuplaşma körüklendi.

***

Anayasa Mahkemesi'nce “laiklik karşıtı eylemlerin odağı" olarak tanımlanan AKP iktidarının ve ona güç verenlerin gizli gündemleri olduğuna inancım pekişiyor. Siyasal iktidarın “bugüne kadar yaptıklarının yapacaklarının güvencesi" olduğunu düşünüyorum.

Yaratılan iklim ve ortamda, yasama, yürütme, yargı, medya gücünün yanı sıra Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı yürütülen operasyonlar beni endişelendiriyor, ürkütüyor. Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın “Haliçte Yaşayan Simonlar" kitabında sözü edilenler, endişelerimi bir kat daha arttırıyor.

Geçmişte ilerici, ulusal, demokratik güçlerin bir araya gelmesi, güç ve eylem birliği yapması gerektiğini söyleyenler, şimdi gerici, ümmetçi, sözde demokratik, gerçekte antidemokratik güçlerle kol kola yeni bir cephe oluşturuyor. Bu aymazlık ne zamana kadar sürecek, bilmiyorum.

Devrimci Yol hareketinin liderlerinden Oğuzhan Müftüoğlu'nun BirGün Gazetesi'nde yayımlanan “AKP’nin darbeyle hesaplaşma söyleminin kaba bir aldatmaca, bu söylemin arkasına takılan liberal ve solcuların ise ‘aldanmaya gönüllü insanlar’ olduğu" sözlerine katılıyorum.

Sekiz yıllık iktidar dönemini geride bırakan AKP'nin otuz yıl önceki “darbeyle hesaplaşma" söylemine inanmıyorum. Anayasa değişikliği sonrasında gündeme gelecek “yasa düzenlemeleri" yoluyla ele geçireceği güçlerle gücüne güç katmak istediğini düşünüyorum.

12 Eylül halk oylamasında, “Yetmez, ama Hayır" diyorum...

***

Yazarın notu : Yazımda tercihimi belirttim. Karşı çıktığımı söylediğim Anayasa değişikliği için halk oylaması 12 Eylül 2010 günü yapıldı. Ülke genelinde sandığa giden seçmenlerin yüzde 58'i "evet", yüzde 42'si "hayır" tercihinde bulundu. İzmir'de seçmenler 7 bin 700 sandıkta oy kullandı. İzmirli seçmenlerin yüzde 36.82'si "evet", yüzde 63,18'i "hayır" dedi. Türk seçmeni bir biçimde tercihini yaptı. Seçmenin tercihine saygı duymak gerek. Gelişmeleri izleyecek, göreceğiz...

Tarih: 7/9/2010
6231 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri