Yazdır Arkadaşına gönder
Hayatla orgazm sorunu olan kadınlar
Ayşe Başak Kaban
Ayşe Başak KabanKadın kokuyor bu hafta her yer. Gösterişli, yılık, yılgın, zoraki, ama en çok samimiyetsiz haberler, duyurular, reklamlar yer alıyor orada burada. Orkestralar köylerde konser veriyor, belediyeler seminer düzenliyor, sivil toplum örgütleri yürüyüşler düzenliyor. "Kadına Şiddete Hayır" konulu konuşmalar dinliyoruz ünlü konuşmacılardan. Kadının göklere çıkarılma haftası bu hafta.
 
Oysa kadının kim olduğunu, gerçek sorunlarının neler olduğunu kadınlar dahi bilmiyor. Bilenler olsa da  bildiklerini itiraf edemiyor. Öylesine büyük bir kuşatılmışlık içinde yaşamaya mahkum edilmiş ki kadınlar, kafeslerinin içinde özgür oldukları hayaline öylesine inanmışlar – inandırılmışlar ki, gerçekten özgür zannediyorlar kendilerini.
 
En çok kadınlar veriyor kendilerine zararı. "Mış" gibi yapmaları öğretiliyor ve dolayısıyla "mış" gibi yapmayı öğrenerek büyüyorlar. Ve o "mış"lar büyüyerek yaşamlarını ele geçiriyor. Mutluymuş gibi yapıyorlar en çok, kocalarından, sevgililerinden, çocuklarından memnunmuş gibi davranıyorlar. Aldatan kocalara tahammül ederek sabırlıymış gibi, yaramazlıkları ve arsızlıklarından bunaldıkları çocuklarına şefkatliymiş gibi, evde titizmiş, hamaratmış gibi, eşlerinin ailelerine karşı seviyormuş gibi davranıyorlar. Kocaman gülümsüyorlar kimi zaman, dişlerini sıkarak. Oysa tam da o noktada büyük ve sesli bir çığlık atmak geliyor içlerinden, yapamıyorlar.
 
Çünkü çok küçük yaşlarda biz, kızlarımıza aşılıyoruz bunu. Cefakar, çileli, sabırlı bir kadın olmanın erdemlerini öğretiyoruz çaktırmadan. Verdiğimiz örneklerle, yetişkin olarak gösterdiğimiz dirayetle örüyoruz kızların yaşamla kendileri arasındaki duvarı. Ve illa ki gelin olacağını söylüyoruz gururla. İlla ki anne olacağını özümsetiyoruz küçük beyinlere.
"Okuyacak, üniversiteden mezun olacak, evlenecek, anne olacak..." Yeni çağda  şablonumuz  bu. Bu şablon sonunda yirmili yaşlarda evlenen genç kızlar, otuzlarında genç dullara dönüşüyor birer birer, eteklerinde  çocuklarla. Oysa tam da o yaş işte bir kadının kendisini bulabildiği yaşlar. Karakterinin oturduğu, isteklerinin belirginleştiği yaşlar.
 
Kendisine yetemeyen kadınlar yetişiyoruz biz. Şiddet kusan erkekleri yetiştiren kadınlar var bu ülkede, o nedenle bitmez kadına şiddet bu topraklarda. Kadına, kadın olmaktan önce birey olmayı aşılayamıyoruz. Kendisine prenses gibi davranmayan hiçbir adamı hayatına sokmaması gerektiğini öğretemiyoruz. Üniversite mezunu, kariyer sahibi, ekonomik gücü olan nice kadın evlerinde, fiziksel ve veya  psikolojik şiddetle beraber yaşıyor. Kendisine kaba davranan ve sürekli emir kipiyle konuşan bir adamla bir hayat sürmeye yemin etmiş kadınlar var. Bu sözde eğitimli ve ekonomik özgürlüğe sahip kadınlar adama tekmeyi basacak cesarete sahip değil. Değil. Çünkü; "mış" gibi yaparak yaşamayı öylesine benimsemişler, özgür oldukları yalanına o kadar inanmışlar ki kadın olmanın, kadınlığını yaşamanın ne demek olduğunu unutmuşlar nicedir. Mutsuzlar işte... Ve ne yazık ki yılda bir kez göstermelik haklarını hatırlatmaktan başka yapabilecek fazla bir şey yok.

Mutsuz işte bizim kadınlarımız, tek taş yüzükle kandırılıyorlar hala. Kendisini kıskanan, kıskandığı için hırçınlaşan adamın kendisini sevdiğine inanan kadınlar var. Zengin, fakir, eğitimli, eğitimsiz, iş sahibi, ev kadını fark etmez. Bu ülkedeki temel kadın sorunu aslında kız çocuk yetiştirme sorunudur. Kız çocuklarımızı ne zaman özgür bireyler olarak yetiştireceğiz, işte o zaman hayatla orgazm sorunu kalmayacak kadınlarımızın.

Tarih: 5/3/2008
8353 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri