Yazdır Arkadaşına gönder
Gözyaşlarım, kahkahalarım, Babam ve Oğlum
Serap Dikmen Ahmetoğlu
Serap Dikmen Ahmetoğluİtiraf etmeliyim ki, son yıllarda sinemaya sık gitmiyorum. İlgi duyduğum filmlerin DVD'sini alıp evde izlemek gibi kolay bir yol seçtim kendime. Zaten alışveriş merkezlerine paralel olarak mantar gibi türeyen ufacık, havasız, özensiz cep sinema(cık)ları, alışık olduğumuz keyfi de vermiyor açıkçası. Yani sinemada film izleme keyfi neredeyse tarih olmak üzere kentimizde.

Yoksa tatmadım mı sanıyorsunuz, her seansı adeta bir şölenle başlayan Çınar Sineması'nda film izlemenin zevkini. Maalesef Çınar Sineması'nın içi boş şimdi. Kamuoyuna da yansıyan bir dizi polisiye olay sonrası iflas etmiş sahipleri. Konunun bu boyutu benim konum değil, ancak şunu söyleyebilirim ki İzmirli sinema izleyicisi Çınar'da film izlemeyi çok özleyecek.

Lafı fazla dolandırmadan asıl konumuza geleyim ben en iyisi.

Günümüzün prototip dizi izleyicilerinden biri olmamama karşın geçen yıl cuma günlerini bana iple çektiren "Çemberimde Gül Oya" dizisini izledikten sonra Çağan Irmak'ın senaryosunu yazıp yönettiği "Babam ve Oğlum" vizyona girince kolaycılığı bırakıp sinemanın yolunu tuttum.

Konak'taki bildik sinemaların dışında, bir alışveriş merkezindeki cep sinemalarının birinde gösterildiğini keşfettiğimde yaşadığım hayal kırıklığını da tahmin edersiniz artık.

Arkadaşımla, en ön sol köşede ve hemen arkasında kalan tek yerlere yerleştikten sonra, filmi beklemeye başladık.

Daha ilk başta annenin doğum yaparken ölmesi ile sonuçlanan sahnede babanın elinde kalan bebeğin bakışı vurdu yürekleri. Son sahneye değin de gönüller yoğun bir bombardıman altında kaldı.

Filmi anlatmayacağım, yanlış anlamayın. Zira her "Babam ve Oğlum" izleyicisi gibi, şiddetle bu filme gitmenizi tavsiye ediyorum.

Evet filmde çok ağlayacaksınız ama kahkahalarla da güleceksiniz.

Özellikle bu ağlama bahsi, bir çok kişide filme karşı isteksizlik yaratabilir. Tabii ki hiçbirimiz bunca sıkıntı, stres arasında bir de sinemada ağlamak istemiyoruz.
Ancak, ağlamaktan kaçtıkça aynı oranda uzaklaştığımız insanlığımızdan yansımalar bulacaksınız filmde. Kıran, kırılan, kin tutan, affeden, arada kalan, bocalayan, seven, sevilen insanoğlunu, çocukları için en doğruyu yapma çabasında olan babaları, anneleri göreceksiniz.

Her neslin kendine ait doğrularının birbiriyle nasıl çatıştığını, nerelerde buluştuğunu, üç kuşağı birbiriyle yüzleştiren "Babam ve Oğlum"da bütün çıplaklığıyla görecek ve irdeleyeceksiniz.

Tüm bunlar anlatılırken, salonda burun çekme sesleri çoğalacak, boğazınızda düğümlenenleri siz de bırakacaksınız. Filmden çıktığınızda burnunuz kızarmış olacak. Sizden sonraki seansı bekleyenler şaşkın bakışlarla inceleyecek yüzünüzü. Bunların tümüne hazırlıklı olun. Bir de yanınıza mendil götürmeyi unutmayın.

Çağan Irmak'ın referansı olmasa, belki ben de tercih etmezdim bu kadar gözyaşı akıtacağım bir filmi görmeyi. Filmin konusunu okuyup gittim, neyi anlatacağını biliyordum. Nasıl anlatacağı konusunda fikir yürütebiliyordum, ama doğrusu bu kadarını beklemiyordum.

Son olarak, Çetin Tekindor'un performansta, güçlü bir oyuncu kadrosunun arasından sıyrılıp sunduğu ziyafet her şeye değer diyorum.

Tarih: 29/11/2005
4962 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri