Yazdır Arkadaşına gönder
Gör artık be adam...
Ayşe Başak Kaban
Ayşe Başak KabanÜlken delik deşik oldu adam. Duvarları yıkılıyor bir bir... Montrö yerle bir... Elin Amerikalısı boğazlardan bir girdi, bir çıktı, bir girdi... Artık bir saygınlığı kalmamıştır ülkenin. Kanla yazılan sınırların değişirse yakın zamanda şaşırma. Ama sen şimdi Montrö'nün anlamını da bilmiyorsundur ve nasıl kazanıldığını ve nasıl korunduğunu. Çünkü senin yakın tarih bilgin yoktur. En yakın tarihi lisedeyken, nefret ettiğin tarih öğretmeninden almışsındır ve zor bela geçmişsindir. En çok Osmanlı tarihini ezber etmişsindir de. Türk Devrim Tarihi'ne gelince uykuların gelip, dalmışsındır. Ama sorsam şimdi sana tuttuğun takımın geçmişini bir çırpıda analtırsın eski zaman gollerini veya sayarsın o çok sevdiğin şarkıcının eski aşklarını...
 
Soyguncular dört bir yanda, elleri senin cebindeki üç kuruşta. Sahtekarlık uzman bir meslek günümüzde ya seninde en büyük hayalin piyangodan kazandığın paraları tüketmek... Neden çalışıp üreteceksin  ki bu dünyada, çalışmadan para kazanmayı seversin, bunu becerebileni daha çok seversin. O nedenle inanmışsındır 'bal tutan parmağını yalar ' sözüne. Bal tutacak bir parmağım olsa bile düşünmezsin, sana göre en makbulü bir başkasının tuttuğu parmağı yalamaktır.
 
Hep sevdin boş konuşmayı... Boş konuşanı sevdiğin gibi... Mahallenin dedikoducu komşularınla veya kahvedeki arkadaşlarınla sohbet etmek daha iyi geldi sana, iki satır bilim öğrenmekten. O nedenle hep Onlara benzeyenlere oy verdin. Caka satıp, hava basanı alkışladın. Alkışlarken bağırdın bile "Türkiye seninle gurur duyuyor" diye. Şişmekten aşınmış egoları beslemek senin bu dünyadaki görevin. O nedenle ne dediğinin değilde nasıl delikanlı konuştuğunun önemi var senin için.
 
Teöristleri sevmiyorsun ve lanetliyorsun Onları. Korkuyorsun bir gün ansızın bir canlı bomba ile yüzleşmekten... Ama dağ gibi delikanlılar ölürken adı konulmamış bir savaş meydanında seninki çıkıp dememiş miydi "terörle yaşamaya alışacaksınız" diye... Alış o zaman. Giy çelik kıyafetlerini öyle dolaş. Çünkü bir gün elbet sıra sana da gelecek.
 
Sen iki alt mahallede oturan aç çocukları bilmezsin. Çöp toplayan kadından iğrenirsin. Senin yoksula yardımın vicdanını rahatlatmaktan öteye gitmez. Oruç tutup açın halinden anlamını bekler dinin ama, iftar oldu mu en lüks mekanlarda açmaya bayılırsın orucunu. Kurban etlerini göstere göstere dağıtırsın. Sanırsın ki bir yoksula iki kilo et yeter tüm bir yıl. Açlıktan ağlamamıştır hiç bebeğin, o nedenle anlayamazsın aç çocuklarını doyurmak için suç işleyenleri, Onları görünce suratlarına tükürürsün, iş vermezsin yanında, erzak götürmezsin evlerine. Ama cebinden toplanan onlarca parayla çoçuklarına iş kuranlara, fabrika alanlara, lüks villarda oturanlara gıpta ile bakarsın. Özenirsin ve daha kötüsü alkışlarsın.
 
Bak ne oldu anlayabiliyor musun? Yoksulların yoksunluğundan faydalananlar atı almış Üsküdar'ı geçmişler. Olay burada olsaydı - ki olmadığını kimse ispat etmedi bugüne kadar - haberin olmazdı. Sen, yeni ve temiz bir vicdan satın alırdın bağışlarınla Onlar siyasi savaşları için yeni cepheler açarlardı. Ama ne oldu bu kutsal topraklarda? Seçtiğin seçkin şahıs köpürdü kızgınlıktan, neden yazıyorsunuz dedi? Ve ben eminim ki sen haklı buldun seçilmişini.


Orman arazilerin yakılıyor, satılıyor... Gıkını çıkmıyor. Yağmurun yağmamasının, iklimlerin değişmesinin, kuraklığın artmasının Allah'ın işi olduğuna inanıyorsun. Büyük afetler geliyor diyor bilim adamları. Büyük seller, büyük depremler, büyük kayıplar olacak diyorlar. Kuraklık diyorlar... Kuruduk diyorlar... Birşeyler ifade ediyor mu sana? Yani kısa ve öz anlatmak gerekirse içecek suyun, yiyecek ekmeğin olmayacak... Anlayabiliyor musun? Hayır anlamıyorsun, bunların hepsi hikaye geliyor sana. İnansaydın zaten, çıkardın meydanlara, dokundurtmazdın ormanına...

Suni gündemlerle kafanı kalınlaştırıyorlar yıllardır. İçki içilsin mi, türban takılsın mı, bikini ile gezinilsin mi, X ile Y evlensin mi, hangi takım şampiyon olsun, kim kimi öpsün...  Sen en çok olmayan bilgilerinle bu konularda fikir yürütmeye çalışıyorsun. Yüz kişiden dördünün okuduğu bir ülkede sen 96 kişiden birisin. Büyük çoğunluksun. Parmak hesabı demokrasisine göre senin borun ötüyor memlekette ve evet ben senden rahatsızım...
 
Çatırtılar geliyor, onlarıda mı duymuyorsun? Çöküyor ekonomi.  Borçlar gırtlağı aştı çoktan. Sadece senin değil ülkenin borçları var sağa sola ve evet ne yazık ki sen ödeyeceksin onları da. O nedenle kim ne derse desin sen artık çocuk yapma. Yazıktır... Boyundan büyük borcunu bir masumun daha sırtına yükleme.
 
Sana söylecek çok sözüm var adam. Çünkü sen ve senin gibiler yüzünden benim geleceğim çalınıyor. Biliyorum olmayacak ama... Uyan artık be adam. Gör artık gerçekleri. Dört bir yandan yanıyorsun, sen hala rüyanda boş konuşan adamı alkışlıyorsun.


Tarih: 14/9/2008
8555 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri