Yazdır Arkadaşına gönder
Gazetecilik üzerine...
Ayşe Başak Kaban
Ayşe Başak KabanAh... Uzun zaman olmuş meslek dedikodularını almayalı... İzmir basınını nicedir takip edemiyordum ama bir dostun uyarısı ile yeniden sıkı gözleme aldım. Eski defterler çıkarılmış, yeni katılan hesaplar ile birlikte kabarmış günahların hesabı yapılmaya başlanmış... İyidir iyi... Hatanın neresinden dönülse kardır. Gerçi uzunca bir süredir kocaman bir girdabın içerisinde beyhude debelenmeye çalışan meslektaşlarımın halini görmek üzüyor mu beni? Tam sayılmaz.

Açık ve net bir şekilde söylenmesi gerekirse, İzmir basını çok uzun zaman önce vermesi gereken savaşı artık kaybetmiş durumdadır. Bundan sonra hiçbir şekilde gerçekleşen çöküşü durdurmanın bir yolu yoktur.

Zamanında her şeye “eyvallah” diyen ablalarımız ve ağabeylerimizdir tüm bu sancının sebebi... Sendikalarından tek bir imza ile vaz geçenler, patron hükümdarlığı altında baş eğenler, gelene paşam gidene ağam diyen zihniyetlerin, yayın yönetmeni, yazı işleri müdürü, haber müdürü olması... Tüm bu “gazetecilerin”, bir parça daha kâğıt para için meslek ahlaklarını hiçe saymaları, yandaşlarını adam yerine koymaları... Boşlukları siz doldurun gayri...

Şimdi yine ortada olan; bu meslek için pek çok şeyi göze alıp, sürekli iteklenen, kimi patron yalakaları tarafından adam yerine koyulmayan veya zamanı geldiğinde, şartlar olgunlaştığında, elden bir şey gelmediği anlaşıldığında, tüm yüreğini önüne katıp, ceketini de sırtına vurup, “Haydi bana eyvallah” diyerek kapıyı çarpanlar...

Onlar ki ne yazık ki bir elin parmak sayısı kadarlar, yine geçmişte olduğu gibi çırpınıp duruyorlar. “Ne olacak bizim mahallenin hali?” diye geceleri uykuları kaçıp, “Ne yapabilirim?” sorusunu beyinlerinde çiğneyip düşünüyorlar...

Yapacak pek bir şey yok... Bir şekilde bir yerlerinden sokulup, haber merkezinin, sahada çalışmanın, montaj setlerinin kokusunu solumuş; “Bu iş için ölürüm ben” diyebilen insanlarla “gazetecilik” yapmış biri olarak gördüğüm tek şey ortalığın toza, dumana karışmış olduğu...

Kasabadan atlı süvariler geçti ve yerlileri bir bir yakalayıp, öldürdü. Bizim şefler şimdilerde başka diyarlara sürüldüler. “Biz kaç kişiyiz?” anketi bugün bizim meslek için yapılmalı.

Her zaman söylenir; “İzmir feci şekilde beyin göçü vermektedir” diye... Bugün İstanbul, Ankara'da basına yön verenler, dünyanın değişik yerlerinde “gazetecilik” yapan bir yığın genç insan bizim buralardan gitti. Kalanlardan daha başarılı oldukları için değil, geleceği daha iyi gördükleri için gittiler...

Şimdi haber merkezlerini ajanslar yönetiyor. Beyin gücü ile çalışan onlarca usta evlerinde emekliye ayırdılar kendilerini... Hepimizin bildiği hikâyeler bunlar. Çok mu geç? Evet, geç kalındı toparlanmak için. Ama imkânsız değil elbette...

Ya silkelenip kendimize geleceğiz ya da... Ya da gün olacak İzmir basını sadece hatıralarda tatlı bir hayal olarak kalacak. Bunun ucu sadece, “gazetecilik” mesleğini icra edenlere dokunmayacaktır. Ve hatta en az zararlı çıkacak olan onlardır. Tanrı bir şekilde onlara yiyecek ekmek verir. Bunun ucu, yerel belediyelere, İzmir siyasetine, İzmir ekonomi dünyasına, İzmir sporuna ve o çokbilmiş İzmir sosyetesine dayanacaktır. Çünkü biz yoksak, siz hiç olmazsınız efendiler...

Tarih: 19/11/2009
9200 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri