Yazdır Arkadaşına gönder
Gafil Gezme Şaşkın
Elbin Ertunç Dinç
Elbin Ertunç DinçDokunamayacağım kadar uzakta onlar. Yakınlarında olsam bile dokunamam zaten. Öyle bir zırh var ki vücutlarında ne dokunduğumu ne de dokundurduğumu hissederler. Zırh dediysem öyle ağır bir metal gelmesin aklınıza. Görünmez bir zırh bu ve öylesine hafif ki bu zırha bürünenler kuş gibi hafifliyorlar. Vallahi bilmece gibi oldu.

Evet bildiniz doğru yanıt "Dokunulmazlık Zırhı"ydı. Üzgünüm bir şey kazanamadınız. Aksine canınızın sıkılması için iyi bir gerekçeniz var. Dokunulmazlık konusuna dokunarak iktidara ulaşanların bugün sergiledikleri tavır içler acısı.

Bizim memlekette iktidara gelmenin birinci koşulu dokunulmazlıklara dokunmaksa; iktidarda kalmanın birinci koşulu da dokunulmazlıklara sonsuza kadar dokunmamaktır. Zira dokunulmazlıklarla ilgili konular yüce meclisimize bizlerin oylarıyla seçilen değerli vekillerimize çok dokunuyor. Onların bizim adımıza yapacakları ‘her türlü' iş için bu zırhlara ihtiyaçları var.

Başbakanımız, mal varlığını açıklamak yerine, mal varlığı ile ilgili açık verdiği toplantıda, "Bütün dokunulmazlıklar kaldırılacaksa biz buna varız. Ancak sadece siyasetin dokunulmazlığı kaldırılacaksa, buna siyasetin ve ülkenin aleyhine bir zaaf doğuracağı için izin veremeyiz" demiş. Şimdi ben ve benim gibi düşünen milyonlarca insan ülkemizin aleyhine olan bir şeyi mi istiyormuşuz? Çok utandım kendimden.

Başbakanımızın dokunulmazlıkların kalkmasının ülkemiz ve siyasetimiz için bir zaaf doğurabileceği endişesi, aklıma başka bir şeyi daha getiriyor ama söylemeye dilim varmıyor. Yoksa vekillerimizin dokunulabilir olmasıyla meclisin sayıca azalması olasılığı arasında bir bağ mı var?

Sıradan bir vatandaş olarak seçtiğim ve meclise gönderdiğim insanların benim uyduğum kurallara uymak zorunda olmasını istiyorum. Uymadığı takdirde benim göreceğim zararları görmesini istiyorum. Adam öldürmek ya da kırmızı ışıkta geçmek benim için ne kadar suçsa o çatı altındaki için de o kadar suç olmalı. SİT alanına yaptığım gecekondu ne kadar suçsa ununu eleyip villalarına asanların SİT alanlarına kurdukları villalar için imar affı çıkarmaları o kadar suç olmalı.

Kimsenin alnının teriyle kazandığı parada, malda, mülkte gözüm yok. Sahip oldukları koltukları kendileri, oğulları, kızları ve tüm sülaleri için kazanç kapısı haline getirenlere benim sözüm. Bu ülkede insanlar açlık sınırının altındaki maaşlarla bir kuru ekmeğe muhtaçken, pastörize yumurtalardan yapılmış pastaları afiyetle midelerine indirenlerin malında da mülkünde de gözüm var.

Ne kadar acı ki bu konu, siyasette türkülerle atışma dönemini de beraberinde getirdi. Güzelim türküler, bu atışmalarda kullanılarak siyasetin çirkin dünyasına çekiliyor. Kendilerini sözcüklerle ifade edemeyenlerin türkülerle ne işi olur diye düşünüyorum. O türküler ki her zaman haksızlığa uğrayanların sesi olur. Hiçbir türkü zordan yana olanları, gücünü kötüye kullananları övmez. Türkü çıktığı ağıza da yakışmalı.

"Makaram sarı bağlar, kız söyler gelin ağlar" diyen Başbakan'a, "Yoksulun sırtına vuran vurana" diyen Sayın Baykal'a, "Hem ağlarım hem giderim" diyen Sayın Ağar'a ve bundan sonra türkülerle konuşmaya hazır o zırhı giymiş tüm siyasetçilere Kul Himmet'ten "Gafil Gezme Şaşkın" türküsünü hediye ediyorum.

Gafil Gezme şaşkın bir gün ölürsün.
Dünya kadar malın olsa ne fayda
Söyleyen dillerin söylemez olur
Bülbül gibi dilin olsa ne fayda

Sen söylersin söz içinde sözün var
Çalarsın çırparsın oğlun kızın var
Şu dünyada üç beş arşın bezin var
Tüm bedesten senin olsa ne fayda

Kul Himmet üstadım gelse otursa
Hakkın kelamını dile getirse
Dünya benim deyi zapta geçirse
Karun kadar malın olsa ne fayda

Yöresi : Gaziantep - Kimden alındığı: Hasan Hüseyin

Tarih: 1/2/2006
6235 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri