Yazdır Arkadaşına gönder
Faşizmin ayak sesleri...
Ayşe Başak Kaban
Ayşe Başak KabanDavaya bakan mahkeme heyetinin aldığı karar uyarınca “iddia olunan Ergenekon terör örgütü” nedir? Kimdir? Nasıl derin bir olgudur? Tartışılması, yazılması neden bu kadar zordur? Ergenekoncular nasıl insanlardır? Neden darbe yapmak isterler? Darbelerin haklı bir tarafı var mıdır? Var olan hükümeti al aşağı etmek nasıl korkunç bir düşüncedir? Neden bir insan muhalif olur? Dünya kendi ekseni etrafında dönerken dur demenin bir anlamı var mıdır? Dizileri seyredip uyusak, çalışıp para kazansak, kazandığımızı harcasak. Üretmesek, tüketsek, tüketsek, tüketsek... Uyusak. Uyusak... Hep uyusak. Hep uysak. Var olan düzene uysak. Bize dayatılanlara uysak. Uyusak ve uysak ne olur? Ne olurdu? Olur muydu?


İnanması zor. 1 değil, 12 oldu. 13, 14, 15... devam edecek mi bu dalgalar? Bu deniz bir gün durulur mu? Yoksa her yeni dalga toplumsal tusunami etkisiyle bizden koparıp aldıklarını birer ceset halinde mi atacak tam ortamıza. Ortamızda bir kuyu mu var? Kuyulara düşünen insanların cesetleri de dolacak mı bir gün? Köylü cahil kafam almıyor ki bir türlü? Ben cahilim, affınıza sığınırım. Ama algılarım kapalı bir de bugünlerde. O nedenle hem cahil, hem sıfır seçicilikle yaşayan bir boş kafalı olarak çözümleyemiyorum olayları?

Türkan Saylan'ı alacaklar mı gözaltına. Elinde kalaşnikof poz verdi mi Türkan Hoca gazetecilere?  Sümüklünün elinden aldığı kız çocuklarına burs vererek karanlıklara gömülmesin diye onca çabasının ardında yatan gerçek bu muymuş?  Türkan Hoca'nın kütüphanesinin arkasında ki gizli bölmede boy boy silahlar ve her gün parlatılmış el bombaları bulunuyormuş... Muş muymuş? Doğru muymuş?


Mehmet Haberal, hem karaciğer hem böbrek nakillerini gerçekleştirirken aklında hep bir terör örgütü üyesi olabilme hayali mi varmış? Ameliyat masasında alnından damlayan terleri silerken amacı kurtardığı hayatları birer militana dönüştürmek miymiş? Karaciğer nakillerini gerçekleştirirken nakil yaptığı hastalara küçük ciplerle terör dökümanterleri de yerleştiriyor muymuş? Neymiş? Neymiş? Atatürkçü ve hatta Kemalist düşünce sahibi ve mevcut hükümetin icraatlarını beğenmiyor muymuş? Bu muymuş?

Anti emperyalist söylemleri ile, ulusalcı kimliği ile çekinmeden düşündüğünü söyleyebilen Erol Manisalı... Türkiye'nin gelecek 10 - 15 yıl içerisinde bölünmesi ihtimalinden bahsettiği için, AB müzakereleri ile Türkiye'yi adeta sömürgeleştirmek istedikleri iddiası nedeniyle ülke içerisinde bir çeşit kaos yaratma ihtimali olan  bir adamdır. Bu nedenledir ki pek çok şeyi hak etmektedir? Etmektedir di mi?

Ya Tijen Mergen'e ne demeli? Çok kıskanırdım kendisini. Hem güzel, hem başarılı hem de bir melek... Güzel kadınsın, iyi kötü bir iş yaşamının içerisindesin, işin mi azdı kadın, ne demeye elin çocukları okusun, aman da kızlar okula gitsin diye yırtınırsın ki? Sana ne cahil ana babalarından olma kız çocuklarından? Git üç tane doğur, onlara bak... Yapıyorsan bunca güzellik vardır di mi arkasında bir bit yeniği? Olmalı elbette...  
  
Olmalı mı olmamalı mı? Yoksa bu bozulmamalı mı? Ama ben değişmezsem ben olamam ki? İşte tam da bu noktada daha da karışıyor cahil kafam? Derin devlet ortaya çıkarılıyor, onlarca faili meçhul cinayet aydınlanıyor, demokrasiye demokrasi, hukuka hukuk katılıyor. "Yaşasın temiz eller" diye ellerini şaklatan küçük liboşların tarafından baksam dahi yanlış birşeyler olduğunu, yollardan sapmalar başladığını düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi. Duruyorum düşünüyorum. Bunca zeki insan, hep beraber bir terör örgütü kurdularsa ve bu amaç doğrultusunda faaliyette bulunuyorlarsa bunlar neden tek tek enselenebiliyor? Neden kaçmadılar ki şimdiye kadar? Örgüt üyesi avlamak bu kadar kolaydı da, Hizbullah, PKK üyeleri neden hep zor yakalanıyor? Cahilce sorular bunlar. Benim kara saçlı kafam almıyor bir türlü... Bilebilemenin dayanılmaz hafifliği içerisindeyim.
 
"Delilden yola çıkarak suçluya ulaşılan bir düzen olmalı" diye düşünürken yakalıyorum kendimi. Oysa okuduklarım suçlu olabilirmiş diye yola çıkıp delil toplamaya çalışmaktan ibaret. Ergenekon bana şu günlerde bir fıkrayı anımsatıyor. Ama kötü anlatımlı bir fıkrayı... Bir Amerikalı, bir İngiliz, biz Laz... Bir ne olduğu belli olmayan Tuncay Güney, Bir eski PKK ! itirafçısı, bir eski MİT ajanı... Ne bu şimdi?
 
Oysa burada duruluyor karmaşık düzen aklım. Peki ya tüm bunlar yalansa? Kocaman, bir boş havanın şişirdiği balonlarsa ve sönüverirse aniden? Ve söndüğünde çok geç olursa, çok geçmiş olsun diyenler olursa sinsice? Koyu bir akışkan dolanıyor tam da bu günlerde ülke sokaklarında. Koyu karanlık bir akışkandır faşizim…Yapışır kalır insanın geleceğine. Susturmak, sindirmekle başlar her şey. Belki de şarkı söylemek lazım sadece ötelerden gelen faşizmin ayak seslerini duymamak için. Hep beraber... La la la laaaa...

Tarih: 14/4/2009
9501 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri