Yazdır Arkadaşına gönder
Düşünce yapısı 3 - 1
Oğuz Adanır
Oğuz AdanırÜlkemizin erkek nüfusu yüzyıllardan bu yana cinsellik ya da cinsel iktidarla yaşamı özdeşleştiren bir düşünce yapısına sahiptir. Bu bakış açısı doğrultusunda bu insanların sahip olduğu dini inanç ya da İslamiyet'in öteki dünyadan çok bu dünyaya yönelik bir din olduğunu söylemekte bir sakınca yok. Örneğin, bu dinin peygamberinin bu dünyaya ve dolayısıyla cinselliğe verdiği önemi sahip olduğu kadın sayısına bakarak söyleyebilmek mümkün.

Yakın coğrafyada cinselliğe en çok önem veren inanç sistemlerinden biriyle Antik Yunan mitolojisinde karşılaşıyoruz. Hiyerarşik açıdan Olimpos dağında yaşayan tanrı ve tanrıçaların üstünde yer alan Zeus'la ilgili hikayeler erotizmle yüklüdür. Erkeklerin başına bela olması amacıyla yaratıp gönderdiği ilk ölümlü kadın olan güzel Pandora sonrasında gökyüzünden izlediği genç ve güzel ölümlü kadınların yanına inerek onları elde etmeye çok meraklı olan Zeus'un başına bu merakı yüzünden pek çok şey gelir.

Şeriat düzeni cinsel yaşamı hiçbir zaman ve hiçbir şekilde, hiçbir İslam ülkesinde denetim altına alamamıştır, alması da olanaksızdır. Metin And'ın "Minyatürlerle Osmanlı-İslam Mitologyası" başlıklı kitabında yer alan ve özellikle saray ve çevresi tarafından okunan öykülerin çoğu erotik bir içeriğe sahiptir. Özellikle de Hz. Yusuf'unki. İslam dünyasının neredeyse tamamı yüzyıllardan bu yana bu tür öykülerle beslenmiştir. Örneğin, 15. Yüzyıl'a ait olduğu söylenen "Itırlı Bahçe" adlı metin bir Şeriat düzeni ürünüdür. Halkın saraydan ya da diğerlerinden daha edepli olduğu sanılmasın, yüzyıllar boyunca anlatılan yakası açılmadık Nasreddin Hoca hikayeleri, pornografik olarak nitelendirilebilecek Hacivat - Karagöz oyunları ve cinselliği ön plana çıkartan çok sayıda ortaoyunu vardır.

Cinsellik her toplumda karşılaşılan önlenmesi olanaksız bir biyolojik - kültürel gereksinimdir. Bu olağan bir ilke olarak kabul edilmesi gerekirken tarih içinde kimi başka inanç sistemlerine sahip toplumlarda karşılaşıldığı üzere İslamiyet'in de normal sayılamayacak takıntılı bir cinsellik anlayışına sahip olduğunu gösteren çok sayıda belge ve bilgiyle karşılaşıyoruz.

Din adlı kurumun insanın yatağına ve cinsel haz yaşantısına bu denli müdahalesine şaşırmamak olanaksız. Sonuçlarına bakıldığında dinin bu ilişki biçimini hiçbir yüzyılda, hiçbir şekilde önleyemediği ortada. Örneğin, kadına demirden bekaret kemeri bağlayan Hıristiyanlık dünyası da bu konuda acz içinde kaldı. Genç kadın rahibeleri ve erkek rahipleri manastırlara kapatan Hıristiyanlık sonuçta eşcinsel rahiplerle lezbiyen rahibeler ya da rahiplerin rahibelerden olan gayrimeşru çocuklarından söz eden bir toplumsal tarihe sahip oldu. Roma'daki rahiplere özgü genelevleri gözleriyle gören Luther'in Protestanlık mezhebini kurma girişimlerinin önemli nedenlerinden biri de budur.

Yüzyıllardan bu yana kadının başını bağlamasını isteyip beynini bağlayamayan Şeriat düzeninin bugünün dünyasında da başarılı olmadığını gösteren sayısız olay ve örnek var. Zinanın bedelinin idam olduğu İran'ın başkenti Tahran sokaklarında on yıldan uzun bir süreden bu yana bekar ya da evli kadınlar açlıktan kurtulmak ve çocuklarına bakmak amacıyla güneşin batmasıyla birlikte sokaklara çıkarak fuhuş yapıyorlar. İran, son yıllarda "İffet evleri" adı altında genelevlerin açılmasına izin vermek durumunda kaldı. Genç fahişelere tecavüz edenler arasında devrim muhafızları var. İran'daki en güzel fahişelerin İsfahan'da yaşadığı söyleniyor.

Başta Suudi Arabistanlılar olmak üzere Orta Doğulu çok sayıda çok karılı zengin erkek her yaz Mısır ya da diğer Müslüman ülkelerde babaları ya da erkek kardeşlerinden bir, iki aylığına kiraladıkları on üç, on altı yaş arasındaki bakirelere tecavüz ediyorlar. Aynı zenginlerin İspanya Marbella, Paris, Londra ve daha pek çok ülkede çok lüks oteller ya da tatil köylerini kapatarak toplu sevişme günleri, haftaları düzenledikleri bilinen bir olay. 1980'li, 1990'lı yıllardan bu yana İstanbul'da Ortadoğulu Müslüman erkekler için açılan özel oteller de bilinen bir olgu.

***

Bir Şeriat düzeni olarak adlandırılan Osmanlı düzeninde yüzyıllar boyunca neler olduğuna bakalım.

Fransız diplomat F.H.A. Ubicini 1855'te Türkiye (2. Cilt) adlı kitabında İslamiyet'in cinsellikle olan ilişkisini ilginç bir gözlemle aktarıyor:

"Müezzini de unutmayalım. Ezan okumak için günde beş defa minareye tırmanır ve şerefede dönerken gözlerini, mahalle sakinlerinin evlerinde ve bahçelerinde dikkatle gezdirir? Bir gün komşu evlerden birinde oturan zengin ve kudretli bir ağanın karısının bahçedeki müştemilata usulca süzülüverdiğini ve orada fırın işçisi bir Ermeni genciyle buluştuğunu gördü. Öfkesini yenemeyerek ezana, ihanet eden kadını ve suç ortağı gavuru lanetleyen sözler ekledi.
Mahalle ayaklandı? nihayet kavas geldi, binaya daldı ve sevgilileri kadıya teslim etti."
(s.118-119).

Murat Bardakçı, Osmanlı'da Seks başlıklı çalışmasında:

"Kısacası, 'Müslüman İstanbul', cinsel yaşamın bütün gereklerinin yerine getirildiği ve bu konuda Batı'daki çağdaşlarından hiç de geri olmayan bir kenttir" (s. 205) dedikten sonra Osmanlı'daki resmi fahişelik tarihinin 1565 yılında başladığını ve kayıtlara göre Arap Fatı, Giritli Narin, Kirteli Nefise, Balatlı Aynî, Atlıases Kamer'in İstanbul'un en bilinen fahişeleri olduğunu aktarır.

Arap Fatı'nın evinde çalışan ilk kadınlardan biri bir yeniçerinin karısıdır. Fahişeleri konu alan bilinen ilk ferman II. Selim zamanında çıkartılır. Şeriat düzeninde randevu evlerinin basılıp, kapatılması ya da fahişelerin sürülmesi cinsel arzulara ket vuramaz. Örneğin, kadınlar bekar erkeklerin çamaşırlarını yıkamak üzere evlere gider. Bu yöntem ortaya çıkınca bu kez de erkekler kaymakçı dükkanlarına giderek kaymaktan sonra arka odalarda başka şeyler de yerler. Kaymakçı fermanı çıkınca bir klasik olduğu söylenen esir pazarlarından birkaç günlüğüne kadın kiralama yöntemine geri dönülür. Her şey kitabına uygun bir yöntemle yapıldığından bu uygulama önlenemez.

Yine M. Bardakçı kayıtlara göre, ilk fahişelere Kanuni döneminde, ilk jigoloya ise II. Selim döneminde rastlandığını söylüyor. O dönemde ünlü bir kahraman olan Bali Bey'in büyük bir servet sahibi olan karısı varını yoğunu genç erkeklerle yer:

"Dedikodular artınca evi basılır, sevgilisiyle beraber 'aradan kılıç geçmeyecek' vaziyette yakalanıp kadı önüne çıkartılır." (s.210)

Mahkeme salonunda kocanın yakınlarından biri delikanlı ve diğer suç ortaklarını, yani olaya karışan hizmetlileri biçer. Kadın sürgüne gönderilir. Ancak kaçıp geri döner ve bir hafızla düşüp kalkmaya başlar ve bir de çocuk doğurur. Yakalanınca korkan hafız Edirne'ye kaçar, ancak sıtmaya yakalanıp ölür. Zıvanadan çıkan kadın mezarı ziyarete gider, açtırıp iddiaya göre cesetle oynaşır. Daha sonra İstanbul'a geri dönüp hafızın kardeşiyle yaşamaya başlar.

Bardakçı olayın nasıl sonuçlandığının bilinmediğini yazar.

16. yüzyıl İstanbul'undan bir başka önemli örnek Kuklacı Mustafa olayıdır. Genç ve yakışıklı erkeklerden bir takım oluşturan Mustafa bunların saçlarını uzatıp kadın kılığına sokarak kibar konaklarına terzi, çarşafçı adı altında sokar. Bir süre herkes hem maddi hem de manevi açıdan çok mutlu ve mesut olur. Mustafa yakalanır ve gençler imparatorluğun değişik bölgelerine sürülür. Ancak asıl olay ondan sonra başlar. Konak sahibi erkekler "ya benim eve de geldilerse?" düşüncesiyle peşpeşe karılarını boşarlar. Kurunun yanında yaş da yanar ve 1577 yılında İstanbul'da dul sayısında bir rekor kırılır.

Bardakçı, Osmanlı'da Zürefalık olarak nitelendirilen lezbiyenliğin yanı sıra oğlancılığın da yaygınlığının altını çiziyor. Engin Ardıç "Şengül Hamamı" (1989) adlı kitapta: Osmanlı İmparatorluğu Hamam İşletmeleri Genel Müdürü Sayın İsmail Derviş tarafından 1678 yılında yazılmış "Dellakname-i Dilküşa", Gönüller Açan Tellaklar kitabından söz ediyor.

"Derviş İsmail Efendi, umum İstanbul'da kaim dört yüz sekiz hamam? ile bunlarda çalışan tastamam iki bin iki yüz otuz bir tellak üzerine kaleme aldığı eşsiz eserinde akıl almaz bir işlerden ve de akıl durduran bir işlerden söz açıyor? İsmail Efendi, yekun iki bin üç yüz tellaktan on birini seçmiş, yaptığı eleme sonucunda? Bunları sırayla anlatıyor? Altınbaş İskender var? Bu da Arnavut? Kastriyotis diye geçer? mekanı Mahmutpaşa? Mahmutpaşa Hamamının sahibi o zaman Uzun Süleyman Ağa? İskender seferine doksan kuruş alıyor, yirmi kuruş da hamamın komisyonu. Gecesi üç yüz kuruş, o da üç kereden fazla yaptırmamak kaydıyla? Tarife bugünün İstanbul Belediyesi'nin üçüncü sınıf kebapçı tarifesinden bile adaletli ve düzenli? üçü geçmek isteyen sefer başına iki yüz elli kuruş ödeyecek? Ama tarife kesindir, tartışılmaz ve de kazık atmaya kalkan esnafı subaşı ağa maazallah hamamın önünde yatırıp falakaya çeker? " (s.20, 21, 23)

Ardıç 1970'lerdeki açık saçık öykü, roman örneklerinden biri olan Kaymak Tabağı'ndan söz ederken de:

"Kaymak Tabağı rahmetli Server Bedii'nindir. Daha doğrusu Server Bedii takma adıyla yazan Peyami Safa'nın, kendisi gayetle muhafazakar, milliyetçi, dini imanı bütün bir sanatkar olup boş zamanlarında maişet derdiyle belden aşağı varakpareler kaleme alırdı, bu sağcı milletinin büyük yazarı böyle, küçükleri varın siz hesaplayın " (s. 29) diyor.

Altı yüzyıllık Şeriat düzenine özgü cinsellik anlayışı manzaralarından ancak çok küçük bir bölümünü aktardık. Konuyla ilgili bir dizi bilgi ve örnek aktarmayı sürdüreceğiz.


Tarih: 2/4/2016
5089 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri