Yazdır Arkadaşına gönder
Dostluğun kalbindeki kent Şanlıurfa
Saadet Erciyas
Saadet Erciyasİnanç ve kültür turizminin önemli etkinliklerinden Uluslararası Halil İbrahim Buluşmaları'nın yedincisi düzenlendi geçtiğimiz hafta Şanlıurfa'da. İnsanların en çok özlemini duyduğu kavramlar olan dostluk, dinlerin kardeşliği, barış, yardımseverlik, paylaşım, bereket, hoşgörü iki gün boyunca kentte bir araya gelen yerli yabancı binlerce konuğu buluşturan ortak noktaydı. Üyesi olduğumuz Ekonomi Muhabirleri Derneği'nin çağrısı üzerine Şanlıurfa Valiliği ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı'nın işbirliğiyle düzenlenen bu çok özel etkinliği ilk kez izleme olanağı bulduk. Ekibimizdeki kimi arkadaşlar gibi benim de Şanlıurfa'ya ilk gidişimdi. Bu ilk gidişin Halil İbrahim Buluşmaları'na denk gelmesi güzel oldu.

Buluşmalar evrensel dostluk için

Halil İbrahim Buluşmaları ilk kez 2007'de, ulusal düzeyde başlamış. 2008 yılında ise kapsamı genişletilerek uluslar arası düzeye getirilmiş. Etkinlikle sadece Türkiye'deki değil, dünyanın farklı ülkelerindeki yardım kuruluşlarının da insanlık adına bir araya gelmesi hedeflenmiş. Bu yıl "Sözümüz evrensel dostluğa" sloganıyla başlayan buluşmalar, inanç ve kültür turizminin odak noktası kentte ciddi bir turizm hareketliliği de yaratmış. Etkinliğin düzenlendiği 4-5 Ekim günlerinde tüm oteller yerli yabancı konuklarla dolmuş. Özellikle küçük esnaf Halil İbrahim bereketinin getirdiği hareketlilikten oldukça memnun kalmış.

Şanlıurfa, üç büyük semavi dinin peygamberlerinin atası olarak bilinen Hz.İbrahim'in doğduğu kent olarak inanç turizmi açısından büyük önem taşıyor. Sofraya misafirsiz oturmadığı anlatılan Halil İbrahim peygamberin yakıldığı yer olan Balıklıgöl ise kentin en çok bilinen simgelerinden. Tarihi 12 bin yıl öncesine kadar giden ve insanların yerleştiği en eski alan olarak saptanan Göbeklitepe kalıntıları ise Şanlıurfa'nın kültür turizmi açısından da önemini yansıtıyor.

Dostluğun Kalbine Yürüyüş

Doğu ile batının kavşak noktasında yer alan Şanlıurfa'daki geleneksel Halil İbrahim Buluşmaları "Dostluğun Kalbine Yürüyüş"le başlıyor. Kentin ana arterlerinden Sarayönü Caddesi'ndeki Kapaklı Pasajı'ndan Balıklıgöl'e kadar uzanan kortej yürüyüşüne "Dostluğun Kalbine Yürüyüş" diyor Urfalılar. Kent içinden ve dışından gelen yerli yabancı sivil toplum kuruluşlarının temsilcisi, kent yöneticileri ve konuklardan oluşan kortej yaklaşık iki kilometrelik yolu aşarak tören alanına geliyor. Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba kortejde yer alan yabancı konuklarla yürürken büyük ilgi görüyor.

Balıklıgöl Amfi Tiyatrosu'nda dualarla başlayan törenin ardından konuklar, kentin en yüksek yapılarından biri olan Nevali Otel'de akşam düzenlenen İyilik Ödülleri'nin dağıtıldığı törende yeniden buluşuyor. Törende konuşan Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç, ödülün amacını "Hz.İbrahim'in simgesi olmuş iyilik ve cömertlik vasıflarını en iyi sergileyen vakıf ve dernekleri Şanlıurfa'da buluşturmak" olarak açıklıyor. Toplantıya 50'nin üzerinde, farklı islam ülkelerinden konuklar geldiğini söylüyor. "Hiçbir dil, din ayrımı yapmaksızın dünya üzerinde fakirlere, mağdurlara kim el uzattıysa onları buraya davet ettik" diyor.

İyilik ödülleri

Törenin açılışına Şanlıurfa Milletvekili olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de katılıyor. Ödüller Şanlıurfa'nın, manevi değerlerin paylaşıldığı ve bütün dünyaya yayıldığı bir merkez olmasını sağlamak amacıyla dokuz kategoride dağıtılıyor. “Yılın Derneği İyilik Ödülü” Beşir Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği’ne, “Yılın Vakfı İyilik Ödülü” Bosna-Hersek’ten Merhamet Yardım Kuruluşu’na, “Yılın Kamu Kurumu Sosyal Sorumluk İyilik Ödülü” Türkiye Diyanet Vakfı’na, “Yılın Hayırsever İş Adamı İyilik Ödülü” Mehmet Kanbur’a, “Ulusal Hayırsever İş Adamı İyilik Ödülü” Yusuf Demirkol’a, “Uluslararası Hayırsever İyilik Ödülü” Bosna Hersekli müzisyen Dino Merlin’e, “Kurumsal Sosyal Sorumluluk Proje İyilik Ödülü” Acıbadem Hastanesi Tüp Bebek Projesi’ne, “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları Proje İyilik Ödülü” Bağcılar Kaymakamlığı SYDV-VEFA-YET Koruyucu Yetim Destek Projesi’ne ve “Yılın Jüri Özel Ödülü” ise Suriye İnsanı Yardım Platformu’na veriliyor.

Tören sırasında GAP İdaresi'nde görevli basın danışmanı arkadaşımız Ömer Faruk Özmen, geçen yıl Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığı'nın “Mavi Kapak Projesi”yle iyilik ödülü aldığını anımsatıyor. Halil İbrahim Buluşmaları'nın en çok ilgi çeken etkinliklerinden biri tirit ziyafeti. Ertesi sabah saat 05.00'te Balıklıgöl Dergah Camisi'nde düzenlenen etkinlikte, yörenin en önemli yemeklerinden tirit ikram ediliyor konuklara. Ardından Diyanet İşleri Başkanı'nın katıldığı konferans gerçekleştiriliyor.

Ana hedefi yoksullara yardım etmek olan sivil toplum kuruluşları, etkinlik süresince Balıklıgöl'ün hemen yanındaki Hz. İbrahim bahçesinde açtıkları standlarda hizmetlerini tanıtıyorlar. Parkta bulunan yardım kuruluşlarının standlarını geziyoruz. Ulaştıkları kitleler, yardım için kat ettikleri yolları dinledikçe şaşırıyor insan. Bu arada şunu hemen belirtmeliyim ki, Şanlıurfa genel anlamıyla oldukça temiz bir kent. Özellikle de halka açık olan Hz. İbrahim Bahçesi ve Balıklıgöl son derece bakımlı ve temiz. Balıklıgöl'e inanılmaz bir ziyaretçi akını var. Kutsal kabul edilen ve kesinlikle yenilmeyen, avlanmayan balıklar atılan yemleri neredeyse birbirlerinin üzerinden atlayarak kapıyorlar.

Yardım söz konusuysa mesafelerin önemi yok

"Nerede bir çığlık duyarsak, gidelim birlikte çare olmaya" diyen Gönüllüler kuruluşu ilk uğradığımız stand. Gönüllüler, ağırlıkla sağlık hizmeti ulaştırıyor ihtiyaç sahiplerine ve daha çok Afrika'daki ülkelere yapıyorlar yardımlarını. Standda çalışmalarını aktaran Hülya Yıldırım gibi arkadaşı Ayşegül Tarım da hemşire. Hülya Yıldırım on kez gitmiş Afrika'ya. 15 günlük ziyaretleri için üç ay hazırlık yaptıklarını, gittikleri yeri kısa sürede ameliyathaneye çevirdiklerini anlatıyor. "Çocuklar en zor durumda olan kitle. 12-13 yaşında evlendiriliyor kızlar. Daha bedenleri gelişmemiş, gıdalarını tam alamamış bireyler sağlıksız bir toplum oluşturuyor. Protein eksiği en büyük sorun. Yine katarakt büyük sorun. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz" diyor.


Adana'daki ihtiyaç sahipleri için destek veren Dosteller Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'nin görevlileri ise kendilerine başvuran ailelere gereken araştırma yapıldıktan sonra gıda bankaları aracılığıyla yardım ettiklerini söylüyor. Giysi bankaları, öğrencilere burs, köy çalışması diğer etkinlikileri. Şu an 600 aileye destek veren kuruluş aynı zamanda Adana'ya gelen Suriyelilere de sahip çıkmış. Beş bin Suriyeli aileye destek veren dernek, üç yıl önceki Halil İbrahim Buluşmaları'nda da ödül almış.Onlar da Nijer'e ve diğer Afrika ülkelerine yardım götürdüklerini söylüyorlar.

Stand açan derneklerin ağırlıkla Afrika ülkelerine yardım eden kuruluşlar olması dikkat çekiyor. Bunlardan biri de Dost Eli Derneği. "Çoğunlukla kuyu açıyoruz, bir de cami yapıyoruz" diyor standda gönüllü olarak duran İsmail Hakkı Karadağ. Konya'dan gelmiş Şanlıurfa'ya. "Kuyu açmak çok maliyetli o ülkelerde. Genellikle üç-dört köyün ortak bir noktasında açılıyor kuyular. 3 ile 5 bin dolar arasında bir kuyu maliyeti. Bir de ailelere Malta Keçisi dağıtıyoruz. İki dişi, bir erkek. Bu keçiler yılda dört yavru veriyor. O bölgelerde bir keçisi olan bile zengin. Yavrular çoğalınca başka ailelere vermeleri şart. Ancak bu şekilde yaşamlarını sürdürebiliyorlar" diyor. Kazakistan, Myanmar (Arakan), Bangladeş, Endonezya, Pakistan, Suriye, Yemen, Somali, Kenya, Tanzanya derneğin destek verdiği ülkeler arasında yer alıyor.

Yurt dışına yardım eden ve kent dışından Şanlıurfa'ya gelenlerin dışında bir dernek dikkatimizi çekiyor. Elbirliği Derneği Şanlıurfalı kadınların kurduğu bir sivil toplum kuruluşu. Derneğin Başkan Yardımcısı Gülten Balcı dört yıl önce kurulan derneklerinin öncelikle kadınlara eğitim verdiğini ve kadın istihdamının artması için çalıştıklarını söylüyor. "Kadın ve Kadın STK'larının Güçlendirilmesi Projesi kapsamında, Avrupa Birliği projesiyle, kentte kurulan dört dernekten biriyiz" diyen Balcı'ya kaç üyelerini olduğunu soruyorum. "Projeye katılan herkes üyemiz aslında, yaklaşık 400 kişi var" diyor.

Bölgede en büyük sorunun kadına şiddet olduğunu dile getiriyor Gülten Balcı. Şiddet sorunun çözmek için 360 kadına eğitim verildiğini anlatıyor. "Erkeklere eğitim verilmedi mi?" diye soruyorum. "Bayanların yanında erkeklere de camilerde, kahvehanelerde eğitim verildi, toplantılar yapıldı. Kadın erkek bir araya gelip ortak sorunlar konuşuldu. Hatta böylece ilk defa diyaloğa girdi eşler. Büyük yararı görüldü bu projenin" diyor. Kadınların iş gücüne katılımı için tekstil atölyeleri ile İş Kur'un ortak proje başlattığını da anlatan Gülten Balcı kadınlar adına Şanlıurfa'da iyi bir başlangıç olduğunu söylüyor yapılan çalışmaların.

Gözümüze adını son zamanlarda Suriye'den düşen bombaların yarattığı mağduriyetle duyduğumuz Ceylanpınar ilçesinin standı ilişiyor. Ceylanpınar Biber Üreticileri Birliği Başkanı Abdullah Özgün ve Ceylanpınar Kadın Kültür Merkezi'nden Badegül Erdal ile tanışıyoruz standda. Özgün, yöresindeki biberciler adına kendi yaptıkları isotlarla gelmiş. İki yıldır burada stand açtıklarını söyleyen Abdullah Özgün, biberlerine yeterli pazar bulamamaktan sıkıntılı olduklarını anlatıyor. "Biz gerçek isot yapıyoruz. Kilosu 25 lira. Kaliteli olduğu için fiyatı yüksek. 20 kadın çalışıyor yaklaşık bu işte. Yılda 50 ton dolayında üretimimiz var. Ama istediğimiz satışı yapamıyoruz. Geçen sene Valilik bizden 500 kilo biber aldı destek için. 'Karacadağ Kalkınma Ajansı size destek olacak' dediler. Bekliyoruz" diyor. Birlikte 30 üreticinin bulunduğunu söylüyor.

Badegül Erdal ise GAP Bölgesi Çok Amaçlı Toplum Merkezi'nde (ÇATOM) biçki dikiş öğretmeni. Ceylanpınar'da öğrencisi olan kadınların yaptığı işleri getirmiş Şanlıurfa'ya. "Satılan işler kadınlara önemli bir gelir oluyor. Kırk yama ve mefruşat sınıfında 25 öğrencim var benim. Hem satıyorlar hem kendilerine yapıyorlar" diyor. Kadınların ekonomik olarak sıkıntı çektiğini ve bu yüzden kumaş bulmakta zorlandıklarını anlatıyor. "İzmir'deki tekstilciler bize artık, kırpık kumaşlarından gönderebilirlerse çok seviniriz" diyor.

Bu arada hemen belirtelim, standlar içinde Türkiye'nin farklı illerinden bir çok kuruluş var ama içlerinde İzmirli hiçbir sivil toplum kuruluşuna rastlamıyoruz. Standlar içinde özellikle bölgenin insanlarına ait kurumları arıyor gözlerimiz. İki yıl önce İzmir'de düzenlenen turizm fuarı Travel Turkey'de ziyaret ettiğimiz Şanlıurfa İli Kültür Eğitim Sanat ve Araştırma Vakfı (ŞURKAV) standı dikkatimizi çekiyor. Bölgenin yöresel dokuması culhadan yapılmış giysiler, örtüler, keçeden üretilmiş çantalar, yörenin simgesi balıklar, başa bağlanan hışvan örnekleri, ahşap kutular sergileniyor standda. ŞURKAV'ın aynı zamanda Halil İbrahim Buluşmaları'nı düzenleyen kuruluşlar arasında olduğunu öğreniyoruz.

Halil İbrahim Sofrası'nda 20 bin kişi oturuyor

Halil İbrahim Buluşmaları'nın en önemli etkinliği hiç kuşkusuz Halil İbrahim Sofrası. Sofrasına konuk olmadan kesinlikle oturmadığı söylenen Hz. İbrahim'in adına açılan sofraya etkinlik sırasında 20 bin kişi oturuyor. Önce bu rakama inanmıyoruz açıkçası. Ancak kortej güzergahı olan Kapaklı Pasajı'ndan Balıklıgöl'e kadar uzanan iki kilometrelik yola kurulan masaları ve etrafta toplanan insanları görünce ikna oluyoruz meslektaşlarımızla… Menüde etli nohutlu pilav, tatlı, ayran, su, ekmek var. Çoluk çocuk herkes büyük bir keyifle oturmuş iki kilometre boyunca açılan Halil İbrahim'in bereketli sofrasına.

Dizilerin takı sektörüne etkisi

Sofrada yemek sürerken çevre esnaf da dükkanlarının önünde izilyor törenleri. Protokol masalarının arkasında, vitrininde İzmir'deki vitrinlerden çok daha farklı yöresel tasarımlar bulunan bir kuyumcu dikkatimi çekiyor. Kapının önünde duran dükkanın sahibi Emin Keşküş'e "Bu etkinlikler sizin işleri etkiliyor mu?" diye soruyorum. Emin Keşküş, "Bizi etkilemez, çünkü buraya gelen konuklar yanlarında fazla parayla gelmez doğal olarak bizim işler etkilenmez. Daha çok küçük esnaf tekstilciler, gıda ürünleri satanlar hareketlidir" diyor. Vitrindeki yöreye özgü takıların fiyatlarını soruyorum. Düğünlerde takılmazsa olmaz takıları, "Frenkbağı 25 bin lira, akıtma bilezik 7-8 bin lira, altın kemerler 7-8 bin liradan başlıyor" diye sıralıyor. Dizilerin satışları nasıl etkilediğini soruyorum."Tek taş yeni yeni başladı. Burada daha çok Zerda Kolyesi, Miroğlu yüzüğü, Polat Alemdar yüzüğü, Feriha Kolyesi, Küçük Gelin dizisindeki takılar aranır" diyor. Son zamanlarda Karagül dizisinin kente olan ilgiyi arttırdığını ekliyor sözlerine…


Akşam, kente gelen konuklarla birlikte katıldığımız Urfa'nın ünlü Sıra Gecesi'nde ŞURKAV'ın Genel Sekreteri Şükrü Üzümcü ve GAP Bölgesi El Sanatları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Sabri Kürkçüoğlu ile karşılaşıyoruz. Kürkçüoğlu Vakfın, Şanlıurfa'nın yok olmaya yüz tutan meslekleri yaşatmak için çok önemli bir işlev üstlendiğini anlatıyor. Culha gibi yok olmaya yüz tutmuş yöresel ürünleri, dokumaları yeniden ayağa kaldırmak için çalışacak ustaları kendileri için çalışmaya ikna ettiklerini, bu meslekleri sürdürülebilir kılmak, genç kuşaklara öğretmek için uğraş verdiklerini anlatıyor.

Yolunuz Şanlıurfa'ya düşecekse, programınızı Ekim ayında düzenlenen Halil İbrahim Buluşmaları'na göre yapmayı unutmayın derim. Etkinlik boyunca hemen hemen herkesten duyduğumuz bir sözle yazımıza son verelim: Halil İbrahim'in bereketi hepimizin üzerine olsun…

(Fotoğraflar: Hüseyin Erciyas)

Tarih: 10/10/2013
9921 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARIN KENT SÖYLEŞİLERİ
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri