Yazdır Arkadaşına gönder
Çorabım yıkandı, ondan çorapsızım öğretmenim
Serap Dikmen Ahmetoğlu
Serap Dikmen AhmetoğluBilgisayar kurulum işini yapacak arkadaşlarıma eşlik etmek üzere, Borsa İlköğretim Okulu'na gittim bugün.
Gittim de Bayraklı sırtlarının en tepesinde, şehrin bittiği yerde, dağ yamacına bakan, İzmir Çevre Yolu'nun henüz bitirilemeyen tünellerinin dibinde yer alan bu okulda eğitim vermeye çalışan öğretmenler ile eğitim almaya çalışan miniklerin çilesine tanıklık ettim.
Okula girdiğim sırada öğlen tatilini müjdeleyen zil çalmış, çocuklar neşe içinde evlerinin yolunu tutmuştu.
Okul Müdürü İbrahim Adıgüzel'in odasına yöneldim. İki ay önce atanmış bu okula. Sorunlar yumağının içinde bulmuş kendini ama hiç de şikayet etmiyor doğrusu gösterişten uzak odasında bizi ağırlarken.
Ama Sinem öğretmenin söylediği bir kaç şey yüreğimi çok burkuyor.
Terlikle okula gelen çocuklar varmış.
Geçen kış, soğuk günlerde okula bir öğrencisinin çorapsız geldiğini görmüş. "Neden çorap giymedin" diye sormuş çocuğa.
"Çorabım kirlenmişti, annem yıkadı, ondan çorapsız geldim öğretmenim" olmuş aldığı cevap.
Düşünebiliyor musunuz, çocuğun bir sadece bir çift çorabı var.
Sinem öğretmen her yıl çocukların görmesini istediği bir yere gezi düzenliyormuş, tek dünyaları Bayraklı M.Erener Mahallesi olan bu çocuklara.
Geçen yıl Kuşadası'na gezi düzenlemiş.
Bir öğrencisi, bu gezinin parasını denkleştirebilmek için bir ay simit sattığını söylemiş öğretmenine.
Aslında yarış atı haline getirilerek hafta içi okul dışında etüdlerde, hafta sonları da o kurs senin o kurs benim diye koşturulan yavrularımızın ne kadar bitap düştüğünü düşünüp üzülmüştüm bu sabah erken saatlerde.
Ancak Borsa İlköğretim Okulu'nda gördüğüm "öteki" çocukların durumu "bizim"kilerin sorunlarının çok üstüne çıktı. Ne de olsa "bizimkiler" hafta sonu yıkama sırasını şaşırınca onsuz kalabilecekleri tek bir çorabın yolunu gözlemiyorlar.
Çift çift çorapları var.
Bilgisayarları, gitarları, orgları, oyuncakları, renk renk kalemleri, olmazsa olmaz Barbie Action Man, Spider Man okul çantaları-defterleri- hatta "donları" var.
Üstelik otomobilli ebeveynleri de var, Kuşadası'na gidebilmek için bir ay sokaklarda dolaşıp simit de satmak zorunda kalmıyorlar.
Evet, "bizimkilerin" hemen hemen her şeyi var, çok şükür.
Bizim halimize şükür de, sekiz kardeşle birlikte tek odada dizlerinin üstünde ders çalışmaya çalışan bu çocuklar ne olacak?
Ders çalışabilmek için sağlıklı ortama sahip olmayan bu öğrencilerin başarı oranı da oldukça düşük kalıyor. Matematik öğretmenleri, her sınıfta ancak 2 ya da 3 kişinin başarılı olduğunu söylüyor. Bu başarılı öğrencilerin bile durumu meçhul. Öğretmenleri "Ellerinden tutan olsa" cümlesinde saklıyor bu çocuklar için taşıdığı ümitlerini ya da ümitsizliğini.
Öte yandan, okulun bir güvenlik problemi var ki, sormayın.
Duvarları çok alçak, tinercisi, balicisi, serserisi okulun bahçesine elini kolunu sallaya sallaya giriyor. Öğretmenlere bile saldırmışlar.
Okulun duvarlarının yükseltilmesine ve bir güvenlik görevlisine ihtiyacı var.
Biz de okuldan ayrılırken bir olaya şahit olduk.
17 yaşlarında bir genç elinde kocaman bir köpek, okulun bahçesinde tur atıyor. Bizi yolcu eden Müdür Bey, gence okulun bahçesini terk etmesi için elinden geldiğince nazik, kışkırtıcı olmayan bir dil kullanarak uyarıda bulundu. Neyse ki ikna oldu da problem çıkarmadan gitti.
Okul müdürü ve öğretmenler, eğitim-öğretimle mi, okulun eksikleriyle mi, yoksa çevredeki serserilerle mi uğraşacaklar bilemiyorum.
Ancak bildiğim bir şey var. İşleri çok zor.
Bu arada, şu hemen hemen yaptığımız her harcamadan kesilen "Eğitime Katkı Payı" nerelere harcanıyor? Öğretim yılına kapısı çerçevesi kırık, öğretmen kılavuz kitapları eksik başlayan birkaç okul biliyorum da, ondan soruyorum.
İzmir Alsancak, Hatay, Karşıyaka-Yalı, Göztepe'den ibaret değil, Türkiye de İzmir'den, Ankara'dan, İstanbul'dan...

Tarih: 14/11/2005
5148 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri