Yazdır Arkadaşına gönder
"ÇİM" istismara uğrayan çocukların yanında
Saadet Erciyas
Saadet ErciyasGeçtiğimiz hafta çocuk cinsel istismarları açısından çok önemli iki olayın davaları görüldü İzmir'de. Bir çocuğun yaşamını yitirmesine, onlarca küçük öğrencinin de mağdur edilmesine yol açan olaylar kamu vicdanını yaraladı yeniden. Bu davaların birine konu olan küçücük bir çocuk, kendisini mağdur eden kişiyle mahkemede karşılaşma korkusuyla yaşamını yitirmişti.

2016 yılı ne yazık ki, çocukların okullarda, yurtlarda ya da yaşadıkları kurumlarda ve hatta evlerinde cinsel istismara uğradığı bir yıl olarak geçti kayıtlara. Peki böyle bir olay yaşandığında çocuklar örselenmeden yaşadıklarını nasıl ve kime anlatır, duygularını nasıl dile getirir?

Yapılan bir araştırmaya göre cinsel istismar mağduru olan çocuklar, olay ortaya çıktıktan sonra gelişen adli süreçte, kimi zaman 17 kez yaşadıklarını anlatmak zorunda kalıyor. İşte bu noktada çocukların yaşadıkları mağduriyeti kolluk kuvvetlerine, adli mercilere ve sağlık kuruluşlarındaki görevlilere tekrar tekrar anlatarak ikinci bir travma geçirmesini önlemek gerekiyor. Bunun için kurulmuş, Sağlık Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan bir merkezi var: Çocuk İzlem Merkezi, kısaca ÇİM.

Türkiye'de 27 ilde hizmet veren çocuk izlem merkezlerinden biri de İzmir'de bulunuyor. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi'nde 7 gün 24 saat hizmet veren merkeze yılda ortalama 800'ü aşkın mağdur çocuk geliyor. 2012 yılının Kasım ayında vakaları kabul etmeye başlayan ÇİM'e o yıl 178 çocuk gelmişken, 2013'de 867, 2014 yılında 759, 2015 yılında 568, 2016 yılında ise 826 mağdur çocuk başvurmuş. Mağdur sayısı neredeyse beş kat artmış bu süreçte.

Cinsel istismara uğrayan kız çocukların yaş ortalaması 12-15 arasında değişirken, erkek çocukların 6 - 9 yaş aralığında olduğu belirtiliyor. Mağdur çocuklara istismarın yüzde 80'i ise yakından tanıdık birinden geliyor. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Başhekimi ve Hastane Yöneticisi Doç. Dr. Hurşit Apa, "Bu sayı buzdağının görünen kısmı. İzmir'deki vaka sayısı bu değil. Bu sayı bizim müdahil olduğumuz sayı. Bize ulaşamayanların, toplum baskısıyla gizli kalan vakaların sayısı ne kadar bilemiyoruz" diyor.

Özel izinle giriliyor

Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM), cinsel istismar şüphesi olan çocuğun beyanının alınması, muayenesinin yapılması, aile görüşmesinin yapılması ve raporlarının hazırlanması için gereken tüm personel ve araç gerecin bulunduğu, her aşamada çocuğun yararı gözetilen "çocuk dostu merkezler" olarak tanımlanıyor.

Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi'ndeki ÇİM, 2012 yılında hizmete girmiş. Kapısında tabela bulunmayan, izinle içeriye girilebilen, binanın içinde ve dışında özel güvenlik birimlerinin bulunduğu, hastane içinde ama hastaneden bağımsız hizmet veren üç katlı bir yapı. Buraya gelen çocukların bilgileri gizlilik gereği hastane kayıtlarında da yer almıyor.

Kapılarını basın mensuplarına kolay kolay açmayan Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi'ndeki Çocuk İzlem Merkezi'ne ben de özel izinle girdim. Bana çalışma prensiplerini anlatan personelin bütün sıcaklığına karşın, kurumdan ayrılırken hiçbir çocuğun bu kapıdan "mağdur olarak" girmemesini yürekten diledim.

Tüm ekip bir arada

Behçet Uz Hastanesi ÇİM'de çocuklarla doğru iletişim kurup, onlara güven vererek rahatça yaşadığı olayı anlatmasını sağlayan ve adli süreci yürüten personel ile başhekim ve hastane yöneticisi Doç. Dr. Hurşit Apa'nın başkanlığında bir araya geldik. Görüşmemizde hastanenin ÇİM biriminde gönüllü olarak çalışan Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Bağ, Sosyal Hizmet Uzmanları Sezin Ünal ve Seher Dere Ülgen, hemşireler Semra Doğan, Derya Çakmak ve İdil Olcar, Psikologlar Hasan Kaya, Aynur Emre ile kurumda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nı temsilen görevli Psikolog Tülin Demirsoy ve Başhekim Yardımcısı Uz. Dr. Birsen Tuğlu yer aldı.

ÇİM'e kimler nasıl başvurur, mağdur çocukların ilk ifadesi neden ÇİM'lerde alınmalı, ÇİM'e gelen çocuklarla nasıl iletişim kuruluyor, ÇİM'lerin işlevi nedir, ÇİM'de görev alanlar nasıl eğitim alıyor, onlar travmayı nasıl atlatıyor, ayrıntılarıyla konuştuk.

Tüm Türkiye'de açılması planlanıyor

Yalnızca cinsel istismar mağduru çocuk ve ergenlerin değerlendirildiği merkezler olan ÇİM'ler, Sağlık Bakanlığı'na bağlı olarak çalışıyor. Türkiye'nin tüm illerinde açılması planlanan ve genelde Devlet Hastaneleri içinde bulunan Çocuk İzlem Merkezleri şimdilik Ankara,İstanbul, Gaziantep, Kayseri, Samsun, Diyarbakır, Bursa, Adana, İzmir, Antalya, Erzurum, Manisa, Elazığ, Kocaeli, Van, Trabzon, Edirne, Konya, Sivas, Mersin, Afyon, Şanlıurfa, Denizli, Eskişehir, Karabük, Malatya, Zonguldak'ta bulunuyor. İki merkezle hizmet veren İstanbul'da üç merkez daha açılması düşünülürken, Aydın'da da ÇİM kurulması planlanıyor. İzmir'de ise Güney Kamu Hastaneleri Sekreterliği'e bağlı olarak çalışan Behçet Uz Hastanesi'nde bir Çocuk İzlem Merkezi bulunuyor.

18 yaş altı cinsel mağduriyet yaşayan çocuklar ÇİM'lerin olmadığı illerde adli süreç işlerken, yaklaşık 17 birime yaşadıklarını anlatmak, kurum kurum dolaşmak zorunda. ÇİM'in olduğu kentlerde ise görüşme sayısı iki ya da üçe kadar inebiliyor.

Yılda 800 mağdur çocuk geliyor

İzmir'deki ÇİM'e gelen çocuk sayısının yılda ortalama 800 civarında olduğunu anlatan ÇİM'den sorumlu Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Bağ, mağduriyetlerin tecavüz, cinsel taciz ve istismar vakalarından oluştuğunu belirtiyor. Kurumun, savcıların yönlendirmesine göre İzmir'deki tüm ilçelerinden gelen vakalara müdahil olabildiğini söyleyen Dr. Bağ, multi disipliner bir anlayışla 7 gün 24 saat esasıyla çalıştıklarını belirtiyor. Merkeze günde ortalama iki üç vaka gelirken, bazen de yedi sekiz vakanın geldiğini, kimi zaman çocukları birimdeki özel odada yatılı misafir ettiklerini anlatıyor.

Eğitim verilen bir merkez

Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi, 1998 yılında daha ÇİM'ler açılmadan ülkemizdeki Çocuk Koruma Birimi'nin kurulduğu ilk hastane. Başhekim Doç. Dr. Hurşit Apa 2012 yılında hastanenin içindeki bir binanın neredeyse tümüyle Çocuk İzlem Merkezi olarak tasarlandığını ve kimi merkezlerde bulunmayan tıbbi araçların ve personelin burada bulunduğunu belirtiyor. Doç. Dr. Apa, merkezle ilgili şu bilgileri veriyor:

"Burası aynı zamanda ÇİM'lerde görev alacaklara Adli Görüşmeci Sertifikası için eğitim veren Türkiye'deki iki merkezden biri. Ekibimiz buradaki görevlerinin yanında 2013 yılından bu yana bölgemizdeki ilçelerde bulunan eğitim kurumlarına, emniyet kurumlarına, jandarmaya, aile hekimlerine, rehber öğretmenlere de cinsel istismar konusunda farkındalık eğitimi veriyor. Eğitim talebi her geçen gün artıyor ancak bu ekip çok yoğun çalışan bir ekip ve eğitim zincirleme şekilde yürütülüyor. "

ÇİM'ler Başbakanlık Genelgesi ile kurulduğu ve yönetmelik henüz çıkmadığı için yasayla tanımlanmış bağımsız bir bütçesi bulunmuyor. Başhekim Doç. Dr. Hurşit Apa, "İşin ekonomik yönü çok meşakkatli. Bir ÇİM hastası normal bir hasta gibi düşünülemez, çünkü durumu özeldir" diyor. Bu hastaların kayıtlarının gizlilik nedeniyle normal hastane kaydında bile bulunmadığını anlatan Doç. Dr. Apa sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Hastaneye gelen normal bir çocuğa yapılan masraf 40-50 lira iken ÇİM hastasının maliyeti kimi zaman 800 lira ile bin lirayı bulabilir. Biz burada tüm maliyetleri hastane bütçesinden karşılayabiliyoruz. Tamamen ÇİM'e özel hazırlanan bu birimi, iki yıl önce hastane binalarından birisini düzenleyerek yaklaşık 1milyon liraya kurduk. Burada tam donanımlı muayene odası, iki konaklama odası, 24 saat gözlem yapabileceğimiz odamız var. Her il bu kadar şanslı değil. Biz hem personel hem donanım açısından şanslıyız. Bu aynı zamanda İzmir'in şansı" diyor.

Cinsel istismar bildirimi zorunlu bir suçtur

Cinsel istismara uğrayan ya da istismar kuşkusu bulunan çocuklar için çalışan Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM), 2012/20 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile oluşturulmuş. Henüz bir yönetmeliği bulunmayan Çocuk İzlem Merkezleri, çalışmalarını Kamu Hastaneler Kurumu'na bağlı hastanelerce, Cumhuriyet Başsavcılıkları, Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlükleri (ASPİM) gibi kurumların işbirliğiyle sürdürüyor. Merkezde özel eğitim almış adli görüşmeci, aile görüşmecisi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü'nden temsilciler, doktor, hemşire, psikolog ve savcılar görev yapıyor.

Cinsel istismarın Türk Ceza Kanunu'na göre bir suç olduğunu söyleyen Behçet Uz ÇİM Sorumlusu Dr. Özlem Bağ, "Bu suçun bildirim zorunluluğu var. Olay fark edildiğinde kolluk kuvvetlerine bildirilmesi zorunlu" diyor. Burada rehber öğretmenlerin çok kritik noktada durduğuna değinen Dr. Bağ, " Çünkü aile, özellikle ensest durumlarında olayı kapatma eğiliminde olabiliyor. Çocuğun ne kadar örselenebileceğini tahmin edemeyebiliyor ya da çocuk korktuğu için olayı tam olarak ailesine anlatamayabiliyor. Bu nedenle farkındalık eğitimlerimiz çok önemli. Bu eğitimlerden sonra önemli oranda geri bildirim almaya başladık" diye ekliyor.

Avukatlar ısrarcı olmalı

Olay yaşandığında ailenin genellikle kolluk kuvvetlerine, yani polis ya da jandarmaya başvurduğunu anlatan Sosyal Hizmet Uzmanı Sezin Ünal ise süreci şöyle anlatıyor:

"Kolluk kuvvetleri bu olguları, hiçbir şekilde ifade almadan, Cumhuriyet Savcısının talimatıyla, sivil ekip ve sivil araç ile ÇİM'e ulaştırır. ÇİM 7 gün 24 saat prensibiyle çalıştığı için her gün bir adli görüşmeci nöbetçidir. ÇİM'in olmadığı illerde bu süreçte çocuk yaklaşık 17 görüşme yapabiliyor. Ancak ÇİM varsa, özel aynalı odalarda yapılan görüşmeler CD'ye kayıt edilerek anında savcıya teslim ediliyor. Böylece çocuğun yaptığı 17 görüşme ikiye ya da üçe inebiliyor. Aslında ÇİM kayıtları esas olmasına karşın bazen hakim tek delilin kayıt olduğu durumlarda, ceza yüksekse ve çocuk da mahkemede ise çocuğu bir kez daha dinlemek isteyebiliyor. Ancak eğer avukat ÇİM kaydının izlenmesi gerektiği konusunda ısrarcı olursa bundan vazgeçilebiliyor. Bizim İzmir Barosu Çocuk Hakları Merkezi ile ortak çalışmalarımız var. Bu çalışmalarla daha rahat çözümler üretebiliyoruz."

ÇİM'de sistem nasıl işliyor?

ÇİM'lerde sistemin nasıl işlediğini Sosyal Hizmet Uzmanı Seher Dere Ülgen'den öğreniyoruz. Şu bilgileri paylaşıyor Dere Ülgen:

"Savcılık aracılığıyla ÇİM'e gelen mağdur çocuk, önce özel eğitim almış adli görüşmecilerle görüşüyor. Bazen yarım saat bazen daha fazla süren bu ön görüşmede çocuğun rahatlaması, ortama alışması ve güven ilişkisi kurulması sağlanıyor. Çocuk okul öncesi yaşındaysa oyun odasında, büyükse ergen odasında yapılıyor bu görüşme. Adli görüşmeci çocukla olayı özet olarak konuşup, okul aile ilişkilerinden söz ederken, aile görüşmecisi de aileyle konuşuyor. Çocuğun zihinsel engeli var mı, olayı ne kadar biliyorlar, çocuğun okul başarısı, arkadaş ilişkileri, çocuğa yaklaşımı, risk durumu irdeleniyor. Çocuğun ifadesi alınırken, aynalı bir odada savcı, avukat, aile görüşmecisi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı temsilcisi, adli görüşmecinin çocukla yaptığı görüşmeyi izliyor. Görüşme sürerken tüm konuşmalar kayıt altına alınıyor. Adli görüşmeci daha sonra kısa bir ara veriyor ve aynalı odadakilerin sorusu varsa alıp çocuğa iletiyor. İfade alındıktan sonra ifade tüm ekip tarafından imzalanıyor. Eğer muayene yapılacaksa adli tıp uzmanı merkezde bulunan hemşire yardımıyla çocuğu muayene ediyor. Muayene sırasında işlemler kayıt altına alınıyor. Eğer olay ensestle ilgili bir olaysa, çocuğun ailenin yanında kalmasında risk varsa yapılan görüşmelerle bir karar veriliyor. Bu karara göre çocuk geçici bir süre için bir kuruma yerleştirilebiliyor. Bu işlemlerin ardında 10 gün içinde rapor yazılıyor ve savcılığa gönderiliyor."

Bilgilenmek çocuğun hakkı

Sosyal Hizmet Uzmanı Sezin Ünal, "Çocuğa bu görüşmelerin kayıt altına alındığı bilgisini mutlaka veriyoruz. Çünkü bunu bilmek, Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre onun hakkı. İfadesini alırken resimler kullanıyoruz, anatomik olarak işaretlerin olduğu resimler gösteriyoruz. Ailenin olmaması çocukları rahatlatıyor çünkü bazen aileye söyleyemediği konuları anlatıyor" diyor. Dr. Özlem Bağ, "Eğer muayene yapılacaksa, çocuğa ilişkin başka hastalıkların taramasını da yapmaya çalışıyoruz. Gelen çocuklar yoksul aile çocukları da olabiliyor. Çocuğa ulaşmışken, onların sağlığı için çözüm üretiyoruz. Bulaşıcı hastalıklar yönünden, bakteriyel enfeksiyonlar yönünden ve gebelik riski var mı bu yönden mutlaka inceliyoruz. Eylem nedeniyle aldığı bir risk varsa onu tedavi etmeye çalışıyoruz, gerekli ilaçlarını veriyoruz" bilgisini paylaşıyor.

Çocuk yalan söylemez prensibi

ÇİM'de görevli çalışanlar, bu işlemlerin "çocuklar cinsel istismar konularında genellikle yalan söylemez" prensibiyle yapıldığını belirtiyor. Sezin Ünal, "Bazen boşanmış ailelerde tembihler olabiliyor ama biz adli görüşmede 'çocuklar doğru söyler' prensibiyle hareket ederiz. Elbette boşluklar olabilir, tutarsızlığı fark ettiğimizde farklı sorular sorarız. Cinsel istismara uğrayan çocuk size geldiğinde benim şu bölgeme dokundu diye söyler genelde. Biz polis gibi sorgulamayız, özel tekniklerle çocukla güven ilişkisi kurarak görüşürüz. Cezalar çok büyük olduğu için kayıt yapılan CD çok önemli" diyor.

Mahremiyet eğitimi

Cinsel istismar konusunda çocuklara verilecek eğitimin "mahremiyet" eğitimi değil, "iyi dokunma-kötü dokunma" eğitimi olması gerektiğini belirten kurum çalışanlarının ortak görüşü ise, "Çocuğa hayır demeyi öğretmek çok önemli. Özel bölgeleri korumayı öğretmek anlatmak şart. Bu eğitim okul öncesinde başlamalı. Sosyal medyada paylaşılan görseller oldukça iyi mesajlar veriyor, bunlar izlenmeli" oluyor.

Çocuklar ilk defa dinleniyor

İzmir Behçet Uz Çocuk Hastanesi'nde bulunan Çocuk İzlem Merkezi'nde görevli personelin işi son derece ağır. Bir çocukla asla birlikte anılamayacak çok sayıda kötü olaya tanıklık eden çalışanlar bu zorluğu aşmak için çok sıkı bir dayanışma içinde olduklarını anlatıyorlar. Grubun "en genç, ama en deneyimli sosyal hizmet uzmanı" olarak tanıtılan Sezin Ünal ise bu zorluğu nasıl aştıklarını şu cümlelerle dile getiriyor:

"Burası belki de hayatı boyunca hiç dinlenmemiş, kendini hiç ifade etme olanağı bulamamış çocukların olduğu bir yer. O hiç dinlenmemiş çocuk size, yaşadığı büyük travmayı anlatıyor ve dinleniyor. Burası bu olayı onların bir kez anlatabilmesi için açılmış bir kurum. Çünkü onlar bunu defalarca anlattıkça psikolojileri çok ciddi yara alacak. Biz doğru teknikler kullanarak onlara ulaşabiliyoruz. Herşeyi anlatabiliyor bu şekilde bize. Bir çocuğa ulaşabilmek, yaşamına dokunabilmek. İşte bu çok önemli ve çok büyük bir mesleki tatmin sağlıyor."

Tarih: 15/2/2017
3345 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARIN KENT SÖYLEŞİLERİ
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri