Yazdır Arkadaşına gönder
CHP'li medya
Ayşe Başak Kaban
Ayşe Başak KabanBaşbakan Recep Tayyip  Erdoğan'ın 60. Hükümet Programı'nı okurken açtığı parantezlerden biri de medya ile ilgiliydi. Hükümet programı kapsamında arzu edilen medya şu sözlerle anlatıldı : " Hükümetimiz, medyanın bağımsızlığına önem vermektedir. Bireylerin doğru habere ulaşma hakkı, güçlü bir demokratik kültürün oluşması için birinci şarttır. Şeffaf bir yönetim, ancak bağımsız, tarafsız ve sorumlu bir medya ile mümkün olabilir. Bunun için de medyanın çoğulcu, şeffaf ve rekabetçi bir yapıda gelişmesi için gerekli adımlar atılacaktır."

Hükümet, bağımsız, tarafsız, sorumlu, çoğulcu, şeffaf ve rekabetçi bir medya istiyor. Bu istekten de anlaşılıyor ki, eleştiren, sorgulayan ve soran bir medya…Yani olumlu olumsuz her söylemi kucaklarız görüşü!

Elbetteki bu istek Türkiye'de yaşayan milyonların isteği. Ama bu sözler Türk siyasi tarihinin, en çok tazminat ve ceza davası açan siyasetçisi ünvanı kazanmış Sayın Başbakan tarafından söylenince durup bir düşünmek gerekiyor. Cumhuriyet Gazetesi'nden Miyase İlknur'un 17 Ocak 2007 tarihli haberinden edindiğimiz bilgiye göre o tarihe kadar Sayın Başbakan'ın açtığı dava sayısı 100'ün üzerinde. Bu davalardan 63 tanesi gazetecilere açılmış.

Hükümet Programı okunmadan yaklaşık on beş gün önce  cumhurbaşkanlığı ile ilgili tartışmaların yapıldığı günlerde, Bekir Coşkun'un 15 Ağustos tarihli "O benim cumhurbaşkanım olmayacak" başlıklı eleştirel yazısına, Sayın Başbakan'ın verdiği yanıt ise artık herkes tarafından biliniyor. 'Çek git…'

Hükümet Programının açıklanmasından neredeyse bir hafta sonra ise yeni bir eleştiri geliyor Sayın Başbakan'dan AKP il başkanları ile yaptığı toplantıda Tufan Türenç'in yazısını hedef alarak, "Bu medya CHP'li" dedi.

Bekir Coşkun'a, 'çek git'  denilmesiyle medyanın CHP yanlısı olduğu eleştirileri arasında geçen süre arasında bir ay bile yok. Ama bu arada açıklanan bir hükümet programı ve burada yer alan bir tanım var. Bağımsız, tarafsız, sorumlu, çoğulcu, şeffaf ve rekabetçi bir medya. Bu manzara karşısında o amiyane tabir geliyor akıllara: "Bu ne lahana turşusu, bu ne perhiz?"

Sayın Başbakan medyayı son olarak CHP'li olmakla suçluyor. Demek istiyor ki medya en azından bir kısım medya üyesi siyasal görüş ve değerler açısından Cumhuriyet Halk Parti'si yandaşıdır. Peki CHP'li nasıl olunur? Cumhuriyet Halk Partisi Tüzüğü'nde ise partinin siyasal ilkeleri ve değerleri şu şekilde anlatılıyor:

"CHP; cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik, devrimcilikilkelerine bağlı ve evrensel sosyal demokrasinin özgürlük, eşitlik, dayanışma, barış, emeğin yüceliği, hukukun üstünlüğü, dengeli kalkınma, refah, doğanın ve çevrenin korunması, çoğulcu ve katılımcı demokrasi değerlerine ve insan haklarına dayanan, gücünü halktan alan, çağdaş demokratik sol bir siyasal kuruluştur."

Yukarıda konu edinilen değerlere bir gazetecinin taraf olmasının tartışma konusu olması bile garip. Sahada çalışan bir gazetecinin olayları tarafsız yansıtması meslek ahlakının getirdiği bir sorumluluktur. Ama yazıları ve yorumları ile gazetecilik yapan medya mensuplarının tarafsızlığı beklenemez. Köşe yazarları o zamana kadar edindikleri bilgi, deneyim ve yaşanmışlıklarından elde ettikleri kazanımları ile yazarlar. Onca birikimle mutlaka bir tarafa daha yakın olmaları doğaldır.

Bekir Coşkun; henüz  seçilmemiş bir cumhurbaşkanı adayı ile ilgili olarak yazdığı yorum nedeniyle ülke sınırları dışına iteklenmek istendi. Oysa aynı tarihlerde farklı görüşlerde yayın yapan gazeteler, cumhurbaşkanlığı görevi devam eden Sayın Ahmet Necdet Sezer ile ilgili en ağır ithamlarda bulundular. Hükümet yetkililerinden bir tanesi bile çıkıp kimseye sus işareti yapmadı. Seçim öncesi AKP mitinglerini hatırlayın, orada yuhalanan kimin cumhurbaşkanıydı? Öyle ki bir gazete Sayın Sezer'in 17 Ağustos depreminde konutunda oturup keyfine baktığını bile yazdı. Oysa o tarihte Sayın Sezer görevine başlamamıştı. Ve ne hikmetse tarafsız medya isteyen hükümet bu medyayı görmedi. .

Ama 'demokrasi' ve 'laiklik' kelimelerinde olduğu gibi 'tarafsızlık' kelimesi de bazılarımız için başka anlamlar ifade ediyorsa ve yeniden tanımlanması gerekiyorsa biz daha çok açılan davalar, kovulan yazarlar görürüz.

Türk medyasının CHP değerlerine yakın olması - bu konuda derin şüphelerim var - 'tamamen duygusal' başka değerlere yakın olmasından çok daha iyidir. Ve tarafsızlık özellikle halkı yönetenlerin kuşanması gereken bir zırhtır.

Tarih: 10/9/2007
8287 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri