Yazdır Arkadaşına gönder
Bursa Otogarı arkasında vahşi doğa belgeseli çeken TRT
Ercan Sever
Ercan SeverGenetik kodlardan mıdır, çevre ve yaşam koşullarından mıdır bilinmez, ama toplumların, ulusların bazı alanlarda ciddi becerileri olduğu gibi bazı konularda ise sınır tanımaz yeteneksizlikleri var. Örneğin ben hayatım boyunca sonunu getirebildiğim tek bir Güney Kore filmi hatırlamıyorum. Kaldı ki Güney Kore sineması son yıllarda adından sıklıkla söz ettirir. Bana kalsa Güney Korelilere sinema filmi (KHK-Kanun Hükmünde Kararname ile diyeceğim ama bu konuda da Güney Kore demokrasisi belli ki bizden geride) yaptırılmamalı. Dost ve kardeş Güney Koreliler'in sinemadan nasipsiz olduğu anlaşılıyor. Sinema yaptırılmayacak uluslar listesini uzatmak mümkün ama Akira Kurosawa ve temsil ettiği geleneksel Japon sinemasına saygım nedeniyle sadece günümüz Japonya'sını ekleyip listeyi kapatayım.

Belgesel çıtası Sadettin Teksoy'a takılı kaldı

Belgesel yapım ve yayıncılığı ise biz Türkler'in yeteneğinin sınırlı olduğu alan. Haluk Cecan'a rahmet, Coşkun Aral'a ise uzun ömür dileyip uluslar arası kabul gören başarılarını bir kenara bırakırsak, Türk belgeselciliği Sadettin Teksoy'un bıraktığı seviyeyi aşamamış görünüyor. İyi bir belgesel izleyicisi ve yabancı belgesel kanalları müdavimi olarak ara ara TRT Belgesel kanalını izlemeye çalışıyorum. En azından bizim dilimiz ve ruh dünyamızda belgesellerin ilgimi çekeceğini umarak ekran karşısına her geçişim hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor.

TRT Belgesel kanalı da diğer TRT kanalları gibi program içeriği fark etmeksizin İslamcı tarih ve toplum söylemi ile propaganda ağırlıklı yayınlar yapıyor. Yeni Osmanlıcılığın tüm abartılı izlerini her yayında görmek mümkün. Yayıncılık adına bu sorunlu alanı başka bir yazıda ele almak üzere biz TRT belgeselciliği üzerinden devam edelim.

Belgesel sevmeyi Kaptan Jacques Cousteau'dan öğrenen bizim kuşağı, TRT belgesellerinin kesmeyeceğini söylemek mümkün, ama biz de çıtayı hiçbir zaman yüksek tutmadık. En azından Coşkun Aral'ın mütevazi bütçeler ile yaptığı harika belgeselleri hatta İz TV'nin başarısından yola çıkarak TRT'de de akılda kalıcı belgeseller seyretmeyi umuyorduk. Ancak hayal kırıklığı ile başladığım TRT Belgesel kanalı serüvenim öfkeyi de aşarak komedi izleyicisi noktasına sürüklendi.

Anlamsız bağrış ve koşuşturmalar ile heyecan üflemek

Özellikle vahşi doğa ve yaşam üzerine yapılan TRT belgeselleri Cüneyt Arkın'ın kült filmi "Dünyayı kurtaran adam" kıvamında. Ayak basılmadık memleket mağaralarını konu alan belgeselde, çok değil 5 dakika önce kostüm değiştiren, bu işler ile ilgisi olmadığı izlenimi veren adamlar hevesimizi anında kırıyor. Ofis kökenli olduğu belli öylesine belgeselci adamlar, bizi gizemli mağaralara götürecekler ama herhalde bulamadıklarından olsa gerek şehre yakın, hatta çevre yerleşimlerdeki çocukların sıklıkla oyun oynamaya gelebilecekleri türden mağaralarda, zorlama bağrış ve kamera oyununa rağmen heyecan verememenin umutsuzluğunu yansıtıyorlar. Şaka değil, buna benzer bir TRT yapımında vahşi doğada yalnız kalan kişilerin nasıl hayatta kalabileceğini doğada öğretecek adam Bursa Otogarı'nın hemen arkasında olduğunu anlatmıştı. Bu sahneleri izledikçe Antartika'da tek başına aylar geçiren, Amazon'da haftalarca medeniyet görmeden takip ve çekim yapan yabancı belgeselciler aklıma geliyor. TRT'deki belgesel yapımlar keşke kopyalamaya çalıştıkları yabancı yapımlara üç beş ışık yılı kadar yakınlaşabilseler.

Mangal başı İslamcı belgeselciliği

Bir de yeni kuşak İslamcı belgeselciler var ki evlere şenlik. Kapatılan veya yayın hayatına devam eden İslamcı kanallarda belgesel çıtası ise ocakbaşı ile sınırlı. Belgesel yapımcılığını gurmelik ile karıştıran İslamcı belgeselciler böylelikle ideolojik olarak riskli alanlardan kendilerini korumuş oluyorlar. Bir saatlik yapım boyunca, mangal başında ete yelpaze sallayıp türkü söyleyen adamın kendini seyahat ve belgesel yapımcısı sandığı ülkemizde Kaptan Jacques Cousteau'nun belgesel yapımcılığı yerine din değiştirip değiştirmediğini önemli bir şeymiş gibi tartışmaya devam ederiz.

Sanırım en az bir çeyrek asır daha belgesel ihtiyacımızı National Geographic TV, Discovery TV'den karşılayacağız.

Tarih: 27/1/2017
3058 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri