Yazdır Arkadaşına gönder
Bu aralar çok çılgınım
Elbin Ertunç Dinç
Elbin Ertunç DinçÇılgınlık halim, 107. baskısı yapılan Turgut Özakman'ın "Şu Çılgın Türkler" romanından kaynaklanıyor. Yazarının yazarken, okurunun da okurken ağladığı, dünyanın en kutsal ve en haklı savaşının romanı bu.

Romanı okurken birçok duygu boyutundan geçiyorsunuz. Şaşırıyorsunuz, hüzünleniyorsunuz, kahroluyorsunuz, gururlanıyorsunuz, hayıflanıyorsunuz... Dünyada emperyalizme karşı ilk kurtuluş savaşını vermiş ve kazanmış bir ulusun çocuğu olmanın gururunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

Yaşadığımız coğrafyaya olan heveslerin bitip tükenmeyeceğini, tehlike çanlarının hiçbir zaman susmayacağını anladığınız zaman, bir toplumun yakın tarihini öğrenmesi ve çocuklarına öğretmesi gerekliliğini bir kez daha anlıyorsunuz.

Kitabın adı da çok iyi seçilmiş. "ÇILGIN" sıfatı milletimizin pek çok özelliğe bir arada yanıt veren tek sözcük gibi geliyor bana. Dönüp tekrar okumak için işaretlediğim sayfaların birinde yer alan bir paragrafı paylaşmak istiyorum:

Üsteğmen şaşkınlık içinde "Bu koca topları nasıl buraya çıkardınız?" diye sordu. Bilge görünüşlü ihtiyar gülümseyerek "Değişik bir milletiz .." dedi, "? işler düzgünse ertesi günü bile düşünmez birbirimizi yeriz. İşler karıştıkça ağır ağır uyanmaya başlarız. İyice kenetlenip olmayacak işleri başarırız. Bu topları da buraya öyle çıkardık. Çıkarmadık uçurduk."

Önce İstanbul'dan Karamürsel'e sonra da Yunan 11. Tümen'inden Karamürsel'in dağlarına kaçırılan iki top mermisinin öyküsü bu. Kitabın 162. sayfasında yer alan bu küçük ayrıntı Türk milletinin harekete geçme noktalarını ve çılgınlığını çok iyi özetliyor.

Turgut Özakman, Hürriyet Gazetesi'nde yer alan röportajında şöyle diyor: "Tarihsiz bir gençlik yetiştiriyoruz. Ait oldukları toplumun tarihini doğru dürüst bilmiyorlar. Başka milletlerin kurtuluş savaşlarıyla ilgililer ve onların kahramanlarını çok iyi tanıyorlar. Halbuki kendi tarihlerini, kurtuluş savaşlarını bilseler binlerce kahramanları olduğunu görecekler."

Gerçekten de öyle. Kendi tarihine ilgisiz, nereden geldiğini ve nereye gideceğini bilmeyen bir toplum yetiştiriyoruz. Tarih kitaplarında Kurtuluş Savaşı mücadelesinin nasıl yavan nasıl kuru anlatıldığını biliyoruz. Kadınıyla erkeğiyle kendi kaderini (destanını) her şeye ve herkese rağmen yazmış bir toplumun verdiği mücadele hiçbir ders kitabında hakkıyla anlatılmıyor. Çocuklarımızın kahramanlarını ithal etmesini çok görmemek lazım.

Yazarın, Kurtuluş Savaşı'nın tüm cephelerinin yer aldığı bir inceleme ve araştırma kitabı diye başladığı iş, romana dönüşmüş. İyi ki öyle olmuş. Araştırma ve inceleme özelliği taşıyan kitapların okunma oranı hepimizin malumu. Araştırmacı kimliği ile 50 yıllık birikimini tiyatro yazarlığı deneyimi ile birleştiren Özakman, bu eserle "Türk Kurtuluş Savaşı"nın kutsallığını beyinlerimize kazıdı. Okumadıysanız okuyun. Dahası gençlere bu kitabı armağan edin.

Çanakkale Destanı'nı anlatacağı kitabı sabırsızlıkla bekliyorum. Yüreğine ve gözlerinin nuruna sağlık Turgut Özakman.

Tarih: 15/10/2005
6366 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri