23 Ağustos 2017 Çarşamba
   Yazdır Arkadaşına gönder
Bosna Hersek'te yaşanan soykırım unutulmaz
Saadet Erciyas
Saadet ErciyasBosna Hersek'te yeni bir toplu mezar daha bulunduğuna ilişkin haberler yayımlandı geçtiğimiz hafta sonu. Bosna Hersek'in kuzey doğusundaki Kozluk şehrinin çöplüğünde bulunan yeni toplu mezarda, savaş sırasında öldürülen 50 kişinin cesedine ulaşıldığı açıklandı. Avrupa'nın ortasında büyük bir soykırım yaşayan Bosna Hersek'te savaşın üstünden 20 yıl geçmesine karşın hala mağaralardan, şehir çöplüklerinden, göllerden, nehirlerden, kanyonlardan, madenlerden akla gelebilecek her yerden toplu mezarlıklar ve kimliğini yitirmiş cesetler çıkmaya devam ediyor.

Bosna Hersek Fahri Başkonsolosu Ahmet Kemal Baysak'ın desteğiyle Kayıp Kişiler Enstitüsü ve Tuzla'daki DNA Merkezi'nin başkanı Amor Maşoviç'le buluşup, Sarajevo'da yaptığımız söyleşinin ilk bölümünü geçen hafta paylaşmıştık. Söyleşimiz sırasında bize katılan Türkiye Bosna Hersek Kültür Dernekleri Federasyonu (TBHKDF) Başkanı Zekai Erşan ve TBHKDF Önceki Dönem Başkanı ve şimdiki Başkan Yardımcısı Cemal Şenel, Çakmaklı Bosna Hersek Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ömer Barış, Aliağa'dan İlknur ve Murat Köse çifti, Muhamed Muykiç'in yansıttıkları ve Maşoviç'in anlattıkları karşısında şaşkınlıklarını ve üzüntülerini gizleyemiyor.

200 bin kişinin yaşamını yitirdiği savaşta 32 bin kişinin kayıtlara "kayıp" olarak geçtiğini, yaşananların bir soykırım olduğunu anlatmıştı Maşoviç. "Bize öyle geliyor ki, artık toprak bile bu acıları kabul etmek istemiyor ve bize yardım ediyor" diyen Avukat Amor Maşoviç, bu mezarlıkların yerini kimi zaman ölmek üzere olan bir Sırp'tan ya da acının yükünü taşıyamayan insanlardan öğrendiklerini, ama bunun sayısının bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olduğunu belirtiyor. Bir yanda toplu mezarlıkları bulup, yapılan DNA testleriyle kayıplara kimlik kazandırmaya çalışırken, öte yandan "Tek amacımız yaşananların bir soykırım olduğunu kanıtlamak" diyen Maşoviç "Bunları anlatalım ki, yeni nesiller yaşanan bu acıları öğrensin, bu acılar unutulmasın ve bir daha yaşanmasın" diyor.

Suçu küçültmek için mezarları böldüler

20 yıl önce Bosna Hersek'te yaşanan acı dolu savaşta yaşamını yitiren 200 bin kişinin yanında 1600 cami ve onlarca kilise de yıkılmış. Bugün Sarajevo'ya gittiğinizde hala binalardaki kurşun izlerini görebiliyorsunuz. Kimi yerlerde ise yerel halkın çabasıyla açılan fotoğraf sergileri bulunuyor. Bunlar sergilenirken hiç kimse "kindar bir nesil" yetiştirmeyi amaçlamıyor. Tek dertleri "unutmamak, unutturmamak" ve bu acıların bir daha yaşanmaması için temkinli olmak.

"2015 yılını dahil ettiğinizde ülkede bulunan toplu mezarlık sayısı 800" diyen Amor Maşoviç, 32 bin 152 kişinin kayıtlara "kayıp" geçtiği savaşın hala resmi anlamda "soykırım" kabul edilmemiş olmasına inanamıyor. 1995 yılında cesetlerin toplu mezara kepçelerle gömülürken Amerikan uydusu tarafından görüntülendiğini anlatan Maşoviç, kimi toplu mezarda 1200, kimisinde 200 kişiyi bulduklarını söylüyor ve şöyle sürdürüyor sözlerini:

"Uydudan görüntülendiklerini anlayan Sırplar toplu mezarlardaki cesetleri farklı farklı yerlere taşıdılar. Mezarları küçülterek suçlarını küçültmeye çalıştılar. Örneğin 22 yaşında bir gencin vücut parçalarını tam beş farklı yerde bulduk. İlk gömüldüğü yerde onun sadece bir bacak kemiğine ulaşırken diğer vücut parçaları dört farklı yerde çıktı. Her insanın vücudunda 207 kemik bulunuyor. Allah bilir geri kalan kemikler kaç yerde. İlk kemik parçasını bulduğumuz yerle son bulduğumuz toplu mezar arasındaki mesafe toplam 32 kilometre. Bu insanlık tarihinde görülmemiş bir vahşet."

Gerçekten yaşandı mı bunlar?

Gençlerin yaşanan savaşa ilişkin algılarını sorduğumda şaşırtıcı bir yanıt veriyor Amor Maşoviç: "Aslında gençlerden bahsetmeyelim, savaşı yaşayan insanlar bile farkında değil. Bazen insanlar hala 'Gerçekten o bölgelerde böyle genocid yaşandı mı, gerçekten Sırplar bu kadar kalpsiz olabilir mi?' diyorlar. Biz de, sanki korku içinde farkında değildik. Savaş bize ne getirdi ne götürdü, biz de bazen inanmak istemiyoruz."

Savaşı unutmanın, savaşta yaşananlar kadar acı olduğunu vurgulayan Amor Maşoviç, "Gençlerin savaşta gerçekten neler yaşandığını öğrenme fırsatları yok. Bugün en büyük sorunlarımızdan biri bu. Niçin? Çünkü bu soykırımı simgeleyen eğitim yok. Eğer bir çocuk ilkokulu ya da liseyi bitirdiğnide hala Potaçari'ye, Srebrenica'ya gitmiyorsa bu yanlış" diye konuşuyor. Yaşananların bir gerçek olduğunu ve gençlerin bunları görmezse nasıl öğreneceğini sorguluyor Maşoviç.

Devletin yaşananları anlatan bir müze açmamasına tepki gösteren Amor Maşoviç, soykırımla ilgili sadece iki yer olduğunu dile getiriyor. Potaçari Anıt Mezarlığı'ndaki müzenin yanı sıra fotoğraf sanatçısı Tarık Samarah'ın Sarajevo Başçarşı'daki "Galerija 11/07/95 Srebrenica Exhibition" adlı sürekli sergisinin önemine dikkat çekiyor. Toplu mezarlardan çıkan objelerin bir müzede yer almasını çok istediklerini söyleyen Amor Maşoviç, "Aslında böyle bir projemiz var kafamızda. Ama gerçekleştiremiyoruz. Bazen siyasi nedenlerle bazen müzenin başında kim olacağının belli olmamasından. Bu problemi yaşarken bulduklarımız da ya kayboluyor ya çalınıyor, yok oluyor" diye özetliyor durumu.

Bugün Bosna Hersek'in yaşadığı savaşa ait tarihin yazılmaya başlandığını, ama kitaplarda genocidin nasıl yer alacağının bilinmediğini dile getiren Maşoviç, yüzünde hüzün, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Bazen bizim insanlarımız Bosna Hersek'te gerçekten böyle birşey yaşanıp yaşanmadığına inanmaya çalışıyorlar. Bir olay anlatayım. Bir profesörümüz var. 20 senedir Bosna Hersek'te bir soykırım yaşandığını kanıtlamaya çalışıyor, televizyonda programlara çıkıyor, belgeler sunuyor. Fakat onun arkadaşları meslektaşları artık onunla dalga geçmeye başlıyorlar. Ona 'Prof. Genocid' ismini takıyorlar. Akademik toplumda insanlar böyle düşünüyorsa biz gençlerimizden ne bekleyebiliriz?"

Boşnaklar'ın yaşadığı yerler azalıyor

Maşoviç, söyleşimizin sonunda Boşnakların yaşadığı yerlerin giderek azaldığına, insanların büyük acılar yaşadığı özellikle Sırp bölgesindeki yerlere tekrar dönmediğine dikkat çekiyor. "Aslında genocid kelimesinin televizyonlarda, kitaplarda, makalelerde ya da gazetelerde ne kadar tekrarlanacağı o kadar önemli değil. Benim için daha önemli olan gelecek nesillerimiz, geleceklerini düşünüyorlar mı? Tekrar bir genocidi yaşamamak için şu an ne yapıyoruz?" diye soruyor Maşoviç. "Geçmişe bakınca, dedelerimizin yaşadığı 2. Dünya Savaşı var gördüğümüz. ?Bu savaş bir daha yaşanmaz, biz birlik içindeyiz? diye düşünmemek lazım. Böyle davranmaya devam edersek belki 20 - 30 sene sonra yeni bir genocid yaşarız" diye kaygılarını dile getiriyor.

Bosna Hersek'te acıyı anlatanları dinleyip bunları kaleme aldığım her yazı sanki biraz eksik kalıyor. Maşoviç'le vedalaşırken toprağı kazdığında artık yeni cesetler değil güzel çiçekler bulmasını diliyorum.

Bazı kayıplar bulunamaz

Kayıp Kişiler Enstitüsü'nün görevi çok ağır. Çünkü insanlar bu enstitüden gelecek yanıtla 20 yıldır haber bekledikleri yakınlarının artık bir mezarının olacağını bilip biraz olsun rahatlıyorlar. Bugüne kadar kayıp statüsündeki insanların çoğu bulunmuş olsa da, bazı insanların ne yazık ki hiçbir şekilde bulunamayacağını anlatıyor Maşoviç. "Son kayıp bulununca enstitü kapanır mı?" dediğimde Maşoviç'in verdiği yanıt üzüntümüzü daha da arttırıyor:

"Kayıplar hiçbir zaman tam olarak bulunamaz. Çünkü yakılanlar var, herkesin öldürüldüğü, geride kimsenin kalmadığı aileler var. Onları bulma şansımız yok. Yakın zamanda kayıpları bulmak adına bir projemiz var. Kayıpların yıllar önce ölen akrabalarının mezarlarından doku örnekleri alıp DNA analizi yapmayı planlıyoruz. Henüz başlamadık bu projeye. Sorunuza vereceğim yanıt, enstitü işlevi bugünkü gibi olmasa da hep açık kalacaktır."

"Mavi kelebekler" bir mit

Amor Maşoviç'e TRT tarafından aynı adla bir dizisi de çekilen, toplu mezarların üstünde çoğaldığı ve mezarların yerini işaret ettiği anlatılan "Mavi kelebekler" konusunu soruyorum. Maşoviç, "Mavi kelebekler bir mit. Bunu Kanadalı ya da Amerikalı bir yazar kitabında yazmış. Ben 23 yıldır bu işin içindeyim. Hiç bir toplu mezarda mavi kelebek görmedim" diyor.

Tarih: 23/12/2015
5975 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARIN KENT SÖYLEŞİLERİ
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri