Yazdır Arkadaşına gönder
Biz faşistiz, demokrat olamayız...
Ayşe Başak Kaban
Ayşe Başak Kabanİzmir’in yeni doğan bebeği İzmirli Gazetesi’nin haberi şu şekilde;

"Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün bugün İzmir’de katıldığı toplantılarda konuşmalarının ana temasını İzmirlilere demokrasi dersi vermek oluşturuyordu. İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası yetkilileri dertlerini, sıkıntılarını anlatarak hükümetten beklentilerini sıralarken, Bakan Ergün, yıllardır yatırım alamayan İzmirliler'e yatırım almak için "önce demokrat olun" mesajı verdi."

Hımmm...

Yani bugüne kadar kepçe ile vergi ödeyip, çay kaşığı ile geri almamızın nedeni demokrat olmamakmış...

Hay Allah... Biz de kendimizi gâvur ve faşist sanıyorduk.

Şimdi hep beraber demokrat olmayı öğreneceğiz sonra da şahlanıp gideceğiz. Daha az ödeyip, daha çok kazanacağız.

Bakan devam ediyor;

"Türkiye'de adalet duygusu güçlense, demokrasi kültürü gelişse tüm şehirler gibi İzmir de bundan karlı çıkacaktır"

Anladınız siz onu...

Ben şahsen kendisine sormak isterim, "demokrat" sözcüğünden tam olarak ne anladığını?

Türkiye’de elini sallasan bir demokrata çarparsın, o demokratlar; sadece kendi akıllarındakini konuşur, kendilerini anlatır ve kendi istedikleri bir dünya yaratır. Genel olarak bilgileri yoktur dolayısıyla bir fikirleri de yoktur ama çok iyi pazarlama zekâsına sahiptirler.

Herkese eşit hak ve özgürlük...

Ha bu tüm Türkiye’de var, bir İzmir’de yok.

Daha geçenlerde AKP Genel Başkanı, alışveriş merkezi açarken, bakkal amcaları azarladı, "Gidin siz de birleşin, çağa ayak uydurun" diye.

Yüzde on seçim barajının kaldırılması ile ilgili sorulara verilen cevap, "seçim barajının kaldırılması istikrarsızlığı getirir" değil miydi?

Bugün, yılda beş bin liralardan başlayan dershane parasını denkleştiremeyenin evladı ne kadar zeki, ne kadar akıllı olursa olsun herhangi bir sınavı kazanabilme şansı var mı? Yok...

Asgari ücret, her daim örnek gösterdiğiniz Avrupa liginde, düşme sırasında üstelik eksi averajla...

Sağlık olayına hiç girmeyelim, saldım çayıra Mevla’m kayıra gidiyor...

Mizah dergilerine dava aç, paralarını al. Sonra da inceden inceye geçmiş dönem iktidarlarını şu sözlerle eleştir:
"Türkiye artık aydınları, yazarları hapse atan bir ülke değil..."

Mustafa Balbay nerelerde yahu? Ne zamandır yazmıyor?

Köksal Toptan’dı sanırım, şöyle buyurmuştu:

"Neye dayanıyor bu karar? Ne derseniz deyin, sevin veya sevmeyin, sonuçta halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanı hakkında tutuklama kararı çıkartılmıştır. Bu nedenle gerekçenin tatmin edici olması lazım. Umarım bir an evvel herkes sükûnetle düşünür ve Sudan ile ilgili yanlış sonuca gidilmez."

Kimin için söylemişti?

Darfur’da yüz binlerce insanın ölümünden ve milyonlarca insanın zorunlu göçünden sorumlu tutulan Ömer El Beşir için...

Cumhurbaşkanı yazınca aklıma geliverdi. Nasıldı o günkü tablo. Genel başkan buyurdu; "Cumhurbaşkanı adayımızı son dakika da açıklayacağım. Eşime bile söylemedim. Kimse bilmiyor..."

TÜBİTAK olayı da geliverdi aklıma. Devlet eliyle Darwin’e sansür...

Aynı gün içinde TEKEL işçilerine biber gazlı saldırı, daha önce uyarı grevine katıldığı için işten çıkarılan arkadaşlarına destek olmak isteyen demiryolu işçilerine saldırı, demiryolu işçilerine destek veren sendikacılara saldırı, uyarı grevine katılan eczanelerin SGK protokollerini iptal, sözleşmeleri yenilenmeyen itfaiye işçilerine tazyikli su ve biber gazlı saldırı...

Dokunulmazlık kalkanı nedeni ile bir türlü dokunulamayan milletvekillerinin suç dosyaları...

***

Bildiğiniz demokrasi ve demokrat kavramı bunlarsa ki daha yazacak çok şey var belki de herkesin oturup bu kelimelerin anlamını yeniden düşünmeye başlamasının zamanı gelmiştir.

Biz böyle demokratlar değiliz sayın bakan o nedenle bakmayın siz bize. Faşist ve gâvur kalmak orada durmaktan daha iyi...

Tarih: 21/2/2010
8755 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri