Yazdır Arkadaşına gönder
Bir zamanlar İzmir'de yoksul Yahudiler
Konuk Yazar
Konuk YazarProf. Dr. Tayfun Özkaya
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi
Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi


1966'larda İzmir'de Karataş Ortaokulu'nda sınıfımızda iki Yahudi vardı. İkisi de sınıfın en yoksullarındandı. Karataş'ta denize dik olarak inen aile evleri denilen yerlerde yoksul Yahudiler yaşarlardı.

Aile evleri dar ve kısa sokak üzerinde sağlı sollu sıralanmış on-onbeş gözden oluşuyordu. Tuvalet, mutfak ve banyo ortak kullanılıyordu. Şüphesiz o zaman zengin Yahudiler de epeyceydi.

İstanbul'da da durum benzerdi. Bu yıllardan sonra yoksul Yahudiler İsrail'e gittiler. Zenginleri kaldı. Aile evleri de yıkıldı, yerlerinde apartmanlar var. Bir iki tanesi korunsaydı çok iyi olurdu. Şimdi gençler Yahudi deyince hemen zenginler akıllarına geliyor. Hâlbuki bir zamanlar Yahudilerin önemli bir kesimi ezilen sınıflar içindeydi.

Aklı başında olanlar İsrail'in Gazze'de yaptığı katliam ile Yahudi düşmanlığını ayırıyor. Müslümanlığın kuruluşu sırasında Medine'deki Yahudi kabileleri ile savaşlar yapılmıştı. İslam âlemindeki Yahudi düşmanlığının kökeni de bu tarihe dayanmakta sanırım.

Bir zamanlar politik İslamın nerede ise tamamı Yahudi düşmanı idi. Politik İslam ile samimi Müslümanları ayırdığıma dikkatinizi çekerim. İslamı politik amaçları için kullananlar her zaman çıkmıştır. Sonraları politik İslamcıların bir kısmı Yahudi düşmanlığından kendilerini kurtardılar.

Ancak önemli bir kesimi için bunun nedeni humanist bir gelişme değil ne yazık ki. Asıl neden Amerika, dolayısıyla İsrail'le kurulan bağ. Yani politik İslamcıların bir kısmı Amerikan hegemonyasına dâhil oldular. Neden budur büyük ölçüde.

O yüzdendir ki Irak'ta Amerikan kuvvetleri milyonu aşkın insanı öldürürken ses çıkarmamışlardır. Olay Saddam diktatörlüğünün devrilmesi olarak görülmüş, demokrasinin katlanılması gereken bir bedeli olarak değerlendirilmiştir. Demokrasi gelmesine gelmedi, ama velev ki geldi, bunun için milyonu aşkın insanın ölmesine katlanılabilir mi? Irak daha barışçı yollarla Saddam diktatörlüğünden kurtulamaz mıydı?

Başbakan'ın Davos'ta yaptığı çıkışı, yapılan katliamlar karşısında az bile bulabiliriz. Ancak Filistinlilerin kaderi sadece sözlerle değiştirilemez. Türkiye'nin ABD ile stratejik ortaklığı (bu otomatik olarak İsrail'le de ortaklık demektir) ortada durdukça Filistinliler'in acısı bitmez.

Bu arada "İsrail Filistin'den defol" sloganının da doğru ve gerçekçi bulmuyorum. Filistin'e barış gelecekse bu Araplar ve Yahudilerin bir arada (hatta aynı devlet altında) yaşayacak olması demektir. Bu da Yahudilerin tümünü denize dökme anlamında yorumlanacak bu sloganla olmaz.

Barışı gerçekleştirmek şu anda çok zor ancak başka daha iyi bir seçenek yok. Küresel ekonomik kriz içinde olduğumuzu ve son iki krizin savaşlarla çözüldüğünü de unutmayalım.

Kapitalizmin krizini çözmek için milyonların ölmesine ve altyapının yok olmasına (ne yazık sistem için bu yıkım iyidir) hiç ihtiyaç yok. Kısacası dikkatli olmalıyız.


Tarih: 23/2/2009
7108 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri