Yazdır Arkadaşına gönder
“Bir Noel şarkısı” (*)
Fergül Yücel
Fergül YücelOrda bir ülke varmış, hiç de uzak olmayan bir ülke...
Geçim gailesi yorgunu, bakıp da görmeyen, kulakları tıkalı, başını kuma gömmüş ülke halkının tepesinde de saltanatını sürdüren zalimler zalimi bir padişah oturuyormuş. Tabii ülkenin bütün zenginlikleri padişah ve hanedanın elinde. Çektiği tüm fakirlik ve eziyetleri sineye çeken halk, padişahın adaletinden hiç değilse canını korumak için her an kellesi koltuğunun altında, çaresiz evine kapanırmış.

Bu zalimler padişahının bir de uzak diyarlarda bir ortağı varmış. Saltanatının üzerinden yıllar geçtikçe, sadece halkının iliğini kemiğini sömürmekle kalmayan açgözlü zalimler padişahı, pis boğazını tutamayıp ortağının payını da höpürdetmeğe kalkışınca, kazan çömlek patlamış tabii.

Tam da yeni bir yıl arifesinde, Aralık ayında pat diye ortağının hayaleti, kolluk kuvvetleri padişahın saltanatının içine dalıvermiş. Üç bakanının kirli çamaşırlarını diyet olarak ortaya döküveren ortağının bu beklenmedik atağı karşısında, yedikleri, içtikleri, giydikleri hanedan üyelerinden ayrı olmayan padişah çıplak kalmış! Ortağından yediği tokat da cabası! “Kol kırılıp yen içinde kalsın mı kalmasın mı?” derken acıdan böğürmeye başlamış.

Gelelim halka… Ülke halkı yıl boyunca her gün sofrasında yediği bir lokma ekmeği zehir eden padişahın başına gelenleri, evinin penceresinden seyretmeye başlamış. Durumu halk lehine çevirmeye çaba gösteren bıçkın, gözü kara halk evlatları da ”Hırsız vaaaar!” sesleri sokaklara dökülmüş seslerini yükseltmekte. Saltanatın mezaliminden gözü yılmışların bu seslerle adımını kapıdan dışarı atmak için gönlü kıpırdasa da, Aralık ayının buz kesen soğuk günlerinde, biçare ülkeden Pensilvanya’ya saltanatın iki yakasındaki bu kapışma ateşinin sıcağıyla, rehavetin keyfini çıkarıyormuş fakirhanesinde!

Diğer taraftan zalimler padişahı başına yediği darbeden iktidarı sarsılmış, fiyakası bozulmuş, muallakta kalmış kalmasına da… Hikayenin iki yüzyıl öncesinde olduğu gibi mutlu sonla bitmesi mertebesine erişilmemiş henüz. Zalim padişahın ve etrafındaki dalkavukların ne yapacağı belli değilmiş.

Halkın beklentisi; hanedanın tasını tarağını toplayıp başka bir ülkeye iltica etmesi; hatta giderayak “o da yetmez, bana yar olmayan ortağıma da yaramasın” deyip her türlü haram yiyenin maskesinin düşürülmesi yolundaymış.

Gel gelelim, “mutlu son seyrederek, bekleyerek olmaz, olmayacak duaya amin demeyiz” diyen isyankar bir takım halk çocuğu da sokaklara dökülmüş. Padişahlığa karşı;
“Hırsız vaaar!”, “Her yer yolsuzluk, hırsızlık!”, “Her yer Taksim her yer direniş!”,”Bir başka bahara değil, bu bahara!” şarkılarıyla çınlatıyor sokakları…

Hadi bakalım kolay gelsin /bu ne acaip zor dünya / şarkılarla türkülerle giriyoruz yeni yıla /hem de geliyoruz bahara/ öyle mi ola la, böylemi ola la/ o la la la/ o la la lala!

(*) 1843 yılının son günlerinde, Aralık ayında yayınlanan “Bir Noel Şarkısı” kitabı, bir haftada altı bin satar. Orijinal eser Charles Dickens tarafından yazılıp, John Leech tarafından resimlenmiştir. O tarihten günümüze dek en çok satan kitaplar listesinde yerini alır. Ayrıca sinemaya da uyarlanır. Her yılbaşı arifesi TRT klasikleri arasında televizyondan yayınlanan filmler arasındadır.

Hikayenin yazıldığı ve anlatılan dönem, İngiltere’de Kraliçe Viktorya döneminde sanayileşen topumun zenginlikle yoksulluğun arasının iyice açıldığı, uçurum oluştuğu zamanlarıdır.

Hikayenin kahramanı Scrooge çok zengin fakat bir o kadar da cimridir. Çalışanın hakkını yiyen cimriliğin ve acımasızlığın tiplemesidir. Ortağının ölümüyle dükkan Scrooge ‘e kalır. Bir Noel akşamı Scrooge’yi rüyasında, ölmüş olan ortağı üç hayaletle birlikte ziyaret edeceğini söyler. Bu hayaletlerden biri geçmişi, diğeri geleceği, sonuncusu üçüncüsü de geçmişte neler olacağını anlatır.

Geçmişte cimriliğinin neden olduğu olayları; açlık ve sefalet içinde acı çeken çocukları gösterir. Geleceği temsil eden ise cimri olmaya devam ederse başına neler geleceğini, şimdiki zamanı temsil eden hayalet ise onu neden kimsenin sevmediğini Noel yemeğine davet etmediğini açıkça gösterir.

Bu kabus Scrooge’nin hayatında dönüm noktası olur ve o tüm kasabayı dolaşarak hakkını yediği insanların kapısını çalar, hediyeler verir. Sokakta kalmış kimsesizlere yardım eder. Çaldıklarını fazlasıyla geri ödeyip vicdanını temize çıkarmaya çalışırken, yoksul, karanlık, soğuk sokaklar Noel gününde bolluk ve berekete kavuşmuş insanların yaydığı sıcak mutlulukla ışıldar.

Tarih: 1/1/2014
7074 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARIN KENT SÖYLEŞİLERİ
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri