Yazdır Arkadaşına gönder
Bir kahve molası
Yaşar Ürük
Yaşar ÜrükYılın son ayının ilk fotoğraf yazısı Kızlarağası Hanı'ndan. Üstelik bir de "Ek"i var.
Konak'ta, eski adı Hükümet Caddesi olan ve günümüzde Anafartalar Caddesi adını taşıyan büyük çarşı caddesi, Hükümet Konağı köşesinde başladıktan sonra önce Kemeraltı Karakolu önünde eski adı "Sulu Mezar Sokak" olan 853. Sokak ile birleştiği kavşağa, oradan da eski "İç Körfez" kıyısını belirleyen hat üzerinde olduğunu bildiğimiz geniş kavisi izleyerek ve de sırasıyla Başdurak ve Kestanepazarı camilerini geçerek Şadırvan Camii önüne gelir. Buradaki küçük meydandan sola kesin bir dönüş yaparak 912. Sokak üzerinden Eşref Paşa Caddesi'ne ulaşır. Ancak Anafartalar Caddesi, çoğu İzmirlinin "İkiçeşmelik Caddesi" adıyla yanlış söylediği bu cadde ile sonlanmaz. Karşı tarafta Mezarlıkbaşı Katlı Otoparkı yanından Tilkilik yönüne devam eder. Hatuniye Camii ile Dönertaş'ın arasından geçerek Altınpark'a ulaşır. Burada Basmane Meydanı yönünden gelen Altınpark Caddesi ile Şehit Fethi Bey İlköğretim Okulu yanından Şeyh Camii yönüne tırmanan ve eski adı "Faik Paşa Sokak" olan günümüzdeki 967. Sokak ile birleştikleri köşede son bulur. Bu noktada bulunan asırlık çınar yakın zamanlarda başta sevgili dostum Orhan Beşikçi'nin çabaları ve Konak Belediyesi'nin de desteğine karşın kurtulamamış ve kurumuştur. İşte Atatürk'ün 10 Eylül 1922 sabahı İzmir'e girişinde Hükümet Konağı'na ulaşmak için geçtiği yol bu caddedir. Anafartalar Caddesi Konak'tan Altınpark'a yaklaşık 1700 metre uzunluktadır.

Günümüzde bu caddenin Konak ile Şadırvan Camii arasında kalan yaklaşık 770 metre uzunluğundaki bölümünün tamamı ve çevresi genel olarak "Kemeraltı" adıyla anılmaktadır. Oysa gerçek Kemeraltı bölgesi 853. Sokak girişinde bulunan Kemeraltı Camii yakın çevresidir. Bu caminin XVII. Yüzyıl ortalarındaki inşası yıllarında, günümüzde 854. Sokak olarak bildiğimiz "Yemiş Çarşısı"na girişin hemen başında bulunan ve günümüze yakın zamanlara kadar Vakıflar Müdürlüğü olarak kullanılan bina ile cami arasında bir taş köprü bulunduğunu bilmekteyiz. O dönemlerde bu taştan yapılma "Kemer köprü" ile camiye bağlı bir taş okul da bulunmaktadır. Okul ile camiyi bağlayan bu kemer, sonradan Hükümet önünden Arasta'ya uzanan bu ünlü çarşıya ad olur.

İşte bir İzmir sevdalısı olarak bulduğum her fırsatta bıkmadan, usanmadan gezdiğim yerlerden biridir Anafartalar Caddesi ve ona açılan her sokak. Bu geziler Kadifekale'den başlayıp, Yeşildere - Kapılar - Kale Arkası - Konak - Karataş - Beştepeler ve yine Kadifekale'de sonlanan geniş bir çember alan içinde nereye uzanırsa uzansın; kimi zaman lezzetli bir öğle yemeği ama her seferinde "Bir Kahve Molası" soluklandığım yer Kızlarağası Hanı ve çevresidir. Bu nedenle bu yazıyı bu ünlü yapıya ayırdım.

Kızlarağası Hanı, "Halim Ağa Çarşısı" olarak bilinen bölgede, Hisar Camii, 906. 902. ve 871. sokaklar ile çevrili, iki katlı ve avlulu bir yapıdır. Sultan III. Ahmet ile Sultan I. Mahmut'un Darüssaade ağalıklarını yapan Hacı Beşir Ağa tarafından 1744 yılında yaptırılmıştır. Her ne kadar yapının, 871. Sokak üzerindeki batı cephesinde bulunan çeşmenin kitabesinde 1675 tarihi varsa da; söz konusu çeşmenin bir başka yerden buraya getirilerek yerleştirildiği, ya da hanın yapımından önce aynı yerde bir çeşme bulunduğu ve kitabenin o çeşmeye ait olduğu düşünülmektedir. Han "Çuha Bedesteni" ve "Cevahir Bedesteni" adlarını taşıyan iki kapalı çarşı ile hanın hemen dış tarafında, 902. Sokak üzerinde bulunan "Bakır Bedesteni" adlı çarşıya sahiptir. Avlusunda bulunan iki katlı mescit günümüzde işlevini yitirmiş; alt katı kahve ocağı, ikinci katı ise iş yeri olarak kullanılmaktadır. Bakır Bedesteni'nin özellikle XIX. Yüzyıl'da Halep kumaşları ve mallarını satan esnafın çoğunlukta bulunduğu bir çarşı olduğunu da bilmekteyiz.

Kızlarağası Hanı günümüzde hemen her tür turistik ve hediyelik eşyanın satıldığı bir merkez olmuştur. Öte yandan çarşıyı üç yandan çevreleyen lokanta ya da kahve ocakları bölgeyi Hisar Camii merkezli önemli bir çekim alanı yapmaktadır. Eğer gerçek yemek anlamında lezzetli bir şeyler yemek istiyorsanız size üç önerimiz olur: Fevzi Paşa Bulvarı'ndan Hisarönü meydanına girmeden hemen önce 899. ve 900. sokaklar köşesinde Güven Lokantası; 910. ve 913. sokaklar üzerinden girişleri bulunan Küçük Demir Han içindeki Kısmet Lokantası ve 911. Sokak'taki Bizim Lokanta. Yemek olarak önerilerimiz ise; Yaşar Usta'nın lezzet kattığı Güven Lokantası'nda hünkarbeğendi ya da döner kebabı; Urlalı Mehmet Usta'nın Kısmet Lokantası'nda Dana Rosto, Yaprak Sarma ya da İç Pilav; yine bir başka Mehmet Usta'nın Bizim Lokantası'nda ise Zeytinyağlı Kuru Fasulye, yine zeytinyağlı mantı, şakşuka, mevsiminde şevket-i bostan ya da arapsaçı ile gününe denk gelirseniz asla kaçırmamanız gereken balık çorbasıdır.

Sıra yemek üstü kahveye gelince; seçeneğiniz çok boldu. Hemen her köşe halılı kilimli peykelerle donanmış kahve ocağıdır. Ancak iki yer bunların arasında sundukları lezzet ile farklılık gösterir. Han'ın 905. Sokak girişi ağzında bulunan Altınordu kahve ocağında Şükrü Usta'nın fincanda pişirilen kahvesi ile Han içinde, 2. katta bulunan Acı Kahve'nin çifte kavrulmuş lokum ikramlı kahvesidir. Tüm yorgunluğunuzu orada bırakır ve geçmiş ile günümüzü bağlayan hayal köprüleri kurarsınız söyleşilerinizde.

Burada sunduğum altmış yıl ara ile çekilmiş iki fotoğrafta Kızlarağası Hanı'nın aynı yüzünü sergilemeye çalıştım. Belgeliğimde özel olarak koruduğum siyah beyaz fotoğrafta han ne kadar harap bir halde görülüyor. Bu yazı ile çektiğim günümüze ait görünümde ise pırıl pırıl durumda. Ancak aynı yeri göstermesine karşın, hanın pencerelerinde önemli değişiklik yapıldığı görülüyor.

Siz de yolunuz oralara düşürün ve bir kahve içimi molasında İzmir'de yaşıyor olmanın tadını duyumsayın.

Afiyet olsun.

Sevgiyle kalın...

Tarih: 1/12/2007
7577 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri