Yazdır Arkadaşına gönder
Bir hakikat olarak hafıza ve bir tasarım olarak arzu: Kültürpark
Emel Kayın
Emel Kayınİzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark'a içinde yer aldığı kentin ve ülkenin toplumsal, ekonomik, ideolojik, mekânsal tarihine mal olmuş bir "hafıza alanı" olarak bakabilseydik, bu yeri "modernin mirası" olarak görmemiz ve onu yeniden tasarlamaya kalkışmak yerine özgün karakteri doğrultusunda koruyup sağlıklaştırarak yaşatmamız gerektiğini elbette düşünebilecektik. Böyle baktığımızda, 1922 yangınıyla ortaya çıkan devasa kentsel boşlukta 1930'lu yıllarda inşa edilen İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark'ın, Erken Cumhuriyet Dönemi modernleşme ideallerinin bir temsilcisi olarak tasarlandığını, yani kendi evresinin planlama, mimarlık, peyzaj konusundaki yönelimlerini yansıtan "özgün bir tasarım olduğunu" kavrayabilmemiz mümkün olabilecekti. Böyle baktığımızda, İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark için ana meselenin kentsel mekânın sahip olduğu kültürel peyzajı dönüştüren kapılar, yollar, tepeler, göletler yapmak ve eski binaları yıkıp yerlerine en az onlar kadar büyük yeni binalar inşa etmek değil, ana meselenin fiziksel ve yaşamsal varlığı üç çeyrek yüzyılı aşan bir kamusal mekânın biriktirdiği hafızanın incelikle ve itinayla korunması olduğunu düşünebilecektik. Böyle baktığımızda İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark alanında tüm arzularımızı gerçekleştiremeyeceğimizin, hafızaya dair hakikatin bizi durdurması gerektiğinin farkına varabilecektik.

Montrö, Lozan, Kahramanlar, 26 Ağustos ve Basmane kapılarıyla bağlantılı eksenlerle belirlenen İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark tasarımı, kaskatlı havuz, yapay göl, tenis kortları, Paraşüt Kulesi, Sağlık Müzesi, Göl Gazinosu, Ada Gazinosu, Hayvanat Bahçesi vb. kimlik kurucu kültürel, sportif, rekreatif mekânların yanı sıra geçici ya da kalıcı pavyon yapılarıyla 1930-1950 evresinde biçimlenmiş bir nüve üzerinde gelişmiş durumda. Tüm bu öğeler alanı, mekânsal ve yaşamsal anlamda modern bir yer haline getirirken, evrensel koruma gündemi açısından kabullenildiği biçimiyle "modernin mirası" haline de getiriyor. 1950-1980 döneminde sergi pavyonları aracılığıyla soğuk savaşın sahnesi olarak ve giderek popülerleşen gazino kültürüyle hafızalara kazınan İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark, 1980'li yıllarla birlikte yıpranma sürecine girerken ihtisas fuarlarının yükünü taşıyamayan kentsel mekânda iri ya da niteliksiz yapılaşmalar ile tartışmalı kullanımlar ortaya çıkıyor. Günümüzde ise ihtisas fuarlarının alandan ayrılmasıyla birlikte İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark alanı için yeni bir dönem başlıyor.

Erken Cumhuriyet Dönemi'nden günümüze geride bıraktığımız üç çeyrek yüzyıla ait toplumsal, ekonomik, ideolojik, mekânsal hafıza İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark'ın üzerine yazılıysa, arzuladığımız her tasarımı, her inşayı, her yıkımı burada gerçekleştirmemiz elbette ki mümkün değil. İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark'ın sağlıklaştırılması öncelikle bir "yeniden tasarım sorunu" değil, "var olan tasarımın, var olan kültürel peyzajın, var olan tarihin, var olan hafızanın korunması" sorunudur. Alanda yer alan plansal, mimari, sanatsal ve peyzaja dair değerler modern yaklaşımla tasarlanmış ve miras olarak günümüze ulaşmıştır. O halde döneminin modern tasarım anlayışının bir belgesi olan ve tarihsellik içeren bu kentsel mekân için, alanın yeni peyzaj kararları ve yeni inşalarla yabancı kılınacağı bir tasarım yerine, özgün tasarımını ve biriktirdiği hafızayı ortaya çıkaracak bir koruma-sağlıklaştırma projesinin hazırlanmasına ihtiyaç var. Yeni park tasarımları, yeni sergi merkezi ve İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark'a yüklenmek istenen onlarca talep ya da arzu içinse, kentin çeşitli bölgelerinde sayısız gelişme alanı bulunmakta.

Hakikat şu ki İzmir Enternasyonal Fuarı ve Kültürpark, İzmir kentinin ve ülkenin modernleşme serüvenine ait toplumsal, ekonomik, ideolojik, mekânsal izleriyle ve kültürel peyzaj değerleriyle bir hafıza alanı olarak korunmayı ve sağlıklaştırılarak yaşatılmayı hak ediyor. Koruma ise evrensel olarak kabul gördüğü durumuyla, arzunun tasarım aracılığıyla hakikat kılındığı bir eylemlilik hali değil, hafızanın hakikat kılındığı bir eylemlilik halidir.

Tarih: 17/6/2016
14033 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri