23 Ağustos 2017 Çarşamba
   Yazdır Arkadaşına gönder
Bir birincilik öyküsü..
Saadet Erciyas
Saadet ErciyasHenüz 14 yaşında. Büyük bir sınavı, üstelik de büyük bir başarıyla atlatmış olmanın rahatlığı, huzuru var yüzünde. Gülümseyerek konuşuyor sürekli. "Ben birinci olmak için girmedim. Sadece kazanmak için girdim sınava. Elimden geleni yaptım" diyor alçakgönüllülükle.

Milli Eğitim Bakanı'nın tek tek isimlerini okuduğu, Orta Öğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı'nda (OKS) Türkiye genelinde birinciliği yakalayan 97 öğrenciden bir tanesi o: Güliz Kıvançlı.

Güliz'in annesi Emine Hanım bizim süt annenin üst kat komşusu. Bir akşam kahvesi için süt anneye gittiğimde tanıştık kendisiyle. Çocuklara, gelecek hedeflerine ilişkin konuşurken, Emine Hanım'ın söylemi şaşırtmıştı beni: "Bizim burada ne kadar kalacağımız çocuklara bağlı. Kızım bu yıl OKS'ye giriyor. Onun kazanacağı yere göre nerede olacağımızı saptayacağız artık..."

"İyi de, her zaman iki seçenek var. Sınavlar sürprizle de sonuçlanabilir" dediğimde, "Ama benim kızım okul birincisi" demişti gülümseyerek.

Annesinin büyük bir inançla söylediği bu sözlerin üzerinden bir kaç ay geçmişti. OKS'nin yapıldığı gün, sınav sonrası süt annede karşılaştık yine Emine Hanım'la. Yanında sevinçten gözleri parlayan Güliz vardı. Duaları için teşekkür ettiği sütanneye, "Sınav çok iyi geçti, tüm sorular çok kolaydı" diyordu.

Güzelyalı İlköğretim Okulu'ndan 99.59 puanla diplomasını alan Güliz, aslında küçük yaşına karşın bir çok okul değiştirmiş. Babası deniz subayı olduğu için ilk öğretime Çanakkale'de başlamış. Dördüncü vebeşinci sınıfı İstanbul'da okumuş. Altıncı sınıfta yerleştikleri İzmir'de, Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu'na yazılmış.

Sadece dershaneye giden, çalışmalarını evde planlı bir şekilde yürüten Güliz'e,
başarısını neye borçlu olduğunu sorunca klasik yanıt veriyor, "Çok çalışmak, ama planlı ve sistemli çalışmak" diyor. Sonra da ekliyor: "Annem ve babam da bana çok yardımcı oldu. Bana çok iyi baktılar. Ders çalışırken sürekli servis yaptılar bana. Çikolata, süt, tatlı, meyva, sebze. Ben derslerimi planlarken, onlar ne yemem gerektiğini planladılar."

Güliz'in çalışma odası, son derece derli toplu. Masasında "Hedef: İFL" yazan bir kağıt, kitaplığının neredeyse tüm raflarında ise dershane test kitapları var. Masa üstünde ise, sınav armağanı dizüstü bilgisayarı duruyor. "Ailem sınavdan önce aldı bana bilgisayarı. Onlar sonuç ne olursa olsun sana destek veriyoruz mesajı verdiler bana. Bu benim için çok anlamlıydı" diyor.

Güliz, birinci olduğunu öğrenir öğrenmez, hemen sıralamasını yapmış. İlk tercihi OKS birincilerinin klasiği: İzmir Fen Lİsesi. Ardından Aydın, Çanakkale Fen ve Bornova Anadolu Lisesi geliyor. Sınava hazırlandığı süreçte babasıyla zaman zaman İzmir Fen Lisesi'ni ziyarete gittiğini, hedefini görmenin kendisini mutlu ettiğini söylüyor.

"Boş zamanlarında ne yapıyordun?" diye sorduğum, sonra da "Senin sınava çalışmaktan boş zamanın da kalmamıştır ama" diye sorumu düzelttiğimde Güliz, "Yoo. Ben bu bir yıl boyunca her an ders çalışmadım aslında. Hatta uzun bir süre, motivasyon olduğu için ablamla hafta sonları sinemaya bile gidiyorduk" diyor.

Sınavı stres kaynağı gibi görmediğini belirten Güliz, "Ben çok soru çözdüm, her fırsatta soru çözdüm. Çünkü önemli olan benim soru çözerken verim almamdı. Ailem soru çözmeme, çalışmama hiç karışmadı. Onlar bana güvendi. Ben de sorularımı sistemli bir şekilde çözerek, bu işten istediğim sonucu alarak çıktım" diye ekliyor.

Güliz'e satranç ya da zeka oyunlarıyla arasının nasıl olduğunu soruyorum. "Satrançla aram pek iyi değil. Benim için önemli olan bir an önce sonuca ulaşmak. Olumlu ya da olumsuz. Bir işi bitirip diğerine geçmek. Satrançtan bu yüzden sıkılıyorum açıkcası. Ama internette zeka ve strateji üzerine oyunlar bulup oynamak çok hoşuma gidiyor" diye yanıt veriyor.

Güliz'in hedefi İzmir Fen Lisesi'nin ardından, elektrik-elektronik bölümünü kazanıp, yaşamını başarıyla sürdürmek, "Ve bir buluş yapmak"...

"NTV'deki Mucitler programını ilgiyle izliyordum. Örneğin Elka projesi benim ilgimi çok çekti. Aslında buluşlar üzerinde çalışılırsa eminim ki sonuca ulaşmak mümkün olabilir. Orada sunulan projeler bana çok mantıklı gelmişti. Yeter ki desteklensin insan."

Güliz'in sınava ilişkin yorumlarına gelince:

"Bu sınav tamamen dikkati ölçen bir sınavdı. Küçük detaylar vardı. Ama insan bazen şaşırabilir öyle değil mi? Bir arkadaşım sadece 2 soruyu yanlış yanıtladı diye sıralaması iki binlere düştü. İstediği yere giremeyecek. Çok üzüldük onun için."

"Peki, ya başarıı olmasaydın?" diyorum, şöyle yanıtlıyor:

"Hayatın sonu olmazdı ama ben başaracağıma hep inandım. Hangi konuları çalışıp çalışmayacağınız, sisteminiz çok önemli bu işte. Ezber konusu olan sosyal bilgileri derste dinledim. Ona çalışmak için böylece çok zaman ayırmam gerekmedi. Sınavda Türkçe şaşılacak derecede kolaydı. Küçük şaşırtmaları görmek gerekiyordu aslında. Bilgiden çok dikkati ölçtü bana kalırsa bu sınav."

Sütannenin bahçesinde komşularının projeksiyon makinasında gösterime hazırlandığı "Ayı" filimini izlemek için bahçeye çıkıyoruz Güliz'le birlikte. "Ben sinemaya çok gittim ama açık hava sineması hiç görmemiştim. Bu ilk olacak" diyor. Yanına komşu çocukları geliyor. Bir "açık hava sineması hatırası" fotoğrafı çekiyoruz.

Güliz, son kez yapılan OKS'yi başarıyla göğüsleyen 97 gençten biri. Kendisi gibi başarılı, makina mühendisliği eğitimi alan ablasıyla paylaştığı odasında kurduğu hayaller gerçek olmuş, şanslı bir genç.

Güliz'i ilk kez yaşayacağı, apartmanlarının arka bahçesindeki açık hava sinemasının rahat ortamında bırakıp ayrılıyorum.

Konuşmamız boyunca stratejiden, planlamadan, sistemden, düzenden söz eden, gençliğe henüz adım atmış bu başarılı genç kızın çalışma odası aklıma geliyor. Duvardaki Pepsi Grubu'nun posterleri, pembe çalışma masası, İpek Ongun'un birkaç kitabı, oyuncaklar...

İçim sevinçli, böyle gençlerin varlığını bilmekten umutlu gülümsüyorum...


Tarih: 17/7/2008
8314 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARIN KENT SÖYLEŞİLERİ
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri