Yazdır Arkadaşına gönder
Beyaz gecelerin incisi Sankt Petersburg-1
Konuk Yazar
Konuk YazarUz. Dr. Ceyhun Balcı
İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri


Yaşamına St Petersburg olarak başlayan bu en kuzeydeki en kalabalık kent Birinci Dünya Savaşı'nda Almanlar'la karşıtlaşma sonrasında Petrograd olur. Bolşevik Devrimi'ni izleyerek Leningrad adını alan kent SSCB'nin dağılması ve komünizmin sonlanmasından sonra halk oylaması ile eski adına geri döner.

Yaygın ve yanlış kanının tersine kent adını kurucusu 1. (Büyük) Petro'dan almıyor. Sankt Petersburg Hristiyanlık için önemli azizlerden birisinin adı.

27 Mayıs 1703'te kurulmuş olan Sankt Petersburg'un geçmişi 300 yıllık. Kentlerin geçmişlerinin binli yıllara dayandığı Anadolu'da bizler için çok da uzun bir zaman aralığı değildir belki 300 yıl. Ancak, Sankt Petersburg tanındığında bu kısa zaman aralığına fazlaca şey sığdırılmış olduğu gerçeğinin de hakkı teslim edilecektir. Nasıl ki, St Petersburg Leningrad olduğu dönemde geçmişin izlerini silemediyse bugün yeniden St Petersburg olduğunda da komünist geçmişin izlerini silebilmiş değil.

Her ne kadar kapitalizmin ışıltısı gündelik yaşama damga vurmayı başarmış olsa da; her türlü yapıtı ve uygulaması ile komünist geçmiş bu kez St Petersburg adı altında varlığını sürdürmektedir. Yerin altındaki gizemli dünya metro, yerin üstündeki görkemli caddeler, parklar ve ulaşımdaki öncelikli seçenek demiryolu ve onun durakları olan garlar tüm heybeti ile varlığını sürdürmekte.

Kenti gezerken bize rehberlik eden Türkçe konuşan Rus St Petersburg'un merkezi sistemle ısıtıldığını ve her konuta 24 saat sıcak su hizmetinin aksatılmaksızın sürdürüldüğünü söyleyince komünist geçmişin izlerini silmenin hiç de kolay olmadığını bir kez daha anlamış oluyorduk. Rehberliğimizi yapan Türkçe konuşan Rus genci geçmişle bugünü çok da anlaşılır şekilde karşılaştırdı satır arasında. "Geçmişte özgürlüğümüz yoktu ama aşımız, işimiz ve eğitimimiz vardı; açılımdan sonra özgürlüğümüze kavuşurken, aşımız ve işimiz elimizden gitti!"
Kenti kuran ve bir dönem de adını veren "Deli" namlı 1. (Büyük) Petro'dan söz etmemek geçmişe haksızlık olur. Deliliği ironik bir şekilde algılamakta yarar var! Deli Petro Rus tarihindeki önemli köşe taşlarından biri olmayı hak ediyor.

Kılık ve kimlik değiştirerek Amsterdam'a giderek gemi yapımını öğrenmesi ve bununla yetinmeyerek Rus Donanması'nı kurması deliliğinin nedenlerinden yalnızca birisi sayılabilir. Hermitaj demişken anımsatmakta yarar var. Bu görkemli müzede yer alan her yapıtın önünde 1 dakika geçirilecek olsa bir hafta zaman gerekirmiş bu gezinin tamamlanması için. Da Vinci'den, Mikelanj'a sayısız önemli sanatçının yapıtlarının yer aldığı bu önemli müze St Petersburg'un görülmesi olmazsa olmazlarından!

Türkçe konuşan her insan evladının kulağına çalınmış olan ve bununla da kalmayıp gururla karışık bir burukluğa kaynaklık eden öyküdür Katerina ile Baltacı'nın başrollerinde olduğu… Bu öykü de bizim bildiğimiz gibi değil ne yazık ki. Türk'ün gücünü savaş meydanları dışında da gösteren bir durumun gerçekle uzaktan yakından ilgisi yok! Sözde Baltacı-Katerina ilişkisi ile perdelenen olay bugün de başımızın derdi olmayı sürdüren "yolsuzluk" olgularından yalnızca birisidir. Osmanlı-Rus Savaşı'nda Rus Ordusu'nu tepelemek üzere olan Osmanlı nedeni anlaşılamaz bir şekilde vazgeçer bu son adımı atmaktan! Osmanlı'nın karar vericileri bir şekilde ayartılmışlardır; ancak, bu ayartma bizlerin bildiği şekilde olmamıştır. Bu olayla ilgili olarak uçurulan kelleler anımsanmalı!

Sankt Petersburg coğrafi yapısı gereği bataklık bir bölgede yer almakta. Kentin genişlemesi ve bu konumunda varlığını sürdürmesi için bataklığın kurutulması gerekmiş. Bu amaçla Neva ve kollarının yanı başında kanallar açılmış. Yine bu bataklık durumu yerin altındaki yapılar bakımından güçlük yaratmış. Bu nedenle Leningrad metrosunun 60 metreye varan derinliğe inmesi gerekmiş.

Metrodan söz açılmışken hem trenlerin hem de metro istasyonlarının göze hoş görünmeyen dış görünüşlerine karşılık işlevselliklerine söylenecek fazlaca söz olamaz. Bu halleriyle komünist geçmişin önemli ikonlarından biri olarak görülmelerinde yarar var. Özellikle kapitalist anlayışla birlikte artık kullanılamaz ve yararlanılamaz hale gelmiş olan karayollarının durumu göz önüne alındığında metro yerin altındaki hazine olarak da görülmelidir.

Metrolarda yaşanmakta olan ve dünü bugüne bağlayan bir başka gerçek de yeni dönemde gelişen eşitsizlikler kaynaklı yankesicilik ve soygun olaylarıdır. Geçmiş dönemde akla bile getirilemeyecek bu olgu günümüzün giderek tırmanış gösteren gerçeğine dönüşmüş durumdadır. Metrolarda yoğunlaşan bu olumsuzluğa ek olarak okuduğu kitaptan kafasını kaldırmayan ve kitap okumasa da çevresine bakmak yerine kendi halinde yolculuğunu sürdüren sayısız insanı da görmezden gelmemek gerekirdi.

Neva, kolları ve bağlantılı kanalları St Petersburg'u aynı zamanda bir köprüler kentine dönüştürmüş. 42 ada üzerinde kurulu olan St Petersburg bu bakımdan da tam bir su kenti olma özelliğini pekiştirmiş oluyor. Özellikle adalarda bulunurken akarsu ulaşımına olanak vermeyi amaçlayan köprü açılış saatleri konusunda özenli olmanızda yarar var. Gecenin ilerleyen saatlerinde ve özellikle de havanın kararmak bilmediği beyaz gecelerde bu ayrıntıyı akıldan çıkartmamak gerek. Unutkanlığınız geceyi bulunduğunuz adada geçirmeniz kaçınılmaz olacaktır. (Resim12)

Hermitaj'ın yanı başında Donanma yer almakta. Her iki önemli yapının yer aldığı Dvortsovaya Maydanı'ndın orta yerindeki Aleksandr Sütunu önemli bir başka tarihsel varlık. Yakındaki bir başka önemli yapıt olan Aziz İshak Katedrali'nden sonra kentin can damarı da sayılabilecek Nevsky Prospekt'e yönelebilirsiniz. Katedralin tek parça granitten yapılma sütunlarında bombardımanın izlerini görmek de olası. Nevsky Caddesi önemli bir çok yere ev sahipliği yapmasının yanı sıra başkaca önemli yapıya açılan kapı olması bakımından da göz ardı edilmemesi gereken bölge.

Nevsky'ye Donanma önünden girdiğinizde sağ tarafta göreceğiniz ilk önemli yapı Kazan Katedrali'dir. Sol tarafta tepesine konuşlanmış bronz heykel ile dikkatten kaçmayacak tarihsel yapı Singer Şirket Binası'dır. Bu noktadan kanal boyunca sola doğru ilerlediğinizde tüm görkemi ile sizi Kan Kilisesi beklemektedir. Bu fotojenik yapıyı yeterince görüntüledikten sonra Mihaylovski Parkı'nda soluklanabilirsiniz.

Rus kentlerinde yer alan sayısız parktan yalnızca birisindesiniz. Alçakgönüllü boyutu ile de görmezden gelinebilecek bu parkın Nevsky'e yakın tarafında Rus Tarihi Müzesi ve onun da hemen yakınında ünlü Rus şair Puşkin ile buluşabilirsiniz.

Puşkin bizlerin pek de tanışık olmadığı bir olay sonucu genç yaşta yitirir yaşamını. Güzeller güzeli eşi Natalya nedeniyle bir Fransız subayı ile giriştiği düello hem dünya hem de Rus edebiyatının kendisinden yoksun kalmasıyla sonuçlanacaktır.

Nevsky'e dönülebilir. Sağ kolda Sovyet dönemine ilgi duyanlar için devlet satış mağazalarını barındıran DOM ve hemen biraz ilerisinde yeni dönemin tapınaklarından sayılabilecek Gostiny Dvor alışveriş merkezi ilgililerini beklemektedir.

Sol tarafa geçildiğinde önce Aziz Katerina Katedrali ve hemen yanı başında Ermeni Kilisesi önemli yapılardan yalnız bir kaçıdır.Ermeni Kilisesi'nin yanı başındaki Pasaj'dan İtalyan Caddesi'ne geçilebilir. Sağ koldaki bir başka önemli yapı Ulusal Rus Kütüphanesi'dir. Resimlemeye değer bir başka yapıdır.

Unutulmaması gereken bir başka nokta Nevsky'nin her iki tarafında ve Nevsky'den girilen sokaklarda konuşlu sayısız tiyatronun varlığıdır. Nevsky'de değinilebilecek sayısız yapı bulunmakla birlikte biraz daha ilerlendiğinde "Kahraman Leningrad" dikilitaşının yer aldığı Moskova Garı çıkacaktır karşınıza. Kentin Güneydoğu'sunda yer alan öncelikle Rusya için ama gerçekte tüm dünya ve insanlık için önemli olan "Pobedi Anıtı"na erişilebilir. İkinci Dünya Savaşı'nda üç yıla yakın süre kuşatma yaşayan Leningrad Nazi ordularının gücünün kırılmasına önemli katkıda bulunan kentlerden olmuş.

Savaşta yitirilen 30 milyona yakın Sovyet yurttaşının yalnızca kendi yurtları için değil dünyanın başka yerlerindeki insanlar için de yaşamlarını feda ettikleri anımsanmalı. Bu anımsamanın gereği olarak Pobedi Anıtı'na birkaç dakika ayırmalısınız. Anıtın hemen altındaki müze de ziyaret edilmeye değer. Yıldönümlerinde Kızıl bayraklı gösterilere de tanıklık etmek mümkün.

Tarih: 8/7/2011
7539 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri