Yazdır Arkadaşına gönder
Basmane: Mücevhere dönmeyi bekleyen cevher
Saadet Erciyas
Saadet ErciyasElimizden kayıp giden, İzmir’in “eski” dokusu korunmuş nadir semtlerinden Basmane’ye ilişkin farkındalık yaratmak için düzenlenen “Basmane Günleri”nin dördüncüsü bu yıl 18 - 25 Ekim 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Konak Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen “4. Basmane ve Çevresi Tarih, Kültür, Sanat ve Arkeoloji Günleri” geçmiş yıllarda olduğu gibi İzmirliler'in ilgisini semte çekmeyi amaçlıyor.

Basmane’nin yeniden ayağa kaldırılması için kentte yaşayan herkese bir sorumluluk yüklediğini dile getiren Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, unutulmuş bu semti yeniden hatırlamak için herkesi görev davet ediyor basın toplantısında. Basmane Günleri için düzenlenen toplantı Basmane Semt Merkezi’nin yaşanmışlıklarla dolu bahçesinde yapılıyor.

“Bir mücevherin üzerinde oturuyoruz”

Pekdaş, geçmiş yıllara oranla bu sefer belediyenin gerçekten bu işi sahiplendiği ümidini veriyor konuşmasında. “Aslında çok büyük bir mücevher üzerinde yaşıyoruz, ama farkında değiliz. Başka ülkelerde bizim sahip olduğumuz değerlerin çok daha azını çok daha iyi şekilde tanıtıp anlatıyorlar. Yabancı turistlerin ilgisini çekiyorlar. İş başa düştü, bu etkinliğin sorumlularından biri olarak artık bir şeyler yapmamız gerek” diyor. Basmane Günleri’nin sadece kentte düzenlenen bir kültür sanat etkinilği olmadığına değiniyor Sema Pekdaş ve şu görüşleri dile getiriyor:

“Bir yeri korumanın en iyi yolu oraya ilişkin farkındalık yaratmak. Bu bölgenin yaşaması için yeni işlevler yüklemek gerek. Binaları sadece restore etmek yetmez. ‘Binalar yıkılsın otopark yapılsın’ deniyor. Binaları korumak için, restore ettikten sonra onlara işlev katmak gerek. Bugün bu semtteki tarihi evlerde kaynakçılık yapıldığını bile görüyoruz. Basmane Günleri’ni düzenlerken amacımız sadece bir kültür sanat etkinliği düzenlemek değil. Bu da önemli ama bir yandan da bu bölgeyi korumak ve gelecek nesillere aktarmak için bir plan yapmak istiyoruz.”

Basmane’de tescilli 1500’ün üzerinde yapı olduğunu da anımsatan Başkan Pekdaş, çoğu özel mülkiyet olan yapıların da semtin yenilenmesinde sıkıntı yarattığını dile getiriyor. “Mülk sahiplerinin çoğu ölmüş ya da mirasçıları çok farklı yerlerde, sayıca çoklar. Buraları kamulaştırmak çok uzun sürüyor ve bütçemiz bunların hepsini kamulaştırmaya yetmez” diyen Pekdaş, restorasyon konusunda bazı fonları yaşama geçirmek istediklerini belirtiyor. Bu amaçla Tarihi Kentler Birliği ile yeniden iletişime geçtiklerini anlatıyor.

Sema Pekdaş’ın dile getirdiği konulardan biri de restorasyon için gerekli fon sağlanması için emlak vergilerinden yapılan kesintilerin mülki idare tarafından adil dağıtılması. Fondan kaynakların gelmesi durumunda birçok yapının onarılabileceğini, bu güzel semtin eski güzel günlerine yeniden kavuşabileceğini anlatıyor Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş.

Basın toplantısının ardından kısa bir Basmane turu yapıyoruz. Basmane Günleri’nin yapı taşlarından “Kent Gözlemcisi” Orhan Beşikçi kısa turda bile ne kadar değerli bir hazinenin üzerinde otuduğumuzu anlatıyor kısaca. Bir kaç kilometrelik bir alanda bile tarihi bir otel, bir hamam, han, aile evi, tarihi bir cami görüyoruz. Pekdaş gazetecilerle vedalaşırken, semte gelecek sermaye sahiplerine karşı olmadıklarını, tek isteklerinin semtin yaşamasın sağlayıp işlev katılması olduğunu dile getiriyor. Semtte mülkü İzmirlilerin de kendi mülklerine yatırım yapmasını, binalarına işlev katmasını istiyor. Tüm İzmirlileri bu güzel semtte yaşanacak Basmane Günleri etkinliğine davet ediyor…

Basmane renkli bir mozaik

Basmane Günleri, yaşanmışlıkların ardından yorgun, ama bir o kadar da bilge semtin güzelliklerini yeniden keşfedebilmek, İzmir’in ne kadar özel bir mozaik olduğunu anlamak için önemli bir fırsat sunacak İzmirliler’e. Bir haftaya yayılan etkinlik programı oldukça yoğun hazırlanmış. Etkinlik geçmiş yıllarda olduğu gibi Mezarlıkbaşı’ndaki Agora Kazı Evi önünden kortej yürüyüşüyle başlayacak. Bir çok sergi, söyleşi, panel ve gezi var hafta boyunca izleyip katılabileceğiniz.

Fotoğraf sanatçıları Yusuf Tuvi, Tülin Şaşmaz Üzmez, Lütfü Dağtaş’ın fotoğraf sergileri, koleksiyoner Güner Özkan’ın eski telli sazlar koleksiyonu sergisi, ebru ustaları Haluk Kürkçüoğlu ve Nuri Pınar’ın ebru işliği, Orhan Beşikçi ve Mustafa Oğuz’un Basmane yazıları ve haberlerini içeren sergisi, Bedriye Gülay Beşikçi’nin resim sergisi ilgiyle izlenebilecek etkinliklerden.

Bu yıl Basmane Günleri’nde gerçekleştirilecek panellerin konuları da oldukça önemli. “Eski zamanlardan günümüze Basmane ve çevresi”, “Kasaba Demiryolları ve Basmane Garı'nın yapımıyla Basmane'de başlayan dönüşüm”, “Basmane’de mülteci sorunları”, “Antik kentlerin önemi, kentsel arkeoloji”,"İzmir'de çok kültürlü yaşam ve kültürel kimlik”, "Tarihsel çevrede korumaya yönelik kentsel dönüşüm" panellerin konu başlıkları.

Etkinlik boyunca Haluk Işık’ın yazıp yönettiği, “Yeryüzü Sahnesi-İzmir”in sahnelediği “Smyrna'dan İzmir'e 8500 adım" ve “Gitme aklım sende kalır” oyunları da izlenebilecek. “Basmane Sohbetleri” bölümünde ise gazeteci yazarlar, şairler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri bugünün Basmane’sini konuşacaklar. Gün boyu sürecek etkinlikler içinde konser, halk oyunları gösterilerinin yanı sıra araştırmacı yazar Orhan Beşikçi ve sanatçı, araştırmacı yazar Yaşar Ürük tarafından hazırlanmış slayt gösterileri de izleyenlerle buluşacak.

Etkinliğin son gününde kazı çalışmaları süren Antik Roma Tiyatrosu Kazı Alanı’nda “İzmir Antik Roma Tiyatrosu Farkındalık Yaratma Tasarımı” projesi özel gösterisi sunulacak. Yaşar Ürük tarafından hazırlanan gösteriyle eski çağların gecekonduların temelleri altında kalmış bu önemli sanat mekanında, yeniden oyuncuların replikleri duyulacak. Turkish Brass Ensemble’ın melodileri eşliğindeki bu özel gösteriyi kaçırmamanızı öneririz.

Basmane Günleri etkinlikleri, Konak Belediyesi Basmane Semt Merkezi, Emir Sultan Türbesi, Konak Belediyesi Kadın Müzesi, Agios Voukolos Kültür Merkezi, eski Emniyet Oteli avlusu, Basmane Garı, Basmane Metro İstasyonu Girişi, Altınpark Kahvehanesi’nde gerçekleştirilecek.

Basmane Günleri’ni başından beri izleyen bir İzmirli olarak dilek ve beklentilerimi dile getirmeliyim. Dilerim büyük emekle hazırlanan ve değerli katılımcılarla gerçekleşecek etkinlikler geçmiş yılların aksine kent belleğine katılacak bir dökümana dönüşür. Dilerim gelecek yıllarda bu etkinliklere semtin eski muhtarları, semtin yaşlıları, esnafları da sohbetleriyle katılır. Dilerim bu etkinliklerde yer alan söyleşiler Basmane’nin ayrılmaz parçası Kadifekale’deki manzara kahvelerden birinde ya da eskilerin anılarındaki unutulmaz Mumcu Kahve’de de düzenlenir. Ve son olarak dilerim ki kadınların semt evlerinde ürettiği el sanatı ürünlere Basmane etkinliklerinde değerlenme olanağı sağlanır.

Gönlümdeki Basmane

Basmane İzmir’in yaşayan en eski dokusunun görülebileceği ender yerlerden. Semt adını bugün Basmane Garı’nın bulunduğu yerde kurulmuş olan basma fabrikasından almış. Hanları, hamamları, Oteller Sokağı, çeşmeleri, arkeolojik alanları Agora ve Altınparkı, Kadifekalesi, kaleye çıkan daracık sokakları, o daracık sokaklardaki evlerin altındaki su yolları, gecekonduların temelleri altında uykuya yatmış stadyumu ve gün ışığına çıkarılmasına çalışılan Roma Tiyatrosuyla, su kanallarıyla, hazireleri, mescitleriyle kentin merkezinde saklı kalmış bir hazine, mücevhere dönmeyi bekleyen bir cevher Basmane.

“İzmir renkli bir mozaik” tümcesinin en canlı yaşandığı semt olan Basmane her zaman kente göçüp gelen farklı kültürlere sahip vatandaşlara ev sahipliği yapmış. Museviler, Rumlar, Giritliler, Arnavutlar, İzmirliler iç içe yaşamış yıllar boyunca bu zarif semtte. Cumhuriyetin ilk yıllarında İzmirliler için son derece önemli bir yerleşim alanı olan semtin sosyal dokusu, demografik yapısı zaman içinde değişmiş. Varlıklı ailelerin konakları otele dönerken, Girit’ten, Kavala’dan, Selanik’ten gelen göçmenlerin yerini zamanla Konyalılar, doğudan göç eden vatandaşlar almış.

Semtin taş, tuğla, kerpiçten, ahşaptan yapılmış avlusunda havuzları, badem taşları, yasemin, limon ağaçları, kuyuları bulunan zarif evleri yıpranmış, zamanla işlev değiştirerek atölyelere, tek gece konaklanan döküntü otellere dönmüş. Tavanlardaki zarif süslemeler sökülmüş, eli böğründelerin üzerinde salınan cumbalar yıkılmış, geleneksel mimarinin en güzel örneklerinin yer aldığı sokaklar kimlik değiştirmiş. Tatlı suların yürekleri ferahlattığı mermer çeşmelerden akan sular kurumuş, mermerler kırılmış. Ayakta kalmayı başaranlar ise seyyarların tezgahları arkasında kaybolmuş. Yorgun düşmüş Basmane.

Benim de çocukluğumda semtte oturan akrabalarımızı ziyaret etmek için ailemle sık sık gittiğim Basmane aslında öylesine İzmir ki, yolunuz düşüp de sakin sokaklarına daldığınızda büyülenmiş gibi oluyorsunuz. Kentin hızla değişen dokusu içinde zamanın içinde asılı kalmış bir film karesi sanki Basmane. Dolaşırken size başka bir boyuttaymışsınız hissi yaşatıyor sokaklar.

Çocuklar bilgisayar ekranlarının karşısında değil buralarda, yaşamın içinde. Erkek çocuklar hala pencerelerdeki demirlere ip gerip voleybol, yakan top, kız çocuklar kaydırak oynuyor buralarda. Kapı önlerinde yağ tenekelerine çiçekler dikiliyor, komşular pişirdikleri yemekleri “Kokmuştur, canın çeker” diyerek birbirlerine gönderiyor çocuklarla. Kapı önlerinde aceleyle çıkartılmış küçücük ucuz naylon terlikler evin nüfusuna ilişkin bilgi veriyor geçerken… Bakkallarda leblebi tozu, plastik taharet bidonları, kaçak çay, harflerin yeri değiştirilmiş ilk bakışta bildiğiniz markaları çağrıştıran çakma bisküviler, çikolatalar, toz deterjanlar satılıyor.

Eski dokusu değişse de, evlerden gelen kokular, tınılar farklılaşsa da, tanıdık yüzler buralardan gitse de, ayakta kalan mekanların hatırına insan istiyor ki, o daracık sokaklardaki zarif evlerin yüzü artık gülsün. Bahçelerde yeniden limon çiçekleri açsın, yasemin kokusu salınsın sokaklara.

Agora ören yerini, Altınpark kazı alanını gezenler Dönertaş Sebili’nden soğuk bir su içip soluklansınlar. Güvenli sokaklarında, ayakta kalmayı başarmış cumbalı evlerin ahşap oymalarını, taş işçiliklerini izleyerek, ağır ağır yürüyüp Kadifekale’ye çıksın. Çöp yığınları olmasın yollarda. Bu tarihi doku içinde turizmden para kazanabilsin insanlar, başka kentlerdeki gibi. Sattıklarıyla geçimlerini sağlayıp evlerinin apartmana yenik düşmesini engelleyebilsinler. Kadınlar çocuklarını okula yolladıktan sonra semt evlerinde okuma yazma öğrensin, ceplerine harçlık getirecek bir meslek edinebilsin özgürce.

Kale içinde nazlı nazlı dalgalanan bayrağın altında arkasına İzmir’i alıp fotoğraf çektirsin kenti ziyarete gelenler. İzmir’in en güzel manzarasının seyredildiği yerde demli bir çay içebilsinler gönül huzuruyla.

Zor mu bunu başarmak?

(Fotoğraflar: Hüseyin Erciyas)

Tarih: 12/10/2014
18160 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARIN KENT SÖYLEŞİLERİ
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri