Yazdır Arkadaşına gönder
Başarısız kent tiyatrosunun başarılı oyuncuları
Konuk Yazar
Konuk Yazar
Seçkin Öner
Gazeteci


25 yıldır yazı yazıyorum... Hiç demedim, ama şimdi diyorum: Ben dememiş miydim? Ben EXPO yoluyla kandırıldığımızı, kentte suni gündem yaratıldığını, bu gündem vasıtasıyla birilerinin ceplerini doldurduğunu, Milano'nun bizden üç kere daha şanslı olduğunu söylemedim mi?
Bu yüzden, üç yıldır hiç bir kuruş para almadan, sadece yazı işleri müdürleri genel yayın yönetmenleri, bilmem ne sorumluları sözde eski arkadaşlarım olduğu için devam ettiğim Yenigün Gazetesi'nden sadece bu yüzden istifa ettim... Çünkü kentin dükaları, "Kral Çıplak" diyen ve hayatı boyunca demeye devam edecek olan Seçkin Öner'e dayanamadılar... Dayanamadılar, çünkü bir takım çıkar yollarının kokusunu alan bir kalem oynuyordu sayfalarında...

Yakın dostlarım çok iyi bilir... Bunlardan birisi Yunus Karakaya'dır... Diğerleri ise gazete sütunlarıdır... EXPO ile ilgili aykırı iki üç yazardan biri olarak, Yenigün Gazetesi'nde "Bu EXPO iyi bir şey mi?", "Kimi kandırıyoruz" ve "Takım olamazsan" gibi yazılar gazetenin arşivinde duruyor... Nedense internet sitesinde bütün yazılar olsa da bu yazılarımızı çağırdığımız da nedense "server error" vermektedir... Neyse...

EXPO'nun kaybedilişine en çok ben üzüldüm... İddia ediyorum; en çok ben... Çünkü kaybedileceğini biliyor, gidilen yolun doğru olmadığını anlıyor, geçmişte yapılan EXPO'ları ve kazanımlarını hesap ediyor, bizim kent tiyatrosunun elemanlarını gerçekçi gözlerle gördüğüm için kahroluyordum. Bu kahroluş tamamen İzmir adınadır.

Yine herkes bilir ki İzmir için verdiğimiz savaş bize, yeri gelmiş kalemimizi, yazdığımız gazetemizi, konuştuğumuz televizyonumuzu kaybettirmiş, kent dükaları paranın gücüyle, paranın esiri olmuş, zavallı patronları etkileyerek bizi buralardan uzaklaştırmayı başarmıştır... İsterdim ki onlar haklı olsunlar... Ancak görüldü ki başarısızlar tiyatrosu bu oyunu da başarıyla tamamladı... Şimdi züğürt tesellileri ile avunuyorlar... Bu kentte "Bu mantıkla EXPO'yu alamayız" diyen bir Yunus Karakaya, bir de kendimi biliyorum... Ya da bunu ifade edebilen, "Kral çıplak" diyebilen...

Dünyanın en büyük hastalığı kendini dünyanın en büyüğü zannetmektir. Bizim köy ağaları, İzmir sınırlarının dışına çıktıklarında hiç bir şey olmadıklarını anlayamamakta, ya da bu durum işlerine gelmemektedir... Başarısız "kent tiyatrosu"nun başrol oyuncularını biliyoruz. Tek tek sayarız da. Kimisi medya dünyasından, kimisi siyaset kenesi, kimisi ticaretin"biti" dir...

Bazıları Ege TV'nin SKY TV nin, İzmir TV'nin ekranlarına çıkmak, "Bak ben de burdayım" demek için takla attılar... Bana göre komik oldular... Kimileri bir kurumun kasasından harcanan paralarla gazetecilik yaptılar. Bu Paris gezisi hediyesini hangi gazetecilik kuralına sığdırdılar, nerelerine yerleştirdiler bilemiyorum... Ama o parayla gittiler... Bizler yılbaşlarında gereksizce ve nedensizce bize emir vaki ile yollanan bir adet Vakko gömlek ile bilmem ne model kalemi iade ederken, Paris görme pahasına kabul edilen hediye gezilerin tahsilatı ne zaman yapılacak, onu da göreceğiz...

Şimdi fatura kesme zamanı... Ve faturayı TRT'ye, yılların spikeri Nermin Tuğuşlu'ya kesmeye kalkıyorlar... Yuh... Bir kez, hata TRT'nin değil, saat 18.53'te "kazandık" notunu düşen Anadolu Ajansı'nın... O saatlerde TRT'nin kalbinde, İzmir Televizyonu'ndaydım... Üzüntülerini, kahırlarını yaşadım... Gazetelere bakıyorum; yok "şaka", yok "kaybettirildik" falan...

Geçiniz efendiler, geçiniz... Bu 11 kişilik futbol takımında faturanın sadece kaleciye kesilmesine benziyor. Top buraya gelene kadar neredeydiniz, nerede? Yine mi medya kaybettirdi?... Yine mi medya hatalı? Yuh artık, yuh...

Bir başka zavallı kafa da "Başbakan burada neden değil kadeşim? Gelip kulis yapsaydı, kazanırdık" diyor... Bir buçuk yıldır geçtiğin yolun ne kadar boş ve loş olduğunu böylelikle kanıtlıyorsun işte... Tayyip Erdoğan'ı en önde eleştiririm. Her türlü karşısına çıkarım. Belki bu satırları yazacağımı rüyamda görsem inanmazdım ama, Tayyip Erdoğan'ın bu işte hiç bir hatası yoktur... Burada ki boş beyinlilik, oylamayı, sunuşların etkileyeceğini zannetmektir... İşte bu kadar... Yok son dakikada satan ülkeler olmuş da, yok kıçı başı oynayan memleketler varmış da... Ayıptır ayıp...
Bir kere, oyları delegelerin şahsiyetleri değil, devletlerin dış politikaları vermektedir. Yani oylarla ilgili talimatlar, delegasyona çoktan verilmiş, oylama şeklen yapılmaktadır. Ellerinde imzalı beyanlar ve taahhütler vardır... Oylama, sunum oylaması değildir. Delegasyon "popstar jürisi" değildir.

İşte beyinler böyle çalıştığı için başından beri hata hata üstüne yapılmış bu insanlar kandırılmıştır... Daha inanılmaz bir durum vardır. Bazı yalaka patrolanlar ve başyazarlar, insanları aylardır düşürdüğü tuzağa kimse uyanmasın diye söylemlerini "İzmir kazandı, en azından kendimizi tanıttık" gibi züğürt tesellilerine dönüştürdü... Kimi kandırıyorsun?..

20 milyon dolarlık ön çalışma parasından bahsediliyor. Sorsanıza; bu paraları kim harcadı? Hangi İstanbul ve Ankara şirketleri cebine indirdi. İzmirli tanıtım şirketleri neden ikinci üçüncü görüşmelere alınmadı... Ey gazeteciler, konuşsanıza, yazsanıza, hala mı, hala mı?...

Yazık... Bu çerçeve içerisinde gazeteciliğe daha doğrusu yazı yazmaya ara verme kararı aldım... Bu kentin kokuşmuş üçgenleri, zavallı dükaları, bunları göre göre, koltuğuna sıkı sıkı tutunup cebini doldurma kaygısındaki değerli meslektaşlarıma bundan sonraki hayatlarında başarılar, nice EXPO gezileri diliyorum...

En güzel fuar izmir fuarıdır, o da hemen Montrö'dedir... Onunla yetininiz... Bir de takip ediniz... Bu EXPO yu, Milano'daki sergiyi İzmir'den kaç kişi ziyaret edecek acaba... Siz de buradasınız, ben de. Allah ömür verirse takip ediniz. Bu davulları çalanlardan kaç tanesi EXPO'ya gidecektir... Parmakla sayalım bakalım...
Hadi size iyi EXPO'lar, hadi size yeni güle güle yeni hedefler, yeni oyuncaklar, yani kandırık mecraları dilerim... Başarısızlık tiyatrosunun başarılı figüranları...

Bu yazı http://www.haberinioku.net sitesinde yayınlanmıştır.

Tarih: 1/4/2008
7116 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri