Yazdır Arkadaşına gönder
Balkonu tasfiye, mahalleyi terk
Ercan Sever
Ercan Severİzmirli hayatı sokakta, balkonda yaşamayı severdi. Mahalle kültürünün tüm sıcaklığı ile hüküm sürdüğü on yıllar boyunca balkonlar, İzmirliler 'in evlerinin en çok kullandığı bölümleriydi. İzmir'de yaşayanlar artık kendilerini mümkün olduğu kadar sokaktan, mahalleden izole etmeye çalışıyor. İzolasyonu da artık kullanmağı balkonları aracılığı ile yapıyorlar.

Bu tespit derin kent gözlemine dayanmıyor. Üçyol'da, Hatay'da, Bornova'da kafanızı hafifçe kaldırın gördüğünüz tablo aynen bu olacaktır. İzmirliler 'in yeni yerleştikleri evlere yaptıkları ilk müdahale balkonları kapatmak oluyor. Hem de ne kapatmak? Zaten estetik olmayan binaların balkonları inanılmaz itici plastik doğramalar ile gelişigüzel kapatılıyor. Yüz binlerce YTL bedel ödenerek satın alınan evlerin balkonlarını kapatmak için en ucuz ama bir o kadar en çirkin yöntem bu.

Çevreye ilişmeden yaşamak

Balkonsuz yaşamak veya balkonu plastik kapsül haline getirerek yaşamak İzmir'in dün'ünde yoktu, bugün var. Balkonsuz yaşama tercihindeki farklı etkenlerinden en önemlisi sokağa güvensizlik. Abartılı ve çirkin doğramalar ile kapatılan balkonlar adeta evlerin güvenlik zaafı olarak algılanıyor ve hemen 'tahkim' ediliyor.

Büyük kentlerin giderek boyutlanan güvenlik problemi dışında çevreye ilişmeden yaşama arzusu da balkon ve kültürünün tasfiyesinin gerekçelerinden.

Balkon feda eden günümüz İzmirlisi'nin bu yöneliminde bir diğer etken ise sokak ve mahalleler artık yaşamın soluklandığı yerler değil sadece geçit noktaları. Kaldırımlarımız zaten işyeri ve araç işgali altında. Kaldırımlarda karşılaşan komşuların, ayaküstü dedikodu kazanını kaynatmalarına tanık olamıyoruz. Balkondan balkona sohbet eden teyzeleri görmeyeli yıllar oluyor. Yine balkonlarda şölen havasında yapılan kahvaltılar çoktan unutuldu. Evlerinde playstation başındaki çocuklar, sokakta ip atlamıyor veya seksek oynamıyor. Mahalle delikanlılarının sevdikleri kızlara kendilerini gösterme adına volta attıkları yol kenarları 'no person zone' konumunda. Buca'dan üzüm, Urla'dan zeytin getiren sokak satıcıları çoktan nostalji ögesi oldular. Her biri adı konulmamış komşu rekabetinin anıtı gibi dallanıp, boylanan çiçekler artık sadece plastik ve kauçuktan yapılıyor. Yani sokak, mahalle denilen 'gerçek zamanlı' tiyatro sahnesinin locası konumundaki balkonlar artık evlerin sadece ardiyesi.

Değişen İzmirli profili

Balkonsuz yaşam tercihinin baskın hale gelmesi bir günde gerçekleşmedi. Darbe yılı 1980'deki siyasal türbülans, kent yaşamı anlamında da kırılma noktası. Bu yıl ile birlikte toplumun yaşadığı travma sosyal, kültürel alışkanlıkları sarstı. Hızını geçen her gün artıran göç İzmirli profilini değiştirdi. Kaçınılmaz bu göç olgusu ile sürüklenen yeni İzmirliler, uyum konusunda çok da istekli davranmadılar. Üstelik gelenlerin önemli bir bölümü evlerin yüksek duvarlar ile çevriliği olduğu yerleşkelerden geldiler. Onların bir çoğuna göre hayatı balkonda, sokakta yaşamak ayıplı bir haldi. Ayrıca yeni gelmenin yarattığı 'yabancı ürkekliği' büsbütün yeni İzmirliler'in balkonlara mesafeli yaklaşmasını doğurdu.

Balkonsuz da İzmir yaşanabilir ama İzmir gibi değil. Sokak ile hayat ile barışık balkonların olmadığı İzmir ancak şüphe ve tehdit algılamalarının kenti olur. Yine de kenttir ama Akdenizli, Egeli değildir. Unutulan değerler ajandasının ilk maddelerinden olan mahalle kültürümüze ve balkonlarımıza tekrar kavuşma umudu ile...

Tarih: 12/2/2008
7353 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri